(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 7)
(YHGK. E : 2000/8-1264, K : 2000/1250, 11.10.2000)
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Ulukapı Köyü Güzle (Bayır) mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, dava dilekçesinde yazılı 59.352.24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile bu taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1967 yılında yapılmış ve sonuçları 03.03.1967-01.04.1967 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz tapulama harici bırakılmıştır.
Dava, Medeni Yasanın 639. maddesine dayalı tescil istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
1) Öncelikle Medeni Yasanın 639. maddesi uyarınca zilyetliğe dayalı tescil davalarında yerinde yerel vasıtalarla ilan yapılması zorunlu olduğu halde taşınmazın bulunduğu köyde gerekli ilanın yapılmadığı belirgindir. Tescil davasının temel kuralı olan ilan gerçekleştirilmeden dava görülemez.
2) Taşınmaz üzerinde yapılan keşif sonucu uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazın 1983 tarihli memleket haritasında çalılık olarak gözüktüğü ve bu açıklamanın taşınmazın tamamına şamil olacak şekilde belirtilmiş olmasına rağmen, daktilo ile yazılan rapora sonradan kalemde "kısmen" kelimesi ilave edilerek rapor üzerinde oynanmış ve değişiklik yapılmıştır. Esasen, tarım uzmanı bilirkişi ziraat mühendisi raporu ile de uyum sağlamayan çelişik ve daktilo dışı yazımı ile değişiklik yaratılan raporun kabulüne olanak yoktur. 1983 tarihli memleket haritasında bir taşınmaz çalılık olarak gözüküyor ise, dava tarihi olan 1994 yılında yasanın tanımladığı 20 yıllık zilyetliğin tamamlandığından söz edilemez. Bu nedenlerle çelişik, yetersiz ve anlatımı değiştirilmiş raporlarla hüküm kurulamaz.
Açıklanan duruma göre evvelce görev almış bilirkişiler dışında yeniden seçilecek üç uzman orman mühendisi, bir tarım uzmanı ve bir fen elemanı ile yeniden keşif yapılarak bulunabilen en eski memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı uygulanmak suretiyle taşınmazın tamamının bu belgelerdeki konumu saptanıp, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenerek, öncesinin orman ya da orman açması olup olmadığı, tamamının çalılık olup olmadığı, kısmen çalılık mevcut ise bu kesimlerin ve tarım yapılan kesimlerin ayrı ayrı belirlenmesi suretiyle tarım toprağı olup olmadığı kesin olarak belirlenmeli, komşu parsellere ait tutanak ve dayanaklardaki sınır belirlemeleri de gözetilerek, tanıklar bu olgulara göre taşınmaz başında birlikte dinlenip, imar ihya ve zilyetliğin süreleri, nasıl kullanıldığı, ekonomik amaca uygun zilyetliğin var olup olmadığı, duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanıp ortak imzalı rapor ve krokide bütün bu olgulara açıklık getirecek yanıtlar alınmalıdır.
Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2000 tarih ve 2000/8-1264 E. - 1250 K. sayılı kararı uyarınca paftaların düzenlendiği tarihten sonra tespit dışı bırakılan yerlerde zilyetliğin başlayabileceği kabul edildiğinden, ilgili yerde paftaların düzenlenme tarihi de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, bu tarihe göre hesaplanacak zilyetlik dava tarihinde 20 yılı doldurmuyorsa davanın dinlenemeyeceği gözetilip, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme, yetersiz araştırma ve çelişik raporlarla hüküm kurulması usule aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05/04/2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy