(6831 S. K. m. 11) (3402 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı gerçek kişiler 5440 ve 5449 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına oluşmuş tapu kayıtlarının iptalini istemişlerdir. Yerel mahkeme 5460 parsel yönünden davayı kabul etmiş, 5449 sayılı parsel yönünden ret kararı vermiştir. 5449 sayılı parselle ilgili olarak tarafların temyizi olmayıp, kesinleşmiş bulunmaktadır.
5460 sayılı parsele gelince; dava zilyetliğe dayalı iptal, tescil istemini içermektedir. Toplanan kanıtlara, dosyada yer alan belgelere ve özellikle yapılan keşif sonucu uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor ve krokilere göre taşınmazların her ikisinin de kesinleşmiş orman tahdit sınırı içinde yer aldığı anlaşılmıştır. Kesinleşmiş orman tahdidi bulunan yerlerde iptal, tescil isteminin yalnız 6831 sayılı yasanın 11. maddesinin son fıkrası uyarınca 10 yıllık süre içinde tapulu taşınmazlar için yani tapuya dayalı olarak dava açılması halinde dinlenebileceği ve bu olgunun da yine 3373 sayılı yasanın yürürlük tarihinden sonraki olgular için geçerli olacağı tartışmasızdır. Burada dava konusu olan her iki parsel kesinleşmiş orman tahdidi içinde bulunmaktadır. Bu durumda, ancak açılacak davanın tapuya dayalı olması gerekir. Oysa davacılar zilyetliğe dayalı olarak iptal, tescil isteminde bulunmuşlardır. Kesinleşmiş orman tahdidi olan yerlerde her dava tahdit haritasının uygulanması ile açıklık kazanır. Burada da kesinleşmiş tahdit haritasına göre uygulama ve inceleme yapılmış olmakla, orman olduğu tahditle belirlenen bu tür yerlerde artık geriye dönük olarak memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı uygulaması yapılamaz. Yasanın değinilen maddesinde tanıdığı tek olanak tapulu yerler için yani davacıların tapuya dayanması halinde olasıdır. Zilyetliğe dayanarak kesinleşmiş tahdide karşı açılan davanın dinlenme olanağı yoktur. Hazine adına oluşan tapu, cinsi ne olursa olsun kesinleşmiş orman tahdidi içinde yer almış olmakla başkalarına zilyetlik yoluyla ormandan yer kazanma hakkı tanımaz. Mahkemece geriye dönülerek tahdit dışlanarak zilyetliğin kabulü suretiyle kesinleşmiş tahdit içindeki ormandan gerçek kişilere zilyetlik yoluyla yer verilmesi olanaksızdır. 3402 sayılı yasanın tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan yer kazandıran 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. tarih ve sayılı kararları ile iptal edilmiştir. 6831 sayılı yasanın 11. maddesinin son fıkrasında tapuya dayalı olarak açılacak davalarda da yine taşınmazın öncesinin orman olmaması koşuluyla dinlenme olanağı vardır. Burada ise, tapu kaydına dayalı bir davanın söz konusu olmadığını, kesinleşmiş tahdide karşı zilyetlik yoluyla toprak kazanma amacıyla istekte bulunulamayacağına göre davanın tamamının reddi gerekirken 5460 sayılı parsel yönünden kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu 5460 sayılı parsel yönünden hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 15.05.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy