(6831 S. K. m. 1/G, 11) (2644 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ile orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dairenin 25.11.1991 gün ve 12/20 sayılı bozma kararında özetle: Orman Yönetimi, davalılara ait T. Sani 1326 tarih 1698 numaralı sicilden gelen Aralık 1957 tarih 31 numaralı tapu kaydı kapsamının orman olduğu savı ile tapunun iptalini istediği, mahkemenin kesin hüküm nedeniyle davayı reddettiği, ancak daha önce Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/83 esas sayılı dosyasında görülen yüzölçümünün artırılmasına ilişkin davanın taşınmazın tamamının çam ormanı ile kaplı olması nedeniyle reddine ilişkin hükmün davacı kişiler tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.05.1989 gün 4724-4503 sayılı kararıyla dava Tapu Kanununun 5520 sayılı kanunla değişik 31. maddesine dayandığına ve bu maddedeki şartlar mevcut olduğuna ve sınırda orman bulunmadığına göre mesahanın düzeltilmesine karar verilmesi gerekir. Orman İdaresi bu yerin orman olduğunu iddia ediyorsa tapu kaydını iptal ettirmek üzere dava açma hakkı saklıdır. Mesahanın düzeltilmesi Orman İdaresinin taşınmazın orman olması nedeniyle açılacak tapu iptal davasını engellemez. Bu şartlar altında davanın reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır gerekçesiyle bozulduğu ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.10.1989 gün ve 394-412 sayılı kararıyla Orman İdaresinin tapu kaydı kapsamını orman olduğunu iddia ediyorsa, iptal ettirmek üzere dava açma hakkı saklı tutulmak koşuluyla, Aralık 1951 tarih 39 numaralı tapu kaydının 459 m2 olan yüzölçümünün 8620 m2 olarak düzeltilmesine karar verildiği ve sözü edilen kararın Yargıtay denetiminden geçip kesinleşmesinden sonra Orman Yönetiminin bu tapu kaydının iptali isteğiyle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/566 sayılı dosyasında temyize konu davayı açtığı ve mahkemece taşınmazın 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar kapsamına girmediği, geçerli mülkiyet belgesine göre ve orman bütünlüğünü de bozmadığından 6831 Sayılı Yasanın 1/G maddesi gereğince orman sayılmayan yerlerden olması nedeniyle davayı reddetmişse de yüzölçümünün artırılmasına ilişkin davanın bu davada kesin hüküm oluşturmayacağı, keşif sonunda alınan raporda taşınmazın çam, ladin ve ardıçla kaplı olduğunun saptandığı, doğrudan devlet ormanı ile sınırının olmamasının taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1/G maddesi kapsamında sayılmasını gerektirmeyeceği göz önünde bulundurularak, hava fotoğrafları, memleket haritası ve amenajman planları dava konusu yerle birlikte çevre araziye de uygulanarak taşınmazın niteliğinin belirlenmesine" işaretle bozulduğu, mahkemenin bozma kararına uymasından sonra yaptığı araştırma sonucu verdiği 18.02.1999 gün, 1992/20-58 sayılı kararla taşınmazın yaşlı orman ağaçlarıyla kaplı ve 4785 Sayılı Yasaya göre orman sayılan yerlerden ise de 5658 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca iade koşullarının bulunması nedeniyle davayı yine ret ettiği, Orman Yönetiminin temyizi üzerine Dairenin 20.09.1999 gün 7341-7380 sayılı kararıyla yargılamanın devamı sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırılmasına başlanılmış ve taşınmaz orman sınırları içine alınmıştır. Davanın varlığı tahdidin kesinleşmesini önleyeceğinden, 6831 Sayılı Yasanın değişik 11. maddesi hükmü gözetilerek davaya Kadastro Mahkemesinin bakmakla görevli olduğundan görevsizliğe karar verilmesine değinilerek hükmün bozulduğu, mahkemece dosyanın görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, mahkemece yine davanın reddine karar verilmesi üzerine, hükmün davacı Orman Yönetimince temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ile orman tahdidine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yargılamanın devamı sırasında 1997 yılında yapılıp 30.10.1997 tarihinde askı ilanı yapılan, ancak çekişmeli taşınmaz ile davanın tarafları yönünden kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır. Taşınmaz bu uygulamada orman olarak sınırlandırılmıştır.
Davacı Orman Yönetimi, davalıya ait Teşrini Sani 1326 tarih 1698 numaralı tapunun gittisi olan davacılar adına kayıtlı Aralık 1957 tarih 31 numaralı tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tescilini dava etmiş, yargılama sırasında yapılan orman tahdidi çalışmaları sırasında taşınmaz ve etrafı 376 ila 389 OTS ile tahdit içerisine alınması nedeniyle tapu iptali davası aynı zamanda orman tahdidine itiraz davasına da dönüşmüştür.
Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan ve üç kişilik orman yüksek mühendisinden oluşan bilirkişilerin verdiği 15.02.1999 tarihli raporda arz üzerindeki hali hazır görünümünün 25-75 yaşlarında karaçam ağaçları ile kaplı halde fiilen orman görünümünde olmasına rağmen, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesinin istisna (G) bendine göre orman sınırı dışında olup yüzölçümü 3 hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler orman sayılmayacağından taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, memleket haritasında yeşille renklendirilmiş alan içinde kaldığı, memleket haritasının üretilmiş olduğu 1951 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın orman ağaçları ile örtülü halde orman olarak nitelendirildiği, 1965 yılında çekilen hava fotoğraflarında da dava konusu yerin orman ağaçlarıyla kaplı halde bulunduğu, 8620 m2 genişliğinde ve tamamı tapu kapsamında kalmakta olan taşınmazın üzerinde görülen ağaçların yaşlarından memleket haritası ve hava fotoğraflarında 3116 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.06.1937 tarihinde ağaçlarla kaplı olduğu, ancak 3116 Sayılı Yasanın 1/2 bendinde ormanlara bitişik olmayan 5 hektardan az sahipli arazi üzerindeki ağaçlar ve ağaççıklar orman sayılmaz hükmü karşısında taşınmazın orman sayılmayacağı, fakat 4785 Sayılı Yasanın 12. maddesi ile 3116 Sayılı Yasanın 1. maddesini değiştirdiği ve bu yasada sahipli arazideki ağaçlar ile kaplı olan yerlerde genişlik ile ilgili herhangi bir ölçü değeri bulunmadığından, bu yasaya göre orman tarifi kapsamına gireceğinden orman sayılan yerlerden olduğu ve anılan yasa gereği devletleştirmeye tabi tutulduğu 5658 Sayılı Yasaya göre tarım alanları ile çevrili olup devlet ormanına bitişik olmayan arazi parçalarından olmakla iade koşulları oluştuğundan iadeye tabi ormanlardan olduğu konusunda verilen rapor hükme dayanak yapılarak Orman Yönetiminin davasının reddedildiği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi çekişmeli taşınmaz üzerinde tapuda yüzölçümünün artırılmasına ilişkin davanın açıldığı 1984 yılından beri yapılan keşifler sonucu alınan tüm raporlarda taşınmazın tamamının 3116 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.06.1937 yılından beri eylemli orman olduğu belirlendiği gibi 12.02.1999 tarihinde yapılan keşif sırasında çekilen fotoğraflarda da taşınmazın fiilen ve eylemli orman olduğu görülmektedir. Taşınmazın 13.05.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince devletleştirilen yerlerden olduğu tartışmasızdır. Somut olayda çözümlenmesi gereken sorun 4785 Sayılı Yasa hükmüne göre devletleştirilmiş olan taşınmazın 31.03.1950 tarihinde yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre iadeye tabi ormanlardan olup olmadığının saptanması yönündedir.
09.07.1945 tarihli 4785 Sayılı Yasayla Devletleştirilmiş Özel Ormanların 5658 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca geri verilebilmesi için aşağıda yazılı koşulların birlikte bulunması gerekir.
1- İade edilecek orman Devlet ormanları içinde olmamalı,
2- Etrafı tarla, bağ, bahçe gibi kültür arazisi, özel orman, şehir, kasaba, köy merası ile çevrili olmalı,
3- Orman Yasasının 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerle çevrili olmalı,
4- Devlet ormanlarından tamamen ayrılmış olmalı, (ayrılma 02.06.1986 tarihli R.G. yayınlanan 6831 Sayılı Yasa hükümlerince çıkarılan 2/B yönetmeliğinin 20/n hükümlerine göre belirlenecektir.)
5- Köy, belediye, tüzelkişilikler ve gerçek kişilere ait ormanlar sahipleri ve mirasçıları tarafından geri verilmesi istenmeli,
6- 5658 Sayılı Yasanın bu hükmü Yasanın yayınlandığı tarihte var olan duruma göre uygulanmalıdır.
Somut olayda tapu kaydının yüzölçümünün düzeltilmesine ilişkin olarak düzenlenen ve tapu maliklerini bağlayacağı kuşkusuz olan fen memuru Mehmet E. tarafından çizilen krokinin 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi hükmüne göre yapılan uygulaması sonucu yargılamanın devamı sırasında yapılan orman kadastrosunda 376 ila 389 OS noktaları ile çevrilen orman alanının kuzey bölümüne uyduğu belirlenip, tapunun ve dayanağı krokinin uyduğu alan orman tahdit haritası üzerine aplike edilerek kırmızı hatla çizilip gösterilmiştir. Kırmızı hatla gösterilen tapu kapsamının, güney tarafında davacıların tapu kaydı ve krokisi içinde kalmayan ve davanın da konusu olmadığından kesinleşen devlet ormanı bulunmamaktadır. Devlet ormanının kesinleşen bu bölümü davacılar taşınmazıyla güney yönde sınırdır. Bu halde; somut olayda 5658 Sayılı Yasanın 1. maddesinde yazılı Orman Yasasının 1. maddesinde yazılı orman sayılmayan yerlerle çevrili olmak şartıyla Devlet Ormanlarından tamamen ayrılmış bulunma koşulu oluşmamıştır. Başka bir anlatımla dava konusu taşınmaz güney sınırında kesinleşmiş devlet ormanına bitişiktir. Hukuk Genel Kurulunun 19.06.1991 gün ve 1991/16-271/375 sayılı kararında dava konusu taşınmazın toprak karakteri ve üzerindeki bitki örtüsü itibariyle belirlenen niteliği gereği 4785 Sayılı Yasa gereğince hiçbir bildirime gerek olmaksızın devletleştirilen ve doğudaki kızılçam ormanlarına bitişik olması ve orman bütünlüğü bozulmadan bölünememesi nedenleriyle 5658 Sayılı Yasa uyarınca iadeye tabi bulunmayan yerlerden olduğunun kabulü icap eder ilkesi benimsenerek iade edilecek ormanın hiçbir sınırının devlet ormanına bitişik olmaması gerektiği kabul edilmiştir. Bu hale göre, 4785 Sayılı Yasaya göre devletleştirilen ve bir sınırı kesinleşen devlet ormanına bitişik olması nedeniyle 5658 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca geri verilme olanağı bulunmayan taşınmaz hakkında Orman Yönetiminin açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, dayanağı bulunmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy