(1412 S. K. m. 66, 76, 161, 162)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davalı N. Kaya'nın duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Baktırlı Köyü 108 ada 4 parsel sayılı 66133 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı, taşınmazın orman sınırları içinde kalan kısmının orman alanı olarak tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin tespitinin iptaline, harita mühendisi bilirkişinin 23.06.1999 tarihli krokisinde A1 ile gösterilen 3417.14 m2, A2 ile gösterilen 7079 ve A3 ile gösterilen 23978.17 m2'lik kısmın 6831 sayılı yasanın 11. maddesi gereği orman olarak Hazine adına tesciline, B harfi ile gösterilen 31658.33 m2 kısmın tespitteki gibi davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 15.05.1981 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında, çekişmeli taşınmazın kısmen kesinleşen orman sınırları dışında kısmen de içinde bulunduğu belirlenmiş ise de, bilirkişilerin rapor ve krokilerindeki 468 ila 469 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı ile dosyaya getirtilen orijinal tahdit haritasındaki aynı orman sınır hattı açı ve mesafe olarak birbirinden farklı olduğu gibi, orman tahdit tutanaklarında, 462 ila 485 numaralı orman sınır noktalarının birbirini takip edecek nitelikte tesis edildiği anlatıldığı halde, bir örneği dosyada yer alan tahdit haritasında, sözü edilen orman sınır noktalarının ayrı ayrı poligonlar oluşturduğu görülmektedir. Bilirkişi krokisindeki 468 ila 469 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı ile dosya içindeki orijinal harita fotokopisindeki aynı orman sınır hattı açı olarak çeliştiği gibi, esasen uygulanan tahdit haritasının çekişmeli taşınmaza ait olduğu yönünde tereddüt oluşmaktadır. Bu çelişkiler giderilmeden, yetersiz bilirkişi uygulaması ve açıklamasına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, kesinleşmiş tahdit tutanakları ve haritası ile tapulama paftası sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; uygulamada orman tahdidinde kullanılan hava fotoğraflarından yararlanılmalı, orman tahdit tutanaklarında bahsi geçen sabit nokta ve mevkiler konusunda yerel bilirkişi ve taraflar tanık gösterecek olurlar ise, taşınmaz başında ifadelerine başvurulmalı, orman sınır noktalarının yer değiştirip değiştirmediği belirlenmeli, orman sınır noktalarının tahdit tutanakları, tahdit haritası ve zemindeki yerleri çelişir ise bu çelişkilerin nedeni üzerinde durulmalı ve giderilmeli, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı Orman Yönetimi ve davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimi ve davalı gerçek kişiye iadesine 10.05.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy