(3402 S. K. m. 18, 22) (1086 S. K. m. 237, 445)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulü yolunda kurulan 12.9.1991 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.2.1994 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Orman Yönetimi vekili Av. Harika Kuş ile karşı taraftan davacılar vekili Av. Ahmet Kahraman geldiler, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içerisindeki tüm belgeler incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: Antalya, Merkez Hurma Köyü, Kumsal mevkiinde yer alan 36.400 metrekarelik 273 parsel sayılı taşınmaz, Nisan 1946 tarih, 70 numaralı tapu kaydı kapsamında ise de; 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilen orman niteliğinde bulunduğundan bahisle, malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiş; tespite, Azize Kahraman itiraz etmiş; mahkemece, 16.725 metrekare kesimin, kamulaştırma sebebiyle intifaı Bayındırlık Bakanlığına ait olmak üzere, Hazine adına; 19.625 metrekare kesim hakkındaki Azize Kahraman davasının kabulü ile bu bölümün adına tescili yolunda kurulan ilk hükmün, Hazine ve Orman yönetiminin temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince kumluk alanın uzman bilirkişi aracılığı ile belirlenmesi; 3116 Sayılı Yasa uyarınca yapılan tahditle yetinilmeyip, taşınmazın 4785 Sayılı Yasa karşısındaki durumunun da incelenmesi gerektiğine işaretle bozulmuş; bozmaya uyan mahkeme bu sefer, kamulaştırılan alanla ilgili istek hakkında görevsizliğe; Azize Kahraman davasının kabulüne hükmetmiştir. Bu hüküm de adı geçen Kurum ve Kuruluş tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 4.7.1979 günlü ilamı ile hükmün görevsizliğe yönelik bölümünü onamış; Orman yönetimi itirazı bakımından, sadece bozmadan sonraki keşif ve raporun hükme esas alınmasının daha önce yapılan keşiflerden sonra verilen ve taşınmaz üzerinde orman ağaç ve bitki örtüsünün varlığından söz eden raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin doğru olmadığına; son raporun bilimsel incelemeye dayalı olduğunun da anlaşılamadığına işaretle hükmü bozmuş; bu bozmaya da uyan mahkeme, şimdi temyiz incelemesine konu olan kararı ile Antalya Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 985/100 Esas sayılı dosyasında verilen 6.4.1987 gün ve 987/230 sayılı kararla taşınmazın orman tahdit sınırı içerisinde bulunduğu hususu hükme bağlanmış ve karar kesinleşmiş ise de; eldeki dava sebebiyle orman tahdidinin kesinleşmeyeceğini; yapılan incelemede taşınmazın orman olmadığının saptandığını belirterek, gerçek kişilerin davasının kabulüne ve çekişmeli parselin Azize Kahraman mirasçıları adına tapuya tesciline karar vermiş; hüküm, davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan deliller, yazılı biçimde hüküm kurulmasına elverişli değildir. Delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki:
Eldeki dava, 12.11.1955 günü tutulan tutanağa karşı, Azize Kahraman tarafından verilen 12.1.1956 günlü dilekçe ile açılmış; dava aşamasında taşınmaz, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik hükümleri uyarınca orman tahdit sınırı içerisine alınmıştır. Buna karşı davacı Azize Kahraman mirasçıları, çekişmeli yerin murislerinin tapusu kapsamında bulunduğu ve işlemin ikinci tahdit niteliğinde olduğu savı ile Danıştay 8. Dairesinde orman tahdidine itiraz davası açmışlar; Danıştay'ca verilen görevsizlik kararından sonra, Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava, itirazın süresinde yapılmaması sebebiyle orman tahdidinin 31.1.1980 günü kesinleştiği gerekçesiyle reddedilmiş; hüküm, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanarak, kesinleşmiştir.
Daha önce açılmış bir dava varken ve bu dava henüz görülmekte iken yapılan orman tahdidinin kesinleşmeyeceğine dair görüş, 6831 Sayılı Yasanın 2896 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesiyle orman sınırlamasına itiraz davalarının adliye mahkemelerine görülmesi hükmüne yer verilmesi; 3373 Sayılı Yasa ile bu tür davalara bakmakla kadastro mahkemelerinin görevli kılınması ve nihayet, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesiyle anılan mahkemelerin kurulmuş bulunması sebebiyle doğrudur ve bu kural, henüz kesinleşmemiş bulunan davalar için uygulanması gereken bir husustur. Ancak, Orman Yönetimi ile davacı gerçek kişilerin taraf olduğu Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde, dava tarihinde yürürlükte bulunan yasal prosedüre uygun biçimde açılan davada verilen ve orman tahdidinin 31.1.1980 günü kesinleştiğini vurgulayan karar, H.U.M.Y.'nın 237. maddesi uyarınca tarafları bakımından kesin hüküm teşkil eder ve çekişmeli 273 parsel sayılı taşınmazın, kesinleşmiş orman tahdit sınırı içerisinde orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve taşınmazın niteliğinin araştırılması için artık başkaca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmaması bakımından tarafları bağlar ve Usul Hukukunun diğer kuralları karşısında öncelik alır. Böylece, bozmaya uyulmakla, taşınmazın niteliğinin mahkemece araştırılması gerektiği hususunun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği yolundaki kuralın uygulanmasına olanak kalmaz. Zira Kanun Koyucu, kesin hüküm müessesine yer verirken, kesinleşmiş mahkeme kararlarına saygılı olma; tarafları, konusu ve hukuki sebepleri aynı olan bir dava sonunda kurulan hükmün, taraflar arasında henüz sonuçlanmamış bir başka davada yeniden incelenmesine olanak verilmemesi düşüncesinden hareket etmektedir. Kesin hükmün mevcudiyeti halinde, buna dayanan taraf ispat külfetinden kurtulduğu gibi; karşı taraf, kesin hükmün konusunu oluşturan durumun aksini ispat imkanından da mahrum kalır. Kanun Koyucu, yukarıda değinilen düşüncelerle, öngördüğü bu müesseseyi sadece bir kural olarak benimsemekle yetinmemiş, müeyyidesini de H.U.M.Y.'nın 445/10 maddesinde göstermiştir. O halde; mahkemece, kesin hükmün varlığı dikkate alınmak suretiyle, davanın reddi ve kesinleşen orman tahdit sınırı içerisinde kaldığı belirlenen yerin, 3402 Sayılı Yasanın 22/son maddesi uyarınca, orman niteliği ile siciline aktarılması yolunda karar verilmesi gerekirken, olayına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı biçimde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın isteği halinde iadesine, duruşmada hazır bulunan mümeyyiz vekili için dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.000 lira vekillik ücretinin davacı gerçek kişilerden alınarak, Orman Yönetimine ödenmesine, 12.4.1994 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy