(6831 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 16, 18, 30, 45)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davacıların davalarının reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 148 ada 5, 149 ada 5, 7 ve 144 ada 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan malik hanesi boş bırakılarak kadastro mahkemesine devredilmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davalarının reddine, 148 ada 5, 149 ada 5, 7, 144 ada 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazların Sevim T. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi, Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Davacı Fatma S. ve arkadaşları tarafından 23.06.1987 tarihli dilekçe ile asliye hukuk mahkemesinde açılan tescil davası kadastro tutanağı düzenlendiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahdidi 21.10.1944 tarihinde ilan edilip kesinleşmiştir. Yargılamanın devamı sırasında önce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 1944 tahdidinin aplikasyonu ve 3302 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulamaları yapılarak 20.01.1989 tarihinde ilan edilmiş, ancak dava nedeniyle çekişmeli parseller yönünden kesinleşmemiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Çekişmeli taşınmazların malik haneleri açık bırakılarak tutanakları düzenlendiğine göre, 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi uyarınca gerçek hak sahibinin mahkemece resen araştırılması gerekir. Bu nedenle, dava konusu 148 ada 5, 149 ada 5, 7, 144 ada 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden orman araştırması ile Hazinenin 8 parsele yönelik mera iddiası olduğundan usulüne uygun mera araştırması yapılmadan eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece yeniden yapılacak keşifte önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp, 1944 yılında ilan edilen orman tahdit haritası ve tapulama paftası uygulattırılmalı, taşınmazların konumu uzman ve fen ehli bilirkişilere düzenlettirilecek tahdit hattı ile irtibatlı krokide gösterilmeli, taşınmazın tamamı veya bir kısmı 1944 tahdidinin içinde kalıyor ise bu bölümlerin orman niteliğinde Hazine adına tescile karar verilmesi düşünülmelidir. Taşınmazların 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1944 yılında yapılan tahdidin tamamının veya kısmen dışında kaldıklarının saptanması halinde, 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınarak, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ilgili yerlerden getirtilerek, bilirkişiler eliyle keşifte uygulanmak suretiyle bu belgelerde taşınmazların ne şekilde nitelendirildikleri belirlenmeli; 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; uzman ve fen ehli bilirkişilere 1989 yılında ilan edilen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin taşınmazların konumu, tahdit hattı ile irtibatlı düzenlettirilecek krokide gösterilmeli; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Hazinenin 8 parsele yönelik mera iddiası bulunduğundan, yukarıda belirtilen orman araştırması sonucunda bu parselin tamamının veya bir kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, orman sayılmayan bölüme yönelik usulüne uygun mera araştırmasının yapılması gerekmektedir. Meralara ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin komşu köylerden seçilmesi, taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak bildirilmesi gerektiğinin düşünülmesi, bilirkişi ve tanıkların taşınmazın başında dinlenilmesi, tarafların dayanağı olan kayıtların usulen mahallinde uygulanması, uygulamada komşu parsellere ilişkin kayıt ve belgelerden yararlanılması, taşınmazın niteliği konusunda bilirkişi ve tanıklar ile uzman ziraatçı bilirkişiden ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınması, çekişmeli parselin kadimden beri mera olarak kullanılıp kullanılmadığının etraflıca sorulması, tasarruf durumunun kesin ve maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, taşınmazın mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi gereğince zilyetlikle mülk edinilemeyeceğinin gözönünde tutularak aynı yasanın 16/B maddesi hükmüne göre işlem yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, karayolları kamulaştırma haritası uygulanarak, dava konusu taşınmazların bu harita ile irtibatlı krokileri düzenlenmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine, Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 29.05.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy