(3402 S. K. m. 4, 45) (4785 S. K. m. 1, 2) (1086 S. K. m. 237, 297)
Dava: Kadastro sırasında A. Köyü 159 ada 14 parsel sayılı 320000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çalılık niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda mahkemenin 20.06.1997 gün ve 1996/54-14 sayılı kararı ile taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ve karar 04.05.1998 tarihinde kesinleşmiştir. O davada ayrıca görülen bu dosyada, davacı, kendi adına tespit gören 159 ada 3 parselle birlikte 14 parselin içinde sınırlanan bir kısım yerin de, Şubat 1995 tarih 1 nolu tapu kaydı içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 57 ve 56 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattının iptaline, fen elemanı bilirkişi krokisinde A ile gösterilen 3796.24 ve B ile gösterilen 1369.57 m2 bölümlerin orman sınırları dışına çıkarılmasına ve 159 ada 3 parsele eklenerek bu parselin 13801.71 m2 yüzölçümüyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır. Dava konusu 14 parsel çalılık niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, Orman Yönetiminin orman savıyla açtığı dava mahkemenin 1996/54 esasına kaydedilmiş, davacının tapu kaydına dayanarak aynı parsel hakkında açtığı temyize konu dava ve mahkemenin 1996/54 esasına kaydedilerek aynı parsel hakkında açılan davanın birleştirilerek görülmesi usul hükümlerinden olduğu halde, davalar birleştirilmemiş, Orman Yönetiminin açtığı dava 26.03.1997 gün ve 1996/54-14 sayılı kararla kabul edilmiş ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşip orman niteliği ile tescil edilmiştir. Orman Yönetimi ve Hazine yönünden kesinleşen o davada, temyize konu davanın davacısı, taraf olmadığından HUMY.'nın 297 ve 237 maddeleri anlamında kesin hüküm olmasa da, güçlü delil olacağı kuşkusuzdur. Kesinleşen 1996/54 Esaslı dosyada kararın dayanağı raporu düzenleyen Orman Yüksek Mühendisi A. H. B., temyize konu davanın ilk keşfinde bilirkişi olarak dinlenmiş ve verdiği 21.01.1997 tarihli raporda 14 numaralı parselin dava edilen bölümlerinin orman sayılan yerlerden olduğunu açıklamıştır. 2. keşifte bilgisine başvurulan Orman Yüksek Mühendisi O. A verdiği 02.03.1998 tarihli raporda, mavi boyalı A ve C işaretli bölümlerin, kesinleşmeyen orman tahdidi dışında, kırmızıya boyalı B ve D ile gösterilen bölümlerin orman tahdidi içinde olduğunu bildirmiş, ancak resmi belge niteliğindeki en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planını uygulamamıştır. Yapılan 3. keşifte bilgisine başvurulan Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi T. Ö., verdiği 29.04.1999 tarihli raporda dava ve temyize konu olan kırmızıya boyanarak gösterilen (A ve B) işaretli bölümlerin resmi belgelere göre orman sayılamayan yerlerden olduğunu bildirerek ilk raporu düzenleyen A. H. B resmi belgeleri yanlış uyguladığını açıklamıştır. Ne var ki; bilirkişi T. Ö verdiği raporda 1/25000 ölçekli olduğu anlaşılan rapor ekindeki amenajman planı ve memleket haritalarında çekişmeli yerin farklı yerlerde işaretlendiği açıkça görülmektedir.
Diğer taraftan davacı, dava dışı 3 numaralı parsele miktarından az olarak revizyon gören Sulh Hukuk Mahkemesinin verdiği 05.07.1956 tarih 1955/56-46 sayılı kararla oluşturulan tapu kaydının dayanağı 1/1000 ölçekli olduğu anlaşılan haritanın uygulanmasında davacı adına tesciline karar verilen bölümlerin bir kısmı tescil krokisinin dahi dışında gösterilmiştir. Tapunun oluşumuna ilişkin sözü edilen tescil kararında Orman Yönetimi taraf olmadığından Yönetimi bağlamayacağı kuşkusuzdur. Tapunun ve dayanağı krokinin 4 sınırı fundalık yazılıdır. Yörede orman kadastrosu 3402 sayılı yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılmış ve henüz kesinleşmemiş olduğuna göre, tapu kaydı kapsamı orman olmasa bile tapu kaydı dışında kalan bölümlerin orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü zorunludur.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
O halde, öncelikle mahkemenin 1996/54-14 sayılı dava dosyası getirtilmeli, mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ile hava fotoğrafları ve Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.07.1956 gün ve 1955/56-46 sayılı kararının dayanağı tescil krokisi, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan aynı zamanda çekişmeli taşınmaz bölümlerinin davacı tarafın tutunduğu tapunun tescil krokisine göre konumunu gösteren ayrı renklerle işaretli kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tutunulan tapu kaydının tescil krokisi kapsamında kalan bölümü orman değilse, tescil tapusu sınırları fundalık okuduğundan tescil krokisi kapsamı dışındaki alanların orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 21.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy