(3402 S. K. m. 4) (6831 S.K. m. 7)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: "Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması ve bu arada keşif giderleri ile giderleri yatıracak tarafın ve kesin önel yada gerekli önel içinde ücreti yatırmamasının sonuçlarının anlatılması, keşif gün ve saatinin belirlenmesi, hakim, katip ve diğer görevliler için yol tazminatı miktarı ile araç için ödenecek ücretin belirtilmesi gerektiği, bu hususları ara kararı ile verilecek kesin mehilin içermemesi halinde H.Y.U.Y.'nın 414 ve 163. maddeleri açısından bir sonuç doğurmayacağı" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1977 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması vardır.
Davacı Orman Yönetiminin davalı gerçek kişiye karşı açtığı kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonucu, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı, memleket haritası ve hava fotoğraflarında ise, yeşile boyalı ormanlık alanda yer aldığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiş ve hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme dayanak alınan uzman orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın 1978 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritasının dışında kaldığı, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında ise, yeşile boyalı ormanlık alanda kaldığı belirtilmektedir.
Kural olarak; bir taşınmazın orman olup olmadığı öncelikle yörede kesinleşen orman tahdidinin bulunması halinde uzman bilirkişiler aracılığıyla tahdit haritasının zemine uygulanması sonucu belirlenmesi gerekir.
Yörede kesinleşen orman tahdidi bulunmadığı taktirde, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı yine uzman bilirkişiler tarafından uygulanarak bu belgeler de nizalı taşınmazın öncesinin ne olduğu, nasıl nitelendirildiği araştırılması ile sonuca ulaşılır.
Somut olayda yörede kesinleşen orman tahdidi bulunduğu ve yapılan uygulamada nizalı taşınmazın bu tahdit dışında kaldığı belirlendiğine ve Hazine tarafından dava da açılmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 11/10/2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy