(4721 S. K. m. 6, 194, 1023) (YHGK 24.04.2013 T. 2012/2-1567 E. 2013/579 K.) (2. HD. 06.11.2014 T. 2014/22708 E. 2014/21773 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği düşünüldü:
Karar: Tüm dosya kapsamından; davaya konu İstanbul ili Sarıyer İlçesi 974 ada 127 parselde kayıtlı taşınmazın paylı mülkiyete tabi olduğu ve 1/2 payının davacı, 1/2 payının ise davalılardan C. J. K. adına kayıtlı bulunduğu, C.'nin, taşınmazdaki 1/2 payı üzerine 4.8.2009 tarihinde diğer davalı B. E. lehine 3.500.000 TL bedelli ipotek tesis ettirdiği, davaya konu olan bu ipotek dışında C.'nin payı üzerinde başka ipoteklerinde bulunduğu, 4.8.2009 tarihinde tesis edilen ipotek sebebiyle B. E tarafından 11.5.2011 tarihinde C. aleyhine, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği ve satış aşamasına gelindiği, 16.1.2012 tarihinde satış için gün verildiği, bu aşamada davacı tarafından 4.1.2012 tarihinde eldeki bu davanın açıldığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve davalılardan Bedirhan'ın kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Aile konutu; eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdikleri, yaşantılarına buna göre yön verdikleri, acı ve tatlı günlerini içinde yaşadıkları, yaşam faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları mekan olup, tektir.
Dosya içerisinde bulunan, faklı dosyalara ait 16.10.2009, 23.6.2011, 9.1.2012, 13.3.2012 tarihli haciz ve kolluk tutanakları, Marsilya Başkonsolosluğunun 20.6.2011 tarihli Seyahat Belgesi, taşınmaza ait su, elektrik ve doğalgaz faturalarının 2006 2011 yılları arasındaki kullanım detayları ve bir kısım tanık ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacıyla davalılardan C.'nin ipotek ve dava tarihinde başka bir konutta ikamet ettikleri, davaya konu gayrimenkulün aile konutu olma vasfını yitirdiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, ipotek tarihinde tapu kütüğünde taşınmazın "aile konutu" olduğuna dair bir şerh bulunmadığına göre, lehine ipotek tesis edilen davalılardan B.'ın kazanımı iyiniyetli olması halinde korunur (T.M.K.md.1023). Zira, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesiyle tapuya güven ilkesine bir istisna getirilmiş değildir (H.G.K.nun 24.4.2013 tarih, 2012/2-1567 Esas, 2013/579 Karar sayılı ilamı). Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre, lehine ipotek tesis edilen B.'ın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia eden davacıya düşer (T.M.K.madde 6). Dosya içindeki belge ve delillerden, lehine ipotek tesis edilen B. E.'in kötüniyetli olduğu kanıtlanamamıştır. O halde, tapuya güven ilkesini esas alan Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi koşulları da işlem tarafı olan davalı B. lehine gerçekleşmiştir.
Bu açıklamalar ışığında davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla, 10.7.2014 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy