(3402 S. K. m. 16) (1086 S. K. m. 427, 429)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: Yerel mahkemece gereği olmadığı halde Orman Yönetimi davaya dahil ettirilerek yapılan keşif sonucunda alınan uzman orman bilirkişi raporunda nizalı yerin % 25-30 meylinde, erozyon tehlikesi altında, ormana bitişik, memleket haritası ve amenajman planında ormanlık alan dahilinde ve orman sayılan yerlerden olduğunu belirtmesine göre, davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin harman yeri olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına ve Orman Yönetimine yöneltilen davanın ise husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece verilen ilk karar bozulmuş ve uzman orman mühendisi raporuna göre taşınmazın gerek belgeler itibarı ile gerekse eylemli duruma göre orman sayılan yerlerden olduğu belirlenmiş bulunmakla, davanın reddine karar verilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Son bölümde kabule göre diye başlayan kısımda ise, taşınmazın harman yeri olarak kabul edilmiş bulunduğuna göre bu yolda hüküm kurulması halinde 3402 Sayılı Kanunun 16/d maddesine göre sınırlandırılıp özel sicile yazılacağına değinilmiştir. Kabule göre denilerek başlanılan ve açıklanan son cümle mahkemece ulaşılmış sonuca göre icap eden gereğinin ne olacağı anlamında ve eleştiri niteliğindedir. Yoksa, orman olduğu belirlenen taşınmazın harman yeri olarak kabul edilmesi anlamını taşımamaktadır. Bozma kararı kesin bozma niteliğindedir. Esastan yapılan bozmada taşınmazın orman olduğu anlaşılmakla davanın reddi gerektiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde vurgulanmıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre gereği olarak davanın reddi yolunda hüküm kurulması zorunlu iken, bozma kararının son bölümündeki eleştiri niteliğinde olan anlatıma dayanılarak ormanın harman yeri olarak sınırlandırılması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 05.04.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy