(3402 S. K. m.30/2) (1086 S. K. m.45)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; davacı İbrahim P'ın davasının reddi, müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulü yolunda kurulan 17.04.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı İbrahim P. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.11.2001 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden İbrahim P. vekili gelmedi, temyiz eden Hazine vekili Av.Ulviye Sarp geldi, karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Av.Tülay Orhan geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 26.11.1987 tarihli dava dilekçesi ile sınırlarını belirttiği taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmış, tescil davasının devamı sırasında tescile konu yerlere ilişkin kadastro tutanaklarının düzenlenmesi nedeni ile görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılması sonucunda, davacı gerçek kişinin davasının reddine, müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu 148 ada 2, 147 ada 8 parsel sayılı taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı İbrahim P. ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Görevsizlikle gelen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/272 E.- 1989/56 karar sayılı dosyasında tescile konu olan yerin fenci bilirkişi rapor ve krokisinde gösterilen 50.750 m2 yüzölçümündeki taşınmaz olduğu halde, kadastro tutanağı düzenlenen ve kadastro mahkemesine gönderilen 147 ada 8 parselin 12996 m2, 148 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise 14920 m2 olduğu, tescile konu taşınmazın bir kısmının tescil davasının devamı sırasında davacı tarafından başka şahıslara satıldığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı kadastro yasasının 5, 11, 25, 27 ve 30. maddeleri, tespit tutanağının düzenlendiği tarihten önce genel mahkemede davalı olan dosyalar hakkında mahkemelerce ne gibi işlem yapılacağını göstermektedir. Öncelikle asliye hukuk mahkemesinin 1987/272 esas sayılı dava dosyasının keşfi sırasında düzenlenen kroki ve dava dilekçesindeki sınırlar göz önünde bulundurularak yapılacak bir tespit keşfi ile kadastro sırasında hangi ada hangi parsel numarası ile tutanaklarının düzenlendiği belirlendikten sonra bu parsellerin tümüne ait tutanak asılları ve ekleri bulundukları yerden getirtilmeli, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olan bir kısım yerlerin tespitlerinin kesinleştirilerek tapuya tescil edilmiş olmasının hukukça değer taşımayacağı ve bu durumda dahi malik hanelerinin boş olacağı, askı ilanlarının kadastro müdürlüğünce yaptırıldığı nazara alınmalı, mahkemenin başka dosyalarında dava konusu edilen aynı nitelikteki taşınmazlarla ilgili dava dosyaları varsa H.U.M.Y.'nın 45 maddesi gereğince birleştirilmeli, adlarına tespit yapılan kişiler bu davanın doğal tarafı olacağından onlara da duruşma günü tebliğ edilerek taraf oluşturulmalı, bundan sonra tarafların gösterecekleri kanıtlar toplanarak ve taşınmazların malik hanelerinin açık olduğu da göz önünde bulundurularak 3402 sayılı yasanın 30/2. maddesi gereğince mahkemece lüzum görülen diğer deliller de toplanarak dava konusu taşınmazların gerçek hak sahibi adına tapuya tesciline karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişiye iadesine 13/11/2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy