(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 7, 14, 17) (766 S. K. m. 2) (HG. 11.10.2000 T. 2000/8-1264 E. 2000/1250 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda; davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, Orman Yönetimi ve D.S.İ. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği G. köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 7700 m2 ve 3000 m2'lik taşınmazın baraj altında kaldığından mülkiyetinin davacıya aidiyetine, 4100 m2'lik bölümünün ise, davacı H. K. adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm Hazine, Orman Yönetimi ve D.S.İ. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1984 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Çekişmeli taşınmaz, 1984 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılmış ve bu işlem kesinleşmiştir. Tespit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 sayılı Yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı Yasanın 7/4. maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tespit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. Tespit dışı bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 639/1. maddesi ve 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakma işleminin yapılarak paftanın düzenlenme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, tespit dışı bırakılma işleminin yapılarak, paftanın düzenlendiği 1984 yılı ile temyize konu davanın açıldığı 23.08.1994 tarihi arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Bu açıklamalar göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2000 gün 2000/8-1264 E. - 1250 K. sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama Dairemizde ve Hukuk Genel Kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır. Açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermek gerekirken, davacının davasının kabulü yolunda oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlere göre; Hazine, Orman Yönetimi ve D.S.İ.'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine 01/05/2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy