(6831 S. K. m. 1, 2/B, 7, 9) (3402 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne eylemli olarak uyulan Dairenin 01.02.1996 gün ve 405/914 sayılı bozma kararında özetle "... Avut Köyünde 14 nolu orman kadastro komisyonu tarafından, orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması yapılmak üzere 17.09.1975 tarihinde işe başlanılarak komisyona bağlı 5 nolu ekipçe düzenlenen 17.09.1975 tarihli tutanağın 1/25.000 ölçekli, F 37-C 1 paftaya çizilen köy sınırları içerisinde olan Avut Köyüne ait arazi gezildi ve devlet ormanı bulunmadığına karar verilip" biçiminde düzenlendiği ve 03.10.1978 tarihinde ilan edildiği, bu tutanakta sözü edilen haritanın bulunmadığı anlaşılmakla geçerli bir ... orman tahdidinin yapılıp yapılmadığının araştırılması, geçerli bir orman tahdidi var ise, yapılacak keşifte tahdit haritasının uygulanması, bilirkişilere tahdit hattına irtibatlı kroki düzenlettirilmesi, davacı Cemal Y.'ın temyiz itirazları yönünden, yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde davacı gerçek kişinin iddiasının aslının araştırılması, tespitte dayanılan ve tutunulan tüm kayıtların ilgili yerlerden getirtilerek uygulanması, tanıklarının dinlenmesi, davalı yönünden, 3402 sayılı yasanın 13/B-b maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur. Yargıtay bozma kararı üzerine dava dosyası Çarşamba Kadastro Mahkemesinin esasına kaydedilerek açılan ilk duruşma oturumunda, davacı Orman Yönetimi vekilinin bozma kararına uymasını istediği, ancak dava konusu taşınmazın bulunduğu Avut Köyünün yeni ilçe ve adliye teşkilatı kurulan Salıpazarı'na bağlandığından yetkisizlik kararıyla Salıpazarı Kadastro Mahkemesine gönderildiği, adı geçen mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulup uyulmamasına ilişkin herhangi bir karar verilmeden, bozma kararında açıklanan ilkeler çerçevesinde araştırma, inceleme ve keşif yapıldığı, keşiften sonra düzenlenen üç kişilik orman yüksek mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporlarda "çekişmeli 113 ada 1 ve 2 numaralı parseller ile komşu parsellerin toprak yapıları aynı olup, komşu taşınmazla sınır teşkil eden hatlarda sıra ve küme halinde tabi olarak yetişen orman ağaçlarından gürgen, kızılağaç ve meşe türlerinin kök ve kütük sürgünlerinden oluşmuş genç ferlerle orman refakat florasının görüldüğü, Avut Köyünde 16.09.1958 tarih 10738 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla orman rejimi kapsamından çıkartılarak yerleşim alanına tahsis edilen ve 19 nolu toprak komisyonunun 1958 yılında parselasyon işlemlerine başladığı yerler olduğu, ancak dava konusu yerin parselasyona tabi tutulmadığı, yerleşim alanı olarak tahsis edilen sahanın yine Bakanlar Kurulunun 28.09.1968 tarih ve 5/389 sayılı kararıyla iptal edilip orman rejimi kapsamına yeniden alındığı, Avut Köyü orman kadastrosunun 1975 yılında başlatıldığı, 03.10.1978 tarihinde ilan edilerek, itiraz edilmediğinden kesinleştiği, ancak bununla ilgili orman kadastro haritasının tüm aramalara rağmen bulunamadığı, tahdit haritası bulunmadan hangi taşınmazın orman rejimi dışında, hangisinin orman alanı olarak değerlendirildiğini tayin etme olanağının bulunmadığı, memleket haritasında taşınmazın orman olarak gösterilen yeşil alan içinde kaldığı, 14 nolu orman kadastro komisyonunun 5 nolu ekibince düzenlenen 17.09.1975 tarihli tutanakta "F36-C1 1/25.000 ölçekli memleket paftasına çizilen köy sınırları içinde orman yoktur" ifadesinin bu köyün mülki hudutlarında devlet ormanı yoktur anlamına gelmeyeceğini, orman kadastro haritası bulunmadan köy sınırlarının da tespit edilemeyeceğini, sonuç olarak taşınmazın memleket haritasında orman olarak gösterilen yeşil alan içinde kalması, hava fotoğraflarının siteroskopik incelemesi sonucu da ağaçlık ve çalılık olarak tespit edildiğinden, amenajman planı, mesçere haritasında orman bölmesi içinde olmasına karşın ağaçsız alana isabet etse de, amenajman planları düzenlendikleri yıllarda var olan ormanları gösterip, ormanların evveliyatları hakkında fikir vermediklerinden, nizalı taşınmazın orman bütünlüğü içinde, ormandan kazanılmış yer olması nedeniyle 6831 Sayılı Orman Yasasının 2896 Sayılı Yasa ile değişik 1. maddesine göre ORMAN SAYILAN YERLERDEN OLDUĞU" açıklanmıştır.
Dosya içindeki Çarşamba İşletme Şefliği tarafından mahkemeye gönderilen Samsun Orman İşletme Müdür Yardımcısı Temel U. ve arkadaşları tarafından düzenlenen 19.07.1993 tarihli üç sayfalık inceleme raporunun 3. bendinde (Avut Köyünde 1991 yılında tapu kadastro çalışmaları yapılmış ve bu çalışmanın ilanı yapıldığında idaremizce 913 adet parsele itiraz edilerek dava açılmıştır. Tapulama çalışmalarına itiraz etmeden önce orman kadastro haritası ele geçirilememiş, bunun üzerine 14 nolu orman kadastro komisyon başkanlığının Kastamonu'daki merkezinden istenmiş, fakat HARİTANIN ÇİZİLMEMİŞ OLDUĞUNA dair cevap alınmıştır. Aynı zamanda Amasya Orman Bölge Müdürlüğü vasıtasıyla Orman Genel Müdürlüğü Kadastro ve Mülkiyet Daire Başkanlığından da sorulmuş olup orada da BULUNMADIĞI anlaşılmıştır). Yine aynı inceleme raporunun 6 numaralı bendinde (Orman Genel Müdürlüğü Kadastro ve Mülkiyet Dairesi Başkanlığının bu konuyla ilgili 18.06.1993 gün 1481 sayılı emirlerinde ormansız köy olarak orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş Avut Köyü sınırları içinde kadastro müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar geçerli olduğu, ancak, orman kadastro haritası ele geçmediğinden hangi sınırlar içerisindeki sahaya karar verildiği bilinememektedir) ifadesinin yer aldığı, yine Çarşamba İşletme Şefliğinin yazısı ekindeki mahkemeye gönderilen iki sayfalık Kadastro Mülkiyet Şube Müdürü Ahmet Turan A.ve arkadaşlarının düzenlediği 25.08.1993 tarihli inceleme raporunda da "...dava açılan 913 adet parselden hangilerinin 1975 yılında yapılan orman kadastro sınırlaması esnasında ormansız köy olarak karar verilen sınırlar içerisinde kaldığını tespit etmek üzere ORMAN KADASTRO HARİTASI ARANMIŞ FAKAT BULUNAMAMIŞTIR." denilmiştir. Mahkemece de yapılan tüm araştırmalara karşın, 17.09.1975 tarihli orman kadastro çalışma tutanağının dayanağı harita bulunamamıştır. Aynı gün işe başlanıp aynı gün düzenlenen tutanakla binlerce dönüm arazisi olan köyün tüm arazilerinin gezilip incelenmesi de hayatın gerçeklerine ve maddi olaya uygun değildir.
3402 Sayılı Yasanın 1. maddesinde yasanın amacı (memleketin kadastral, topoğrafik haritasına dayalı olarak taşınmazların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukuki durumlarını tespit etmek) biçiminde açıklanmış ve 6831 Sayılı Orman Yasasının "orman kadastrosu" başlığını taşıyan 7. maddede "ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmazların ormanlarla müşterek sınırının tayin ve tespiti, orman kadastro komisyonları tarafından yapılacağı", "komisyonların çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle düzenleneceği" 9. maddesinde de ise, "kadastrosu yapılacak ormanların sınırlarının komisyonlarca arazi üzerinde belirlenip ölçüleceği ve varsa hava fotoğraflarına işaretlenip tutanakla tevsik edileceği" 10. madde de "kadastro tutanak suretleri haritaları ile birlikte orman kadastro komisyonlarınca ilgili köy ve beldelerin uygun yerine asılmak suretiyle ilan edileceği" ve "kadastrosu tamamlanan ormanlara ait haritaların, komisyon başkanınca tasdik edileceği" hükümlerini içerdiği gibi, yasa gereği çıkartılan Orman Kadastrosu Yönetmeliğinin amaç başlığını taşıyan 1. maddesi "... orman alanlarının geometrik ve hukuki durumları ile 6831 Sayılı Orman Yasasının 2/B maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılacak yerleri tayin ve tespit etmek" şeklinde tanımlandıktan sonra, diğer maddelerinde kadastronun nasıl yapılacağı ve haritaların nasıl düzenleneceği ayrıntıları ile gösterilmiştir.
3402 Sayılı Kadastro Yasası ile 6831 Sayılı Orman Yasası kadastronun nasıl yapılacağı konusunda biribiri ile uyumlu ve benzer hükümler taşımaktadır.
Gerek arazi ve gerekse orman kadastrosunun temeli, kadastral ve topoğrafik harita düzenlemektir. Kadastral harita düzenlenmedikçe kadastronun tamamlandığından ve varlığından söz edilemez.
H.G.K.'nun, 22.09.1999 gün 1999/8-573-574 sayılı ve 13.10.1989 gün 8-841/828 sayılı kararlarında bu görüş benimsenerek geometrik haritası düzenlenmeden yapılan kadastro ve tapulama işlemleri yok sayılmıştır.
O halde, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Avut Köyünde yöntemine uygun olarak yapılmış bir orman kadastrosunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Orman kadastrosunun bulunmadığı ya da kadastronun ilk kez yapıldığı yerlerde bir yerin orman niteliği ve hukuki durumu 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümleneceğinden, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı yerine uygulanmak suretiyle belirlenmesi gerekecektir. Mahkemece bu yolla araştırma yapılmış ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu saptanmıştır.
Bilirkişiler taşınmazların öncesinin orman olduğunu bildirmişlerdir. Açıklanan olgular ile mahkemece, Dairenin 17.09.1975 tarihinde yapılan işlemin geçersiz olduğuna işaret eden bozma kararına da eylemli olarak uyulduğuna göre, orman yararına oluşan kazanılmış hak dahi gözönünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yörede geçerli ve kesinleşmiş bir orman tahdidinin varlığı kabul edilerek davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 28.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy