(4785 S. K. m. 1, 2, Ek. m. 2) (3402 S. K. m. 45,12)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda; davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı - davalı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 4800 m2 miktarındaki 657 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı ve zilyetlik sonucu Nedim Demirel ve müşterekleri adına tesbit edilmiştir. Orman Yönetiminin itirazı üzerine komisyonca taşınmaz tapulama dışı bırakılmış olup, davacılar süresi içinde işbu davayı açmışlardır. Kadastro mahkemesinin görevi, yukarıda açıklanan taşınmazın tutanağının düzenlendiği tarihteki geometrik durumuna göre, hukuki durumu çözümlemekten ibarettir. Dava aşamasında imar affı yasasına ilişkin uygulamanın eldeki davanın varlığı nedeniyle bir sonuç doğurmayacağının kabulü gerekir. Bu bakımdan, 657 parselin ilk çapı içerisinde kalan bölümüne ise uyuşmazlığın bu bölüm yönünden sonuçlandırılması gerekir. Çapın dışında kalan bölüm, eldeki davanın görev konusu değildir. Öncelikle, çapın dışında kalan yer yönünden görev hususu gözetilmeli; 657 parsel yönünden ise, yukarıda açıklanan yön çerçevesinde işlem yapılmalıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Dosya içeriğinden, yargılamanın devamı sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırılmasına başlanıldığı anlaşılmaktadır. Davanın mevcudiyeti tahdidin kesinleşmesini önler. Bu durumda, uyuşmazlığın buna göre incelenip, çözümlenmesi gerekir. Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi zorunludur.3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişi dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; uzman ve fen ehli bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı kroki çizdirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde Yönetime iadesine, 28.03.1994 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy