(6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Orman Yönetimi, Karagözler Mahallesi 225 ada ve 2 parsel sayılı taşınmazın yörede 1976 tarihinde yapılan ve 09.02.1982 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali, müdahalenin men-i kal ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1976 yılında yapılıp 09.02.1981 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen orman tahdidi ve 2. madde uygulaması vardır. Daha sonra ise 1987 yılında henüz sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman tahdidi ve 2/B uygulaması; sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon ve 2/B uygulaması yapılmış ve uygulama da kesinleşmiştir.
Davaya konu 225 ada 2 parsel 6627 m2, arsa vasfında tapuda kayıtlıdır.
Yargılamanın devamı sırasında davalı taraf Fethiye Sulh Ceza Mahkemesinin 1996/701 Esas 1996/701 Karar sayılı dosyasına dayanmıştır. Anılan dosyada Yapı Kooperatifi üyeleri hakkında orman boşluğunu işgal ve faydalanma savı ile dava açılmış, mahkemece üyelerin yapılan binanın yerini ve sınırlarını belirlemediği tahdide göre bina yerini belirleme görevi olmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş, bu kez görevli harita mühendisi Levent Yılmaz aleyhine dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda tapunun 336 m2'lik kısmının orman tahdit sınırı içinde olup, yapılan binaların da 103 m2'lik kısmının yine tahdit içinde kaldığı gerekçesi ile mahkumiyet kararı verilmiş; bu karar 3. Ceza Dairesince sanığın tapu kaydını usulünce uygulamış olduğu tapu kaydında orman şerhinin bulunmadığı, tapu uygulanırken orman tahdidi ile ilgili bir iddianın ileri sürülmediği, tapu uygulaması dışında bir işgalden de söz edilemediği, işgal kastının bulunmadığı belirtilerek karar bozulmuştur. Orman tahdidi içinde kalan sahada bulunan inşaatın müsaderesi hususu üzerinde de durulmuştur. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 06.06.1996 tarihinde 1996/4446-5668 sayılı kararında dahi bilirkişinin beraatına rağmen taşınmazın 336 m2'lik kesiminin orman tahdit sınırı içinde olduğu saptanıp üzerindeki binaların müsaderesine gidilmiştir. Bu olgu, yönetimin davasının yerinde olduğunun açık ifadesidir.
Taşınmaz başında ayrı ayrı iki kez keşif yapılmış olup, ilk keşifte hazır bulunan uzman bilirkişi taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırı dışında kaldığını bildirmiş; 2. keşifte hazır bulunan üç kişilik uzman bilirkişi kurulu ise kesinleşen tahdide ilişkin orman tahdit haritası ve tutanakları usulünce uygulayarak; Sulh Ceza Mahkemesinin dosyasını da nazara almak suretiyle taşınmazın anılan mahkeme kararında belirtilen kesiminin orman tahdit sınırı içinde olduğunu açıklamıştır. 2. rapor üç kişilik uzman bilirkişi kurulu tarafından verilmiş ve Yerinde Uygulama Yapılarak Düzenlenmiştir. 3 kişilik kurulun uygulamaya dayalı rapor ve krokisine rağmen tekrar kurul oluşturulup ve uygulama yapılmaksızın dosya üzerinde rapor alınması doğru olmadığı gibi, son raporda evvelki kurul raporunu yok sayacak ya da bulguları karşılayacak somut gerçekler mevcut olmayıp eleştiri niteliğindeki bu raporla hüküm kurulamaz. Bütün bu nedenlerle Yönetimin davasının 2. raporda belirlenen olgular ve sonuca göre kabulü gerekirken, reddi yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25.09.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy