(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Çakırlar Köyü Adapelit mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile fen elemanı bilirkişi krokisinde A, B ve C harfleri ile gösterilen sırasıyla 7952, 2521 ve 1018 m2 bölümlerin davacı Fatma Yazırcı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 ve 1986 yıllarında ayrı ayrı yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1955 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956 - 04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan uzman orman mühendisi bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman sınırları dışında olduğu bildirilmişse de, kesinleşmiş orman tahdit hattına irtibatlı kroki düzenlenmediğinden bilirkişi raporu denetlenememektedir. Yine ziraat uzmanı bilirkişi çekişmeli taşınmaz bölümleri için değil dava dışı 370 ve 369 sayılı tapulama parselleri için rapor düzenlemiştir. Çekişmeli taşınmazlar 1955 yılında yapılan tapulamada dere yatağı olarak tapulama harici bırakıldığı, bu haliyle imar ihya edilmeden zamanaşımı zilyetliğiyle kazanılamayacağı düşünülmemiş ve imar ihya olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşti ise tarihi ve imar ihyanın tamamlanmasından sonra 20 yıl süreyle yasada öngörülen şartlarla zilyet edilip edilmediği hususları araştırılmamıştır.
O halde; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi, bir ziraat uzmanı bilirkişi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, orman sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği taktirde, 1955 yılında dere yatağı olarak tapulama harici bırakıldığına göre, bu defa davacı gerçek kişi yönünden 3402 sayılı yasanın 14. ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; imar ve ihya üzerinde durulmalı, ziraat uzman bilirkişiye inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, imar ihya edilip edilmediği edildi ise imar ihyanın bitiş tarihi hususlarında rapor alınmalı ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, davalı yerin ekonomik amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı, halen dere ıslah çalışmalarına zaman devam edildiği bildirildiğine göre imar ihyanın ne şekilde tamamlandığı, tanıkların imar-ihya ve zilyedlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları üzerinde durularak belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine, 22.03.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy