(492 S. K. m. 30, 32) (23. HD. 10.02.2014 T. 2013/7455 E. 2014/858 K.)
Dava: Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali, üyeliğin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkili İ. D.'ın davalı kooperatifin ortağı iken kooperatif yönetimince 18.7.2010 tarihli kararla ihraç edildiğini, 10.2.2008 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında kesin hesap şerefiye bedeli ve aidatla ilgili olarak müvekkilinin davalı kooperatife hiçbir borcu kalmadığından dolayı 5.1.2009 tarihli ibraname verildiğini, müvekkilinin ortaklığını 24.3.2010 tarihli hisse devir sözleşmesiyle diğer davacı müvekkili H. M. T.' a devrettiğini, davalı kooperatif tarafından borcu bulunan ve haksız yere dava eden üyeliğin devrinin mümkün olmayacağının bildirildiğini, ortaklık devrinin kooperatifin herhangi bir organının kabul veya tasdikine bağlı olmadığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkili İ. D.'ın üyelikten ihraç kararının iptaline ve müvekkili H. M. T.' un davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ayrı dava açması gerektiğini, ayrıca kooperatife üyelik devriyle ilgili usulüne uygun bir başvuru olmadığını, davacıların kooperatife olan borçlarını ödememek için muvazaalı olarak devir işleminin gerçekleştirildiğini, davacı İ. D.'ın ihtarlara rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle yönetim kurulunun usulüne uygun kararıyla ihraç edildiğini, hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; genel kurul kararına dayanmadıkça kooperatif ortaklarının ileriye dönük olarak aidat borçlarından ibra edilemeyeceği, aksinin eşitlik ilkesini bozacağından bu ibranamenin genel kurul tarafından onaylanmadığından geçersiz olduğu, peşin ödeme yapmak suretiyle üye olduğuna dair herhangi bir karar da olmadığından diğer üyeler gibi hesaplanan borcu ödemek zorunda olduğu, çıkarılan borç miktarlarında da yanlışlık olmadığı ve ihtarlara rağmen bu davacının parasal yükümlülükleri yerine getirmediğinden davacı İ. D.'ın üyelikten ihracının yasaya ve anasözleşmeye uygun olduğu, davacının diğer davacı H. M. T.'a 24.3.2010 tarihinde üyeliğini devrettiği, ancak bunu kooperatife bildirmediği, davacılar arasındaki devir işlemi davalı kooperatiften gizlendiğinden dürüstlük kuralına aykırı olarak önceki üye hakkında başlatılan ihraç prosedürünü neticesiz bırakmak amacıyla devir işleminin yapıldığı, kaldı ki, devir alan davacı H. M. T. üyeliği tüm hak ve vecibeleriyle devraldığından önceki üye İ. D. hakkında kooperatifçe başlatılan ihraç prosedürünün diğer davacıya da etkili olduğu, İ. D. hakkındaki ihraç prosedürünün tamamlanmasına kadar üyelik devrini kooperatife bildirmeyen davacı H. M. T.'un, ihraç kararından sonra üyeliği devir aldığına dair iddiasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1) Davacı İ. D.'a dair hükme yönelik temyiz itirazları bakımından;
a)Dava, davacı İ. D. yönünden kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Davadaki talepler itibariyle davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gözönünde bulundurularak davacılardan dava açılırken ayrı ayrı başvurma ve peşin karar ve ilam harcı alınması gerekir. 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 32. maddeleri uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe, müteakip işlemler yapılamaz. Mahkemece, eksik harcın re'sen tamamlatılması için anılan Kanun'un 30. maddesi uyarınca davacıya süre verilerek re'sen eksik harcın tamamlatılması, harç ikmal edildiğinde, yargılamaya devam edilmesi, aksi halde dosyanın işlemden kaldırılması, üç ay içinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, hangi davacı için yatırıldığı anlaşılamayan sadece bir davacı için gerekli harçların yatırılmış olduğu hususu gözardı edilerek, anılan davacı için de yargılamaya devamla hüküm kurulması doğru olmamıştır.
b)Kabule göre; dosyada mevcut anasözleşmenin 14/2. maddesinde parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktiren ortaklara ihtarname gönderilmesi gerektiği öngörülmüştür. Davalı kooperatif tarafından keşide edilen 25.1.2010 tarihli ve 01861 yevmiye numaralı 1. ihtarnamede, ödenmesinde 30 gün gecikilmemiş olan Aralık ayı şerefiye bedeli de dahil edilerek 31.12.2009 tarihi itibariyle hesaplanan anapara ve temerrüt faizi borcunun ödenmesi istenilmiştir. Bu durumda, muaccel olmayan şerefiye borcunun da yer aldığı bu ihtarnameye dayanılarak verilen ihraç kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2) Davacı H. M. T.'a dair hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, davacı H. M. T. yönünden kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı H. M. T.'un davalı kooperatife karşı ileri sürdüğü devir yoluyla ortaklık hakkını kazanmış olduğu yönündeki iddia ve isteminin kabul edilebilmesi, öncelikle ortaklık hakkını devraldığı İ. D.'ın ortak olmasına bağlı bulunduğu, diğer anlatımla ihraç kararı kesinleşen ortağa devredebileceği bir üyelik hakkı da kalmayacağı ve devir yoluyla üyeliğin geçmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, bu davacı yönünden dava tefrik edilip ayrı bir esasa kaydedilerek İ. D.'la ilgili üyelikten ihraç kararının iptali istemi hakkındaki kararın kesinleşmesi beklenip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bu davacının isteminin de diğer davacının istemiyle birlikte ele alınıp, karara bağlanması doğru olmamıştır.
3) Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1-a) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, aynı vekil eliyle açılan, kooperatif üyesi İ. D.'ın kooperatifçe alınan ihraç kararının iptaliyle ihraç öncesi 24.3.2010 tarihinde kooperatif hissesini devrettiği H. M. T.'un üyeliğinin tesbiti istemidir.
Dairemizce yapılan inceleme sonucu, 1 numaralı bent kabule göre başlığı altında muaccel olmayan şerefiye borcunun yer aldığı ihtarnameye dayanarak verilen ihraç kararının iptaline karar verilmesi gerekirken... denilmek suretiyle İ. D.'ın ihraç kararının iptali gerektiği hususuna değinilmiştir. İ. D.'ın ihraç kararının iptali sonucu olarak ta şartların mevcut olması halinde diğer davacının üyeliğinin tesbiti gerektiğine işaret edilmiştir.
Davaların aynı ve birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır ve bu davalar H.M.K.nın 166/1. maddesi gereğince birleştirilerek görülür. Davacı M. D.'ın üyelik tesbit istemi, davacı İ. D.'ın ihraç kararı iptali istemine doğrudan doğruya bağlı olup, her iki davanın birlikte görülmesi yasa hükmü gereğidir. H.M.K.nın 167. madde başlığı altında davaların ayrılması düzenlenmiş ve düzenleniş amacıda yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak olarak gösterilmiştir. Somut olayda, böyle bir durum olmadığı gibi, davacı İ. D.'ın ihraç kararının iptaline karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiş olması karşısında, herhangi bir kamusal yarar ve zorunluluk olmaması, hak aramada zaman ve masraf kayıpları da düşünüldüğünde davanın ayrılması ve yeni bir esasa kaydı yönündeki davacı H. M. T.'a yönelik sayın çoğunluk görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy