(743 S. K. m. 639, 918) (1086 S. K. m. 185, 83) (4721 S. K. m. 713)
Davacı gerçek kişi, Ş. Köyü, S.tepe mevkiinde yer alan ve 1952 yılında yapılan tapulama çalışmalarında taşlık ve çalılık olarak tespit dışı bırakılan tahminen 98 dönüm taşınmazın adına tescilini istemiş, mahkemece dava konusu yerin 1034 nolu parsel olarak tapuya tescilli olduğu, ıslah dilekçesi verilerek tapulu yerin iptali ile tescile ilişkin olarak talebin değiştirildiği, ıslah ile neticeyi talep değiştirilemeyeceğinden tescil istemine ilişkin davanın reddine, davacının tapu iptali ve tescil davası açması yönünden muhtariyetine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 14.07.1999 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği tahminen 98 dönüm taşınmazın adına tescilini istemiş, 13.10.1999 tarihli ıslah dilekçesi ile dava edilen yerin, Hazine adına 1034 parsel olarak tapuda kayıtlı taşınmaz içinde kaldığını, talepleri gibi tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
1034 parsel sayılı taşımazın 24.06.1998 tarihinde 123081 m2 olarak Hazine adına ihdasen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacı tarafından açılan tescil davasından sonra, ıslah dilekçesi verilerek taşınmazın 1034 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı ve tapulu yerin iptali ile tescil isteminde, neticeyi talebin değiştirildiği belirtilmişe de; esasen tescil talebinin iptal talebini de kapsadığının düşünülmesi gerekir. Bu nedenle, işin esasının incelenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 10.04.2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy