(4857 S. K. m. 25) (22. HD. 25.09.2014 T. 2014/17341 E. 2014/25741 K.)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini işlemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Hacıoğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı sebeple yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işveren tarafından davacı işçinin iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli bir sebeple feshedildiğinin kanuni ve yöntemince ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından kanuni süresi içinde temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde operatör olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin ise 20.07.2013 tarihli yazılı fesih bildirimi ile habersiz, ve mazeretsiz devamsızlık yaptığı, görev yerini terk ettiği, bu hususta yapılan uyarılar karşısında tartışma çıkardığı gerekçe gösterilerek iş sözleşmesinin haklı sebebe dayalı olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25 II. maddesi uyarınca feshedildiği ve davalı işverenin feshe gerekçe olarak gösterdiği davacı işçinin davranışlarına dair tutanak ve belgeleri ibraz ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı işverenin gösterdiği deliller değerlendirilerek davacı davranışlarının haklı fesih olmasa bile geçerli fesih sebebi oluşturup oluşturmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece tüm bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.01.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
5. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2013/536
KARAR NO: 2013/676
DAVA: Tespit (İşe İade İstemli)
DAVA TARİHİ: 06.08.2013
KARAR TARİHİ: 14.11.2013
Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit (İşe İade İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 13/01/2008 tarihinde işe başlamış olup, üretim bölümünde operatör olarak çalışmakta iken; davalı iş veren tarafından 20/07/2013 tarihinde, işten çıkartıldığı ve iş akdinin feshine ilişkin yazılı bildirimin noter marifeti ile kendisine gönderileceğinin sözlü olarak bildirildiğini, artık iş yerine gelmemesinin söylendiğini, davacıya bu güne kadar herhangi bir bildirimin gelmediğini, davacı tarafından yapılan araştırmada, bildirimin eski ev adresine gönderildiğinin ve ancak yeni adresin davalı şirket tarafından bildirilmesi halinde fesih bildiriminin yemden tebliğe çıkarılabileceğinin Noter tarafından söylendiğini, davalı iş yerinin de söz konusu fesih bildirimini davacı müvekkil tarafından ihtirazı kayıt konulmaması kaydı ile elden verebileceğini söylediğini, bunun üzerine davacının haklarını zayi edebilecek bu talebi kabul etmediği için yazılı fesih bildirimini almadığını, davalı işverence; davacı müvekkilin iş akdi sözlü olarak feshedilirken herhangi bir gerekçe gösterilmediği gibi ne öncesinde ne de bu güne kadar davacıdan herhangi bir yazılı savunmanın davalı işveren tarafından istenmediğini, 4857 sayılı iş kanununun 18 m 1. fıkrasına göre; iş verenin geçerli bir sebebe dayanarak iş akdini feshetmek zorunda olduğunu, davada ise işverenin geçerli bir sebebe dayanmadığı gibi, davacı müvekkilin işten çıkarılmasını gerektirecek herhangi bir durumun da söz konusu olmadığını. iş güvencesini tanımlayan 4857 sayılı iş kanununun 19. maddesi uyarınca; davacı işçinin işe iade talep hakkı bulunduğunu, bu dava da iş kanunu 20. md. gereği ispat yükünün davalı işverene ait olduğunu, bildirip; davalı işveren tarafından yapılan feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya fesih bildiriminde açıkça iş akdinin fesih nedeninin belirtildiğini, davacının bu fesih bildirimini tebliğ almayı kabul etmediğini, bu hususun tutanak altına, alındığını, fesih bildiriminin noter aracılığı ile gönderilmek islendiğini ancak davacının ikametini değiştirmesinden dolayı tebliğ edilemediğini, davacının gerekli adres bildirimini de yapmadığını, davacının Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüğüne şikayeti üzerine yapılan incelemede de davalı işveren firmanın fesih bildiriminde bulunmuş olduğunun tutanak altına alındığını, davacının iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini, davacının 29/06/2013 ve 08/07/2013 tarihlerinde habersiz ve mazeretsiz olarak devamsızlığının mevcut olduğunu, ayrıca 01/07/2013 tarihinde de lavaboya giderek uzun süre gelmediğini bu hususta şirket içinde tartışma çıkardığını ve işyerini keyfi olarak saat 18:30 terk edip 19:15 de geri geldiğini, tüm sebepler bir arada değerlendirildiğinde davacının iş akdinin haklı nedenle ve hukuku uygun olarak feshedildiğini bildirip davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER:
- Davacının SGK hizmet döküm cetveli ve dönem bordroları muhteviyatı.
- Davacının işyeri şahsi dosyası muhteviyatı.
- Davalı işverene ait SGK kayıtları.
- Tarafların dosyaya sunduğu diğer belgeler ve tüm dosya muhteviyatı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ VE VİCDAN KANAAT:
Tüm dosya muhteviyatı nazara alındığında: İşçinin 4857 sayılı kanunun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenen iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için eş yerinde en az 30 aşçı çalışması, işlemin en az 6 ay kıdeminin bulunması ve işletmenin bütününü sevk ve idare eden veya iş yerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda olmaması gerekir.
İş sözleşmesi feshedilen işçi tarafından aynı kanunun 19. maddesi uyarınca fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde İş Mahkemesi'nde dava açılması gerekir.
İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.
İşverenin sözü edilen kanunun 25. maddesinin (II.) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklı kalmak şartıyla hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan bir işçinin belirsiz belirsiz süreli iş sözleşmesini işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.
Görülmekte olan dava ile ilgili olarak davacının 4857 sayalı İş Kanunu'nun 18. maddesindeki şartları taşıdığı, davalı işyerinde fesih tarihi itibariyle 30u aşkın işçi çalıştığı gibi davacının da 6 aya aşkın kıdeminin bulunduğu, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcısı ya da işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz süreli olduğu, fesih tarihi olan 20.07.2013 tarihinden itibaren yasal 1 aylık suresinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayandırılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanununun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen sebepler niteliğinde olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içerisinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
Davalı işveren davacının iş akdini 2007/2013 tarihinde "...29.06.2013 ve 08.07.2013 tarihlerinde herhangi bir mazeret belirtmeden ve haber vermeden işe devamsızlıkta bulunduğunuz ayrıca 01.07.2013 tarihinde ise lavaboya giderek uzun süre gelmediğiniz bu hususla uyanlara karşılık vererek tanıştığınız, ayrıca saat 18:30 da işyerini keyfi olarak terk ederek saat 19:15 de gen geldiğiniz tespit edilmiştir. Bu hareketiniz ile ne yapmak istediğiniz anlaşılamamakladır. Ancak şirketimizin bu tarz keyfi olumsuz davranışlara daha fazla tahammül göstermesi mümkün değildir. Bu nedenle iş sözleşmeniz 4857 sayılı İş Yasasının 25/II-d. e. g. ve h uyarınca haklı sebeple derhal ve tazminatsız olarak feshedilmiştir... " fesih ihbarnamesi ile feshettiği ayrıca ihbarnamenin İzmir 30.Noterliği aracılığı ile de davacıya tebliğ edildiği andırılmış olup öncelikle davalı işverene dava dilekçesi ve tensip tutanağının usulüne uygun olarak 03/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği halde davalı vekilinin 6100 sayılı HMK nın 127.maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak yasal iki hatla süre geçtikten sonra 26/09/2013 tarihinde cevap dilekçesini ve delil listesini sunduğu, ek süre talebinde de bulunmadığı, davacı vekilinin de süresinde verilmeyen cevap dilekçesi ve delilleri kabul etmediğini beyan ettiğinden davalı vekilinin süresinde verilmeyen cevap dilekçesi ve delil listesi mahkememizce kabul edilmemiş olup aynı Yasanın 128. maddesindeki düzenleme doğrultusunda davalı tarafın davacının dava dilekçesinde ilen sürdüğü vakaların tamamını inkar etmiş sayılacağı yönünde değerlendirme yapılmış ve davalı tarafın delillerinin toplanması ve tanıkların dinletilmesi talebinin de yukarıdaki gerekçeler doğrultusunda reddine karar vermek gerekmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 25/11-d, o, g, h maddelerinde "...işçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84.maddeye aykırı hareket etmesi işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğru ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması... işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına 2 iş günü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi... işçinin yapmak ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar edilmesi..." düzenlemeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde davacının fesih ihbarnamesinde belirtildiği üzere 29/06/2013 ve 08/07/2013 tarihlerinde herhangi bir mazeret belirtmeden ve haber vermeden işe devamsızlıkta bulunulduğu iddia edilmiş ise de yasal düzenleme doğrultusunda devamsızlığın ard arda iki iş günü yapılmadığı gibi bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü devamsızlık yapılmadığı ve bu fesih sebebinin uygulanmasının mümkün olmadığı ayrıca aynı Yasanın 26.maddesindeki düzenleme doğrultusunda son devamsızlığın yapıldığı günden itibaren 6 iş günü içerisinde de işveren tarafından fesih haklanın kullanılmadığı, yasal süre geçtikten sonra kullanıldığının belirlendiği, fesih ihbarnamesinde belirtildiği üzere davacının 01/07/2013 tarihinde lavaboya giderek uzun süre gelmediği bu hususla uyarılara karşılık vererek tartıştığı, saat 18.30 da işyerini keyfi olarak terk ederek saat 19.15 de geri geldiği yönlerindeki iddiaların ise davalı işverenlikçe somut delillerle ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı gibi davacının bu eylemleri nedeniyle savunmasının alındığı yönünde bilgi ve belge de sunulmadığından bu iddialar da mahkememizce yerinde görülmemiş fesih sebebi olarak gösterilen İş Yasasının 25 II-d ve e maddelerinin ihlali yönünde fesih ihbarnamesinde açık bir bilgi verilmediğinden bu iddiaların da soyut düzeyde kaldığı, netice itibariyle davalı işverenin davacının iş akdini haklı ya da geçerli sebeple feshettiği yönündeki iddiasını ispatlayamadığı hususlarında mahkememize tam bir vicdani kanaat geldiğinden davanın kabulü ile ayrıntısı hüküm fıkrasında gösterildiği üzere feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin açmış olduğu davanın KABULÜ ile: feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
2- Davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdimi davacının 4 aylık brüt ücret tutarında BELİRLENMESİNE,
3- Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakların davalıdan tahsili gerektiğinin TESPİTİNE,
4- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına
5- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kendisini vekile temsil ettiren davacı lehine 1.320,00 -TL vekalet ücreti takdirine, davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
6- Davacının yapmış olduğu 81,20 TL. yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına.
Dair verilen karar tebliğden itibaren 8 gün içinde Yargıtayda temyiz yolu kabul olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 14.11.2013 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy