(3402 S. K. m. 4, 16/B)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, Altıntaş İlçesi, Beşkarış Köyü, Kozluca Mevkiinde bulunan ve yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 110 ada 535 parsel nosu altında 2628 hektar 3243.56 m2, Beşkarış Devlet ormanı olarak tespit ve tapuya tescil edilen taşınmazın 400 hektarlık kısmının "yaylak" olduğu savı ve niteliğinin "yaylak" olarak düzeltilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Yörede orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre 1994 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman olarak sınırlandırılmıştır. 6831 Sayılı Yasa kuralları içinde Orman Genel Müdürlüğünce yapılan bu uygulama genel arazi kadastrosu ile birlikte ilan edilerek kesinleşmiştir. Taşınmaz halen "ORMAN" olarak tapuda kayıtlı bulunmaktadır.
Hazine 27.04.2000 tarihinde "yaylak" savı ile dava açmış ve yerel mahkemece davayı kabul etmiştir. Yapılan inceleme ve araştırmaya göre özellikle orman uzman bilirkişi raporunda taşınmazın 60-100 yaşlı ardıç ağaçları ve yine bodur meşelerle kaplı olduğu, memleket haritasında orman alanı içinde bulunduğu belirlenmiş olmasına rağmen raporun sonuç kısmında bütün bu açıklamaları dışlayıp "yaylak yeridir" şeklindeki sonuç bildirimine itibar edilemez.
Kaldı ki; 1994 yılında yapılan orman tahdidinde taşınmazın orman olduğu belirlenip kesinleşen tahdide göre Hazinenin kendi adına oluşmuş orman tapusuna karşılık nitelik değiştirici yöntemle açtığı bu dava kanıtlanmadığı gibi yaylak yeri ile ilgili kaydın da köy tüzelkişiliğine ait olduğu göz önüne alındığında bu davanın dinlenme olanağı da yoktur.
Bir taşınmazın orman olup olmadığı kesinleşmiş orman tahdidi varsa tahdit haritası uygulaması ile, tahdit yapılmamış ise memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanması ile belirlenir. Olayımızda 1994 yılında yapılan tahditle taşınmazın orman olarak saptandığı kesinleşip Hazine adına tapuya bağlandığı belirgin olduğu gibi tahdit yapılmamış olması halinde uygulanacak ikinci yöntem dahi gerçekleştirilip memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarında uygulanmak suretiyle taşınmazın orman sayılan yer olduğu tartışmasız belirlendiği halde uzman orman bilirkişinin orman niteliğini vurgulayan açıklamalarını dışlayarak görevi kapsamında olmayan nitelik belirleme şeklinde yaylak yeri olarak yaptığı açıklamanın hukuki ve fiili gerçeğe aykırı, yöntem dışı bir olgu olduğu da açıktır. Ayrıca yaylak yerleri 3402 Sayılı Yasanın 16/B maddesi uyarınca sınırlandırmaya ve özel sicile kayda tabii iken yerel mahkemenin bunu da aşarak Hazine adına tescile karar vermek suretiyle yaylak yerini tapuya bağlaması da usul ve yasaya tamamen aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle gerek belgelere dayalı olarak, gerek eylemli durumu itibariyle yapılıp kesinleşmiş orman tahdidi ile Hazine adına orman olarak tescil edilmiş, taşınmazın orman olmaktan çıkarılmasını amaçlayan, niteliğini değiştiren istemin kabulünü içeren davanın reddi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25/09/2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy