(4785 S. K. m. 1) (743 S. K. m. 639)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği M. Köyü Batak mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, dava dilekçesinde yazılı 12000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu ve bu güne kadar genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman mühendisi bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın resmi belgelerde orman dışı tarım alanı olarak görüldüğünü ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamasına rağmen, taşınmazın eylemli 12-15 yaşlı dağınık karaçam ağaçlarıyla kaplı bulunduğunu bildirmiştir. Yine; tarım uzmanı bilirkişi, taşınmazın karaçam ağaçlarıyla karışık bitki örtüsünün alt florasında çalılar, muhlif dikenler, böğürtlen, eğrelti otlarından oluşan orman florasını özetlemiştir. Sunulan raporlar, açıklamaları ve varılan sonuçlar da kendi içlerinde çelişkilidir. Bilimsel verilen eşliğinde taşınmaz niteliğini açıklamayan çelişki raporlar hükme dayanak yapılamaz.
Bundan ayrı; taşınmazın Medeni Yasanın 639. maddesi gereğince dava tescil istemine ilişkin olmakla, kadastro paftanın hazırlık aşamasında olup olmadığı sorulmamış, varsa getirilip uygulanarak davaya konu taşınmaz bu harita üzerinde gösterilmemiş, yeterli zilyetlik tanığının dinlenilmesi gereği düşünülmemiştir.
Bu nedenle;
1- Taşınmaz sınırları Doğusu: Yol, Batısı: Adil, Kuzeyi: Mücehhez, Güneyi: Ahmet olarak belirtilmiş ise de, öncelikle bölgede genel kadastro çalışmalarına esas olmak üzere haritanın hazırlanıp hazırlanmadığının kadastro müdürlüğünden sorulması, haritanın hazırlandığının bildirilmesi halinde ileride hükmün infazının tam ve sağlıklı biçimde gerçekleştirebilmesi amacıyla taşınmazın konumu bu harita üzerinde fen elemanı aracılığıyla yerinde tespit ettirilmeli; irtibatlı konum ve krokisi işaretlenmelidir.
2- Zilyetliğe dayalı tescil istemini içeren bu davada zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması bakımından yeterli zilyet tanığı dinlenilmeli; bunlardan, ekonomik amaca uygun zilyetliğin başlangıcı, niteliği, süresi, hangi maddi olgulara dayalı olduğu açık ve kesin şekilde sorulup geniş kapsamlı yanıtlar alınmalıdır.
3- Taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı yöntemince belirlenmelidir. Bu cümleden olarak; orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmasının ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116 sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşife, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği özellikle hava fotoğraflarından yararlanılıp, var ise, ağaç cinsleri ayırt edilerek belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E. K., 14.03.1989 gün ve 35/13 E. K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E. K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; koşmu taşınmazlardaki ağaç yapısı ve bitki örtüsü sayı ve sıklık derecesi, çekişmeli taşınmazın üzerindeki ağaç cinsleri, sayıları, yaşları, kapalılık derecesi ve hakim ağaç türü belirlenmeli; kesinleşmiş tahdit sözkonusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazın dört yönden çekilmiş hakim imzası ve onayını taşıyan renkli fotoğrafları çekilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı ibçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 25.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy