(4785 S. K. m. 1, 2) (6831 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, Hazinenin davasının kabulü, Orman Yönetiminin davasının reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: "Orman Yönetimi davacı sıfatıyla taraf olduğuna göre iddiasının araştırılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davasının kabulüne, Orman Yönetiminin davasının reddine ve dava konusu parselin tespitteki niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 30.03.1990 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Hükme dayanak yapılan orman yüksek mühendisi bilirkişi, raporunda; Çekişmeli taşınmazın memleket haritasında ormansız açık alanda kaldığını bildirmiş, ancak raporuna eklediği memleket haritası fotokopisi üzerinde çekişmeli taşınmazı yükselti çizgilerinin sık olarak geçtiği, bu çizgilere göre eğimin %1-2 den çok daha fazla olduğu alanda işaretlemiş, taşınmazın üzerindeki ağaçların sayısı, cinsi, ismi, kapalılık derecesi, hakim ağaç türü, taşınmazın komşularının eylemli durumları ile kadastro tespitlerinin ne şekilde kesinleştiği üzerinde durulmamıştır. Eksik araştırma ve bozma gereklerini karşılamayan yetersiz bilirkişi raporları ile hüküm kurulamaz.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi gereğince toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik yerler orman sayılmaz. 24.12.1965 tarihli Orman Muhafaza Karakteri Taşımayan Funda ve Makilik Sahaların Tespitine Dair Talimatnamenin 2. maddesinde funda ve makinin tarifi yapılmış, 6. maddesinin D fıkrasında arazi % 12 den fazla eğimli ise bu yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağına değinilmiştir.
Mahkemece, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı çekişmeli taşınmazın komşusu olan yada yakın komşusu olan taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanağı olan kayıtlar değişiklikleri ile birlikte, kadastro tespitleri kesinleşmiş ise tapu kayıtlarının, itirazlıysa dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi, bir ziraat uzmanı bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmemiş tahdit söz konusu olduğundan tahdit haritası ve tutanakları ile arazi kadastro paftası uygulanarak, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu belirlenmeli ve bilirkişilere çekişmeli taşınmazın tahdit hattına irtibatlı krokisi düzenlettirilmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı yüksek eğimli, maki ağaçları ile kaplı bölümler belirlenerek bilirkişilere krokilerinde işaret ettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 18.10.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy