(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 7, 14, 17) (766 S. K. m. 2) (HG. 11.10.2000 T. 2000/8-1264 E. 2000/1250 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda; davanın kabulü yolunda kurulun hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve orman yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: "Davacının dilekçesinde sınırlarını belirttiği 12000 m2'lik taşınmazın adına tescil kararı verilebilmesi için bölgede kesinleşen orman sınırları dışında kaldığının tespit edilmesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddesinde aranan koşulların davacı lehine oluşup oluşmadığının araştırılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 11094.19 m2'nin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve orman yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastro işlemi 1976 yılında yapılmış ve sonuçları 04.03.1977 - 04.04.1977 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Paftanın düzenlenme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Çekişmeli taşınmaz, 1977 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılmış ve bu işlem kesinleşmiştir. Tespit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar zerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 Sayılı yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı yasanın 7/4. maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tespit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. Tespit dışı bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 639/1. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakma işleminin yapılarak paftanın düzenlenme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, tespit dışı bırakılma işleminin yapılarak, paftanın düzenlendiği 1977 yılı ile temyize konu davanın açıldığı 21.09.1988 tarihi arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2000 gün 2000/8-1264 E. - 1250 K. sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama Dairemizde ve Hukuk Genel Kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır. Açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermek gerekirken, davacının davasının kabulü yolunda oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlere göre; Hazine ve orman yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz peşin harcının istek halinde yatıran orman yönetimine iadesine 09.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy