(3402 S. K. m. 14, 16) (743 S. K. m. 641)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda; davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı satın alıp zilyet olduğu taşınmazın adına tescilini talep etmiş, yerel mahkeme davayı kabul etmiştir. Ancak yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; bir taşınmazın tescile konu olabilmesi için öncelikle tapuda kayıtlı olmaması; orman, mera, yaylak ve kışlak gibi kamu malı niteliğindeki yerlerden bulunmaması ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının zilyetlikle taşınmaz kazanmaya ilişkin 14 ve ilgili maddelerindeki koşulların davacı yararına gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Tapu Sicil Müdürlüğünün 6.11.1990 tarihli cevabi yazısında (...Fındıklı Köyü, Han arkası mevkiinde belirtilen hudutlarla çevrili taşınmaza ait tapu kaydına rastlanmadığı... anlaşılmıştır) denilmiş, mahkeme de bununla yetinmiştir.
Bu cevap yeterli değildir. Dava, zilyetliğe dayalı tescil istemini içerdiğine göre, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nazara alınmalı; Tapu Sicil Müdürlüğünden davacı M. R. Çingillioğlu ve önceki malik Mehmet Avcı adına zilyetlikle o bölgede tescil edilmiş, taşınmaz mal olup olmadığı; varsa, miktarı sorulup, tapu kayıtları istenmeli; aynı husus Kadastro Müdürlüğünden de araştırılıp, genel kadastro işlemlerinin bu müdürlükçe yapıldığı dikkate alınarak davalı yerde daha önce ve sonra tapulama yapılmış olup olmadığı; yapılmış ise, taşınmazın tapulamaya tabii tutulup tutulmadığı veya hangi neden ve nitelikle tapulama dışı bırakıldığı; anılan kuruluştan sorulmalı; varsa, kesinleşmiş paftalar da istenmelidir.
Yine Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce (...tescili istenen taşınmazın daha önce tescilinin yapılması ile ilgili bir davanın bulunmadığı... anlaşılmıştır) denilmiştir. Oysa araştırılması gereken husus davacı ve önceki malikin bu taşınmazla değil, başka taşınmazlarla ilgili ayrı tescil davaları olup olmadığıdır. Zira amaç; belgesizden kazanılacak toprak miktarının belirlenmesi suretiyle 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamaların aşılmasını önlemektir. O halde, bunun dışında adı geçenlerin tescil davaları olup olmadığı sorulup, doğru cevap alınmalıdır.
Yine dosyadaki orman tahdidi ile ilgili tutanaklar da yetersizdir. Taşınmazın bulunduğu yörede yapılmış orman tahdidi ile ilgili işe başlama, bitirme ve askı ilan tutanaklarının Orman İşletme Müdürlüğünden getirtilip, tahdidin ne zaman kesinleştiği, hangi yasaya göre yapıldığı saptanarak, bu tahdit dışında sonradan çıkan yasalar gereği ormanlarla ilgili olarak başka bir işlem yapılıp yapılmadığı sorulmalı; yapılmış ise, bunlara ait belgeler de getirtilip, incelenerek uygulanmalıdır. Tahditte 4785 Sayılı Yasa nazara alınmamış ise, taşınmazın memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı uygulaması ile belirlenecek niteliğine göre bu yasanın kapsamı içinde kalması olasılığı gözetilmelidir.
Bu açıklamalar karşısında, mahkemece yeniden yapılacak keşifte evvelce görev almış bilirkişiler dışında öncelikle serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman bilirkişi ve bir harita mühendisine, yerel bilirkişi yardımıyla kesinleşen orman tahdit haritası ve diğer tutanaklar uygulattırılmalı; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenerek, uzman ve fenni bilirkişilere düzenlettirilecek tahdit hattı ile irtibatlı krokide taşınmazın durumu gösterilmeli; çizdirilecek kroki keşfi izlemeye ve infaza olanak sağlayacak şekilde açık ve yeterli olmalı, bilimsel açıklamaları içeren rapor alınmalıdır. Taşınmaz uygulamaya göre tahdit sınırları içinde kaldığı takdirde, davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gözetilmelidir. Yapılacak inceleme sonucu, çekişmeli yerin orman tahdit sınırları dışında kaldığı; başka bir işleme de tabii tutulmadığı belirlenirse, bu kez yayla kavramı (zilyetliğin niteliği ve süresi) üzerinde durulması gerekmektedir.
Yayla, genel bir tanımıyla, bir veya birkaç köy kasaba halkının yaz aylarında hayvanlarını otlatmak ve serinlemek için tahsisen veya kadimen yararlandığı arazi parçaları olarak ifade edilmektedir. Bu nitelikteki yerler M.Y. nın 641 ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/B madde hükümleri uyarınca kamu malı niteliğinde olup, zilyetlikle kazanılamaz. Doğal olarak yararlanabilmenin gereği, yaylalar üzerinde geçici nitelikte basit bina ve hayvan ağılı bulunabilir; ancak, yerleşim amacına yönelik kalıcı inşaat, gerek kısmi tarım yapılmış olması sonucu zilyetlik süresi ne olursa olsun, yaylalarda özel mülk olarak toprak kazanılamaz.
Öyle ise, taşınmaz ve çevresinin niteliği, öncesinin ne olduğu yöntemince araştırılmalı; bunun için bir yayla tahsis kararı veya genel yayla tapusu ve aynı köyle ilgili yaylaya ait özel idare kaydı olup olmadığı soruşturulmalı; varsa, bu belgeler ve dayanağı haritada ilgili yerden getirtilip, zemine uygulanmalı; taşınmazın tahsis kararı, tapu, özel idare kaydı ve haritasına göre durumu saptanmalıdır. Araştırmaya rağmen bu tür belgeler bulunamazsa, bu kez, taşınmaz ve çevresinin kadim kullanım şekli araştırılmak üzere, komşu köylerden seçilecek yaşlı ve tarafsız bilirkişiler ve Hazinenin çevre köylerden göstereceği tanıklar taşınmaz başında dinlenip, bilgilerine başvurularak, çekişmeli parsel ve çevresinden davacı ve komşu köyler ve kasaba halkının nasıl yararlandığı, öncesinin ne olduğu sorulup; eski keşifteki anlatımlar göz ardı edilmeksizin niteliği belirlenip, kamunun yararlandığı yayla niteliğindeki yerlerde zilyetlikle toprak kazanılamayacağı özel mülkün söz konusu olmayacağı düşünülmelidir.
Tüm bunlardan ayrı olarak, davacı ve önceki malikin zilyetliklerini soyut beyanlar şeklinde ifade eden mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla yetinilmemeli; maddi bir olgu olan zilyetliğin ekonomik amacına uygun olarak ne şekilde sürdürüldüğü olaylara ve zamana dayalı olarak açıklattırılmalı; oluşacak sonucu çerçevesinde hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6.6.1994 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy