(6831 S. K. m. 1/F)
Taraflar arasındaki orman sınırlandırılmasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle; süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Orman Yönetimi 28.3.1986 günlü dilekçe ile açtığı davada 2278 parselin orman kadastrosu sırasında orman sınırları dışında bırakıldığını; oysa ki, orman sayılan yerlerden olduğundan tahdidin iptali ile orman sınırı içine alınmasını talep etmiştir.
Yerel Mahkemece, taşınmazın 4785 sayılı Yasadan sonra tapulamaca davalı adına tescil edildiğini, askı ilanına itiraz edilmediğinden, oluşan tapu kaydının tarafları bağlayıcı nitelikte olduğunu; bu nedenle, Orman Yasasının 1/F maddesine göre orman sayılmayacağından, davanın reddine karar verilmiştir.
Yerinde yapılan keşifte bilgisine başvurulan uzman orman bilirkişisi gerekçeli raporunda taşınmazın memleket haritasında maki florası ile kaplı olduğunu, su ve toprak muhafaza karakteri taşıdığından Yasanın 1/J maddesinin kapsamı dışında ve orman sayılan yerlerden olduğunu duraksamayı gerektirmeyecek biçimde açıklamıştır. Bu açıklama karşısında taşınmazın öncesinin orman olup, ormandan açıldığının kabulü gerekir.
Tapulama sırasında dava konusu taşınmazın davalı taraf adına senetsizden tespit edildiği ve tapu oluşturulduğu yönü de tartışmasızdır.
Orman Yönetiminin tapulama tespitine itiraz etmemesi sonucu oluşan tapu kaydının yönetimi bağlamayacağı gibi, yönetimin davalı adına oluşan bu tapu kaydının iptal isteğini de engelleyici hiç bir yasal hüküm yoktur. Olayda, Orman Yasasının 1/F maddesinin uygulanabilmesi için taşınmazın öncesinin orman veya orman açması olmaması gerekir. Öncesi orman olan taşınmazlarda zilyedlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazanma olanağı olmadığı gibi, üzerindeki orman örtüsü yok edilse bile toprağının orman toprağı olarak kabulü gerekir (HGK. 15.6.1968 tarih, 8/349 E., 458 K.).
Ormandan tapu kaydı ve zilyedlik nedeniyle toprak kazandırmayı hükme bağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili hükümleri Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiğinden, ormandan toprak kazanılamayacağının kabulü gerekir. Açıklanan olgular karşısında davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Yönetimin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.11.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy