(3402 S. K. m. 4, 16, 22) (766 S. K. m. 2)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda; davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi, Hazine ile davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Tapulama Mahkemesince, 28.08.1970 gün ve 1967/1 Esas, 1970/114 karar numaralı ilamında çekişme konusu 135000 m2 miktarındaki 7 parsel numaralı taşınmazın 83160 m2'si kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından, bu bölümün 766 sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tapulama dışı bırakılmasına; bakiye kalan 51840 m2'lik bölümün ise, davalı gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş olup; bu karar, sadece Hazinenin temyizi üzerine 7.Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bozmadan sonra yerel mahkeme, bu defa, aynı taşınmazın 83160 m2 bölümünü orman niteliği ile Hazine adına tescil etmiş; bakiye kalan 51840 m2'lik bölümünü ise, davalı gerçek kişiler adına tesciline karar vermiş olup; yerel mahkemece verilen ve yukarıda tarih ve numarası belirtilen hüküm, davacı Orman Yönetimi ile gerçek kişi davalılar tarafından temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmiştir. Son verilen hükümle, Orman Yönetimi ve gerçek kişi aleyhine yeni bir durum yaratılmadığından, temyiz eden Orman Yönetimi ve gerçek kişilerin temyiz isteklerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Maliye Hazinesinin, taşınmazın 51840 m2'lik bölümüne yönelttiği temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, 28.08.1970 günlü hükmün Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 7.Hukuk Dairesince, aynen "tapulama sırasında 7 parsel sayılı 135000 m2 miktarındaki gayri menkul tapu kaydına ve irsen intikale istinatla Emine ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Bu tespite karşı, Hazine ve Orman Yönetimi orman olduğundan bahisle itiraz etmişlerdir. Tapulama Müdürlüğünce nizalı parsel hakkında asliye hukuk mahkemesinde dava olduğu belirtilerek, tutanak tapulama mahkemesine tevdi olunmuştur. Daha önce davacı Mehmet ve Emine tarafından davalılar Orman ve Hazine hasım gösterilmek suretiyle asliye hukuk mahkemesine açılan ve orman tahdidinin iptaline mütaallik olan davanın yapılan muhakemesi sonunda redle neticelendiği ve kesinleştiği 1962/975 esas sayılı dosya ile tespit olunmuş ve bu dosya celb edilerek, dosya içerisine konmuştur. Mahkemece, Hazine ve Orman Yönetimine ait itirazların kısmen kabul, kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Nizalı parselin bulunduğu bölgede orman tahdit ve kadastrosu yapılıp kesinleştiği dosya muhtevası ve karşılık yazı ile tespit edilmiştir. Lehlerine tapulama tespiti yapılan Emine ve Mehmet tarafından orman tahdidine vaki itirazın redle neticelendiği asliye hukuk mahkemesi ilamı ve müstenidi dosyada açıklanmıştır. Tahdide tabi tutulan bölgelerde bir yerin orman olup olmadığı tahdit harita ve mazbatasının yerine uygulanmasıyla belirtilir. Nizalı parselin 83160 m2'lik kısmının orman tahdit mazbata ve haritası içerisinde kaldığı kayıt örneği keşif, mahalli bilirkişi mütalaaları mütehassıs bilirkişilerin kroki ve raporlarıyla tespit edilmiştir. Davalı tarafın dayandığı tapu kaydı muhtevasının orman tahdidi sırasında orman mefhumuna dahil edilip, tahdit haritası içerisine alındığı ve kayıt sahipleri tarafından ileri sürülen itirazın da redle neticelendiği; buna taalluk eden nizaın tahdit harita ve mazbatasında kalan 83160 m2'lik kısma dahil bulunduğu, tahdit mazbata ve haritası dışında kalan 45760 m2'lik kısım hakkında sadır olmuş bir hüküm bulunmadığı tespit edildiğine göre, davacı Hazinenin bu hususlara yönelttiği temyiz itirazları yerinde değil ise de, nizalı parselin güneybatısında bulunan 3 sayılı parselin mera olarak tespit edildiği bilirkişiler tarafından mütalaa olunmuştur. Tutanakta tahrir numarası belirlenen vergi kaydı örneği belirtilip; uygulamada nazara alınmamıştır. Özel idarenin 08.09.1970 tarihli karşılık yazısında belirtilen 38 tahrir numaralı, 51 dönüm miktarındaki vergi kaydının oluşum tarihi ve sınırları bulunmamaktadır. Şahıslar adına tesciline karar verilen ve 17.03.1970 tarihli krokide sarı boyanmış bulunan kısmın kuzeyinde kalan ve şahıslara ait olan bu tahdit içerisinde kalmış bulunan tapu kaydının bu yöndeki sınırı meradır. O halde, o kaydın ihdas tarihinde bu yerde meranın varlığı düşünülmelidir. Mahkemece, bundan zuhul edilmiştir. Bu itibarla tutanakta numarası belirtilen vergi kaydı ile davalı tarafın dayandığı vergi kaydı ihdas tarihleri ile sınır ve miktarlarını muhtevi olmak üzere bulunduğu yerden celb olunmak, nizalı parselin güney batı kısmında bulunan 3 numaralı parsele ait tapulama tutanak ve dayanağı getirtilmek, bu parselin kim adına, ne sebeple tapulaması yapıldığı incelenmek, davalı tarafın dayandığı ve orman tahdidi içerisinde kalmak suretiyle orman olduğu tahakkuk eden tapu kaydının güney yönü de nazara alınmak suretiyle vergi kayıtları mıntıkayı bilen kimseler arasından seçilecek mahalli bilirkişiler marifetiyle ve bu işlerden anlayan mütehassıs bilirkişiler huzurunda gereği gibi yerine uygulanmak, sınırlar arz üzerinde birer birer irae ve mütehassıs bilirkişi tanzim ettirilecek krokide yerlerine işaret ettirilmek, sınırlardaki değişiklik hakkında mahalli ve mütehassıs bilirkişilerden gerekçeli mütalaa alınmak, bilirkişi mütalaalarının civar parsel kayıtlarıyla doğrulanıp doğrulanmadığı kontrol edilmek, kayıtlar hilafına vuku bulan bilirkişi mütalaası ve şahadete değer verilemeyeceği ve meraların zilyetlikle iktisap olunamayacağı düşünülmek, deliller bu dairede takdir olunarak, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz bulunduğu" gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkeme 17.12.1971 tarihinde ilk karar çerçevesinde hüküm kurmuş, mahkemece kurulan bu hüküm maliye hazinesinin temyizi üzerine 7.Hukuk Dairesince özetle mahkemece nizalı parsele taalluku kabul edilen 04.05.1931 tarihli ve 2 sayılı tapu kaydının yüzölçümü 24909 m2, doğu sınırı debiderya ve güney sınırı da köy merası olarak gösterilmiş ve kaydın ifraz ve taksime istinatla ve haritaya müsteniden tespit olunduğu ve nizalı 7 parsele revizyon gördüğü açıklanmıştır. Mahkemece kaydın müstenidi sulh hukuk mahkemesinin taksim dosyası getirtilip, yerine uygulanmak suretiyle tapu kapsamı tespit edilmemiştir. Bundan ayrı, tapudaki deniz sınırının ne suretle tespit edildiği de açıklanamamıştır. Tapu kaydının güney sınırı mera olduğuna göre, tapu kayıt miktar fazlasının mera sınırından genişletilmek suretiyle bu yere katıldığının kabulü zorunludur. Sonradan tesis edilen vergi kayıtlarında miktarın fazla yazılmış olması vergi kaydındaki miktarlara itibarı gerektirmez. Meralar, zilyetlik süresi neye baliğ olursa olsun, iktisab edilemez. Mahkemece, bu yönler üzerinde durulmaksızın ve mütehassıs bilirkişiye uygulamayı olduğu gibi belirtir şekilde krokide yaptırılmaksızın, noksan tahkikatla yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu belirtilmek suretiyle bozulmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 27.11.1970 tarih ve 11.04.1972 günlü bozma ilamlarıyla Beykoz 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/972 E., 1967/86 Karar numaralı dava dosyası birlikte incelendiğinde, 7 numaralı parsele revizyon gören davalıların dayandığı 04.05.1931 gün ve 2 sıra numaralı tapu kaydının kapsamının orman tahdidi içinde kalan 83160 m2'lik bölüm içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Dayanılan tapu kaydının güney sınırı köy merasıdır. Tapu kaydı, dayananlar lehine delil olabileceği gibi, aleyhine de delil olabilir. Mera sınırı nitelik itibariyle değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardır. Kaldı ki; meralar zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olamaz. Böyle durumlarda kayıtlar miktarlarıyla geçerlidir. Kayıt miktarının kapsadığı bölüm kesinleşen orman tahdidi içerisinde kaldığına göre, miktar fazlasını oluşturan ve Hazinenin temyize konu ettiği, 51840 m2 bölümünün kayıt kapsamı dışında bulunan meradan kazanıldığının kabulü zorunludur. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamları ile gerçek kişilerin dayandığı tapu kaydının orman tahdidi içerisinde kalan bölümde kaldığı belirlendiğine göre orman tahdidi dışarısında kaldığı anlaşılan 51840 m2 bölümünün mera olduğunun kabulü gerekir.
Değinilen yön gözetilip, Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazın temyize konu bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacı Orman Yönetimi ile davalılar Fethi Mermer ve müştereklerinin temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.11.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy