(3402 S. K. m. 4, 25/son) (6831 S.K. m. 2/B) (1086 S. K. m. 275)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davacı gerçek kişilerin davasının reddi, Orman Yönetiminin davasının kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve müdahil Tenzile A. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında Çamkonak Köyü 128 ada 3 parsel sayılı 264 m2 yüzölçümündeki arsa niteliğindeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Hayriye K. tarafından Hazine ve Çamkonak Köyü Tüzelkişiliğinin aleyhine açılmış olan tescil davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Yargılama sırasında Orman Yönetimi ve Tenzile A. davaya katılmıştır. Mahkemece çekişmeli parselin orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Müdahil Tenzile A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı olarak sınırlanıp, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır.
1- Tenzile A'un tespit tarihinden sonra çekişmeli taşınmazı satın aldığı iddiasıyla davaya katılma talebinde bulunduğu, 3402 Sayılı Yasanın 25/son maddesi hükmüne göre Kadastro Mahkemesinin tespit tarihinden önce doğmuş haklara ilişkin davalara bakmakla görevli olduğu gözönünde bulundurularak Tenzile A'un davasından dolayı asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde redde ilişkin karar verilmesi isabetsizdir.
2- Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; orman mühendisi bilirkişi kurulu, resmi belge niteliğindeki memleket haritası, hava fotoğraflarının ve amenajman planın uygulamasına dayanan uygulama sonucu düzenlediği raporlarında, çekişmeli taşınmazın 1959 tarihli memleket haritasında orman alanı olarak görüldüğünü, 1982 tarihinde düzenlemesi yapılan memleket haritasında ise ormansız açık alan olduğunu, bu günkü durumu itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunu, 1981 tarihinden önce orman niteliğini tam olarak yitirdiğini bildirmiş olmasına karşın mahkemece, bilirkişi görüşüne itibar edilmeyerek taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu sonucuna varılarak Orman Yönetiminin davası kabul edilip, çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Ne var ki; bir yerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi olgusu, mahkeme hakiminin tek başına hukuki bilgisi ile çözebileceği bir olgu değildir. Hakim hukuki ve genel bilgisi ile çözemeyeceği ilmi ve teknik konularda işin uzmanı bilirkişilerin görüşüne başvurmalı, bilirkişinin verdiği raporu irdeleyerek yetersiz gördüğü taktirde yeniden bu yönde bilirkişiye inceleme ve araştırma yaptırmalıdır. Bunun yanında, dairenin iade kararı üzerine getirtilen komşu taşınmazlara ait aynı iddia ile açılmış dava dosyalarında, aynı tarihlerde, aynı yerde, aynı ya da farklı bilirkişi kurulunca yapılan keşifler sonucu bazı parsel dava dosyaları için düzenledikleri raporlarda farklı görüş açıkladıkları, çekişmeli taşınmazın çevresinin 1982 tarihinde düzenlenen memleket haritasında orman alanı olarak görüldüğünü açıklamışlardır. Çekişmeli taşınmazın yüzölçümü dikkate alındığında memleket haritasındaki nitelendirilmesinin çepeçevre komşularından farklı olamayacağı ortadadır.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş: küçük yüzölçümlü komşu taşınmazlar için farklı bilirkişi kurulları tarafından düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki çelişki üzerinde durmak ve bunu yeniden oluşturacağı bilirkişi kurulu raporu ile gidermekten ibarettir. 1982 tarihli memleket haritasında orman alanı olarak görülen taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak yitirdiği kabul edilemez.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesinde (bilim ve fen bakımından orman niteliğinin kaybından) söz edilmiştir. Bu madde doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybını içermektedir. Yoksa her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, erozyona sebep olacak biçimde teraslama yapması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi nitelik kaybı değil, zorla niteliğin kaybettirilmesidir. Bu yöntemle, ormanlarda nitelik kaybettirilmesinin doğal sonucu erozyon ve ormanın yok olmasıdır. Yasa, bu yolun açılmasını amaçlamamıştır. Yasanın tanımladığı nitelik kaybı içinde bu tür olaylara yer yoktur. Aksi halde, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribatına ve yok edilmesine izin veriyormuş gibi bir sonuca ulaşılır ki, bunu kabul etmek olanaksızdır. Suç teşkil edecek biçimde zorlama yolu ile ormanın niteliğinin yok edilmesi yasalarla korunamaz.
O halde mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1959 ve 1982 tarihli memleket haritaları, amenajman planı ve hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; l4.03.l989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; kesinleşmemiş tahdit söz konusu olduğuna göre, uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; ayrıca, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; taşınmazın öncesinin orman olduğu ve 2/B madde uygulamasına konu edildiği belirlenirse, uzman orman bilirkişinin nitelik yitirme ile ilgili yukarıda anılan olguları raporunda tartışması ve taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını açıklamalı, çekişmeli taşınmazın 1982 tarihli memleket haritasında ormansız açık alan olduğunu belirlemeleri halinde aynı nitelikteki ve aynı şekilde yüzölçümü küçük komşu parseller ile ilgili yargılamalarda bu parsellerin 1982 tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendirildiği yönündeki farklı bilirkişi kurulları ve aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporlar arasındaki çelişkinin nedeni ve çekişmeli taşınmazın yüzölçümünün küçüklüğü dikkate alındığında komşu taşınmazlardan nasıl tefrik edildiği açıklattırılmalı, çekişmeli taşınmazın 1982 tarihli haritada orman olarak nitelendirildiği belirlendiği takdirde 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmediği kabul edilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarda 1. bendde açıklanan nedenle davaya aslen müdahale eden Tenzile A'un temyiz itirazlarının, yukarıda 2. bendde açıklanan nedenlerle de davalı Hazine'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde gerçek kişiye iadesine, 24/05/2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy