(1086 S. K. m. 259, 265)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle; süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Tapulama sırasında 18, 20, 707, 77, 793, 706, 786 ve 788 parsel sayılı taşınmazlar zilyetleri adına sulh hukuk mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek tespit edilmiştir. Orman Yönetimi, tüm parsellerin orman olduğunu ileri sürerek itiraz etmiştir. Mahkemece, Orman Yönetiminin davasının reddine, diğerleri yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Yedinci Hukuk Dairesi, davaların birlikte görülmesi yanlışlığına ve tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi gerektiğine işaret ederek hükmü bozmuş, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu 706 parsel hakkında ayırma kararı vererek, Orman Yönetimi'nin davasının reddine, Ahmet'in davasının kabulüne, davalı Döndü mirasçıları adlarına tesciline karar vermiş, hüküm bu kez de yine davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan kanıtlara göre, davalı Hazinenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı tarafları yönünden usuli kazanılmış hak oluşturur. Bu nedenle, açıklanan hususlar tam olarak yerine getirilmemiştir. O halde, mahkemece tanıkların HUMY.nın 259-265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenmesi, öncesinin ne olduğunun, zilyetliğin hangi tarihte başladığının, kimler tarafından ne şekilde kullanıldığının, bu kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığının, tanıkların zilyetlik olgusunu hangi eylemli olgularla hatırladıklarının sorulması; ayrıca, vergide kayıtlı olup olmadığı üzerinde durulmalı ve vergi kaydının aynı zamanda Hazine yararına bir kanıt olduğu düşünülmeli; sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de, davacılardan Ahmet'in davasının kabulüne karar verilmesine rağmen, davalı Döndü'nün nüfusta halen sağ olduğunun anlaşılmasına karşın, mirasçıları adlarına tesciline karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 29.09.1994 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy