(3402 S. K. m. 25, 30) (4785 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Mustafa Y. vekili ile müdahil Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Alcı Köyü 586'dan 621 parsele kadar toplam 36 adet taşınmazlar, 25.12.1959 tarih 15 nolu tapu kaydı ile davacıların murisi Muammer K. adına tespit edilmiştir. Taşınmazların davalı olması nedeniyle malik haneleri boş bırakılarak kadastro mahkemesine devredilmiştir. Davacı İsmail K., 25.12.1959 tarih 15 nolu tapu kaydına, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/238 E.-1977/1 K. sayılı meni müdahale dosyasının kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle ve kal iddiasıyla dava açmıştır. Davalı ve davacı konumundaki Mustafa Y. ise; Alçı Köyü Belenkavak mevkiinde murisi Süleyman Y. tarafından üzerinde yapılan ev bulunan yerin, kendilerine ait olduğu gerekçesiyle davacının dayandığı tapu kaydının iptali ile taşınmazın adına tescilini istemiştir. Müdahil davacı Orman Yönetimi ise, önce dahili davalı olarak davaya mahkemece katılmış, bilahare harcını yatırmak suretiyle davaya müdahil olmuş ve taşınmazların kesinleşen orman tahdidi içerisinde kaldığı savıyla, taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, davacı gerçek kişinin davasının kabulüne ve dava konusu parsellerin tespitteki gibi, veraset ilamı gereğince Muammer K. mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Mustafa Y. vekili ile müdahil Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 19.11.1969 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra yargılama sırasında 12.04.1990 tarihinde yapılıp dava tarihinde eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Taşınmazlar her iki uygulamada da tahdit sınırları dışında kalmıştır. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Bölgede yapılan ve kesinleşen bir tahdit varsa, bir yerin orman olup olmadığı tahdit haritasının uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar uzman orman bilirkişiler çekişmeli taşınmazların tespit tarihinden önce yapılan 1969 yılında kesinleşen tahdit dışında kaldığını bildirilmişse de tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlememişlerdir. Bu haliyle taşınmazların tahdit hattına göre konumlarını denetleme olanağı yoktur.
Davacıların tutunduğu ve çekişmeli parsellerin tespitine esas alınan 25.12.1959 tarih ve 15 nolu tapu kaydının ilk geldisi Eylül 1950 tarih 29 ve 30 nolu tapu kayıtları olup, muris Muammer K. tasarrufunda iken 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre Haziran 1951 tarih 9 sıra nolu kayıtla 921 hektar 1816 m2'lik bölümü kamulaştırılmış, bedeli tamamen hak sahibine ödenerek ferağ işlemi sonucu 11.06.1951 tarih 9 numarada Hazine adına tescil edilmiştir. Dayanılan 1959 tarih 15 nolu tapu kaydı arazi niteliğinde ve 163500 m2 yüzölçümündedir. Yapılan keşif ve uygulamalarda yerel teknik bilirkişilerin beyan ve raporlarında tapu kaydının çekişmeli parsellere uyduğunu bildirmişlerdir. Ne var ki; dayanılan ifraz tapusunun diğer bölümü 4785 Sayılı Yasa hükmüne göre kamulaştırılmak suretiyle Hazine adına tescil edilmiş olduğundan, ifraz haritası ve kamulaştırma evrakı getirtilip yerine uygulanmaması da doğru değildir.
Bu nedenle mahkemece yapılacak iş: öncelikle kesinleşmiş tahdit haritası ve dayanak tapu kayıtlarının kamulaştırmaya bağlı ifraz haritası yerinden getirtilmeli; önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı taktirde, orman mühendisleri ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, tahdit haritası çekişmeli taşınmazlara uygulanmalı, tahdit haritasında ve çalışma tutanaklarında numaraları yazılı bulunan orman tahdit sınır noktaları arazi üzerinde bulunmalı, tahdit hattına göre taşınmazların konumunu duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmelidir. Bundan ayrı; dayanılan tapu kaydı ve müfrez Hazine tapusuna ait ifraz haritası ayrıca taşınmazların bulunduğu yere ve çevresine uygulanmalı, tapuların hudutları yerel bilirkişilere ayrıntılı biçimde sorularak irdelenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri çevre parsel kayıt uygulamasıyla da denetlenmeli, ifraz krokisi ile tapu kayıtlarının miktar olarak kapsamı saptanmalı, keşfi izlemeye olanak veren toplu kroki düzenlettirilmelidir.
Dayanılan 1959 tarih 15 nolu tapu kaydının dört hududu orman olmaktadır. Bu durumda tapu kaydı miktarı ile geçerlidir. Tahdidin kesinleşme tarihi ile tespit tarihi arasında 20 yıl da geçmemiştir. Bu sebeple, parseller toplamı ile tapu miktarı arasında varsa kayıt fazlasının zilyetlikle kazanılma olanağı yoktur. Kayıt miktar fazlasının ormandan açıldığının kabulü gerekir.
Muammer K'ın Tereke Mümessili olan davacı İsmail K. dava dilekçesinde kal isteğinde de bulunmuştur. Bilindiği gibi bu tür davalar yenilik doğurucu nitelikte olduğundan, 3402 Sayılı Yasanın 25/son maddesine göre kadastro mahkemesinin görevsiz olduğunun düşünülmemesi doğru değildir. Kaldı ki; taşınmazların tamamı tespitten önce davalı olduğundan malik hanesi açıktır. 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi ilkesine göre, hakim resen taraf delilleriyle bağlı kalmadan gerçek hak sahiplerini arayıp adına tescille yükümlüdür. Bu nedenle; karşılık davacı olan Orman Yönetimi ve Mustafa Yurt'un davaları hakkında da olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Mustafa Y. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 26.02.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy