(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 20/A, 22)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Saraçlar Köyü Değirmendere mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, ayrıca, toprak tevzi yoluyla oluşturulan Haziran 1949 tarih 52 numaralı tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece, 5320 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Yönetimler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastrosu işlemi 1974 yılında yapılıp sonuçları 18.03.1974 - 17.04.1974 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Davacının dayandığı Haziran 1949 tarih ve 52 nolu tapu kaydı 4753 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulmuştur. Dairenin iade kararı üzerine gönderilen krokisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunarak tapu kaydın kapsamının 3402 sayılı yasanın 20/A maddesi hükmüne göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece böyle bir araştırma ve uygulama yapılmamıştır.
Bundan başka, taşınmaz Saraçlar Köyü idari sınırları içinde ise de, kadastroca Çakmak Köyü çalışma alanı sınırları içinde tescil harici yer olarak bırakıldığı, adı geçen köyde 04.05.1982 tarihinde kadastronun kesinleştiği, her ne kadar tescil harici bırakılma ve bu köyün paftalarının pafta düzenlenme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin geçmemişse de, davacı tarafın belgesiz zilyetliğe değil, tapu kaydına dayandığı anlaşılmakla 20 yıllık sürenin geçmesine gerek olmayıp, davanın teknik anlamda 3402 sayılı yasanın 22/2 maddesinde anlamını bulan kadastrolama davası niteliğinde görülerek sonuçlandırılması gerekir. Bu yeni olgular gözönünde bulundurularak davacının tutunduğu tapu kaydı krokisi yerine uygulanıp, kesin olarak kapsamı belirlenerek gerektiğinde tapunun oluşumu ile ilgili 05.11.1947 tarihli tutanakta adı geçen kişiler dinlenilerek Osmanoğlu Ali Ç.'nin 1947 yılında imar-ihya ettiği yerin neresi olduğu dahi sorularak tapunun dayanağı krokinin kapsamı belirlenip, bilirkişi ve tanıkların beyanı buna göre değerlendirilmeli, taşınmaz Çakmak Köyü çalışma alanı sınırları içinde kalmakla bu köy tüzelkişiliği de M.Y. 639/3. maddesi uyarınca yasal hasım olacağı gözönünde bulundurularak davaya dahil ettirilmeli, yapılacak araştırma ve toplanacak kanıtlar ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Değinilen yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 04.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy