(4753 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Öcal, satış vaadi sözleşmesine dayanarak davalı Mustafa adına kayıtlı Binkılıç Köyü 1790 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiş, parselin beyanlar hanesinde Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 04.10.1963 tarih 1963/13-349 E.K. sayılı kararı ile orman içinde kaldığı saptandığından tespitin dayanağı Temmuz 1956 tarih 717 no'lu tapunun iptaline karar verilmiştir. şerhinin bulunması nedeniyle yargılama sırasında Orman Yönetimi resen davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davalı Musa'nın 22.09.1995 tarihli dilekçesi ve 06.07.1995 günlü oturumdaki usulen onaylanmış davayı kabul beyanı göz önünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm dahili davalı Orman Yönetimi'nce temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1790 parsel sayılı taşınmazın tapulama sırasında Temmuz 1956 tarih 717 no'lu tapu kaydı ve 717 no'lu vergi kaydına dayalı olarak davalı Mustafa adına yapılan tespiti 26.10.1982 tarihinde kesinleşmiştir. Tespit dayanağı tapu kaydı Mart 1956 tarih ve 73 numarada Hazine adına kayıtlı iken 4753 ve 5618 sayılı Yasalara göre 31 no'lu toprak tevzi komisyonunca Musa'ya tevzi edilmiş, adına Temmuz 1956 tarih 717 numaralı tapu kaydı oluşturulmuştur. Orman Yönetimi, Musa'yı hasım göstererek Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı dava sonucu taşınmazın kesinleşen orman sının içinde kaldığı saptanarak Orman Yönetimi'nin davasının kabulüne ve 1790 numaralı parsele uygulanan Temmuz 1956 tarih, 717 numaralı tapunun iptali ile davalı Musa'nın taşınmaza müdahalesinin menine dair verdiği 1963/13-349 sayılı karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nce onanarak kesinleşmiştir.
Mahkemece 15.04.1996 tarihinde yapılan keşifte dinlenen orman bilirkişisi raporunda, 1993 yılında 59 no'lu Orman Tahdit Komisyonu'nca düzenlenen orman tahdit haritasında dava konusu taşınmazın orman sınırı dışında bırakıldığını belirtmiş, ikinci kez 20.04.1998 tarihinde dinlenen orman bilirkişisi raporunda Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1963/13-349 sayılı kesinleşen kararına konu yerin Toprak Tevzi Komisyonu'nca 17 ada 75 parsel numarası ile tevzi edildiği tapulama sırasında 1790 parsel numarası verilerek tapu kaydı oluşturulduğu açıklandıktan sonra, dava konusu taşınmazın 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa'ya göre devletleştirilen ormanların dışında ve bitişiğinde iken 26.07.1969 tarihinde yapılan tahditte köy toplu arazilerinin yer aldığı XXVII poligon numaralı ve 497 ila 502 sayılı orman sınır noktalarının birleştirdiği hatta göre 801 dekar yüzölçümünde orman sayılmayan yer olarak orman sınırı dışında bırakılarak kesinleştiğini, daha sonra 3302 sayılı Yasa'ya göre yapılıp 09.06.1993 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında da orman sayılmayan alanda bırakıldığını belirtmiştir. Kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1963/13-349 sayılı kararında Temmuz 1956 tarih 717 numaralı tapu kaydının kesinleşen ve Hazine adına Ocak 1952 tarih 89 numarada 6312 hektar 3000 m2 yüzölçümü ile kayıtlı olan Istıranca Devlet Ormanı içinde kalması nedeniyle iptaline karar verildiği halde, temyize konu davada alınan bilirkişi raporlarında yörede 1963 yılından önce yapılıp kesinleşen orman tahdidinden söz edilmemiştir. 1963 yılından önce çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılıp kesinleşen orman tahdidi sırasında dava konusu taşınmazın orman sınırı içinde bırakıldığı saptanarak tapu kaydı iptal edildiğine göre, aplikasyon ve daha sonraki tarihlerde yapılan tahdit çalışmalarıyla devlet orman sınırlan hiçbir şekilde daraltılamayacağından, orman sınırı dışına bırakılma işleminin hukuken geçerliliği bulunmamaktadır.
Çekişmeli parselin tespitine esas alınan ve davalı Musa adına kayıtlı olan Temmuz 1956 tarih 717 numaralı tapu kaydının kesinleşen ve Ocak 1952 tarih 89 numarada Istıranca Devlet Ormanı olarak tapuya tescil edilen tahdit sınırlan içinde kaldığı belirlenerek iptal edildiğine göre, 1790 numaralı parsel kamu malı orman niteliğini kazanmıştır. Kamu malları özel mülke konu taşınmazlar gibi alım, satım yada satış vaadi sözleşmesine konu edilemez. Böyle bir sözleşmeye konu edilse bile bu sözleşmenin Orman Yönetimi yönünden yok hükmünde olacağından hiçbir bağlayıcılığı olmaz. 1790 numaralı parselin beyanlar hanesine de kesinleşen mahkeme kararı ile taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kaldığı konusunda şerh verilmiş olduğundan Orman Yönetimi bu davada yasal hasım durumundadır. 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan Orman Yönetimi yada Hazine 1790 parselin tapusunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescilini dava edebilir.
O halde, kamu malı olan taşınmaz hakkında davalının kabul beyanının hukukça değer taşımayacağı göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 21.01.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy