(3402 S. K. m. 4, 20/A, 14)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında Çarkacı Köyü 135 ada 12 parsel sayılı 61800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1958/13 tapu ve 1937/170-176 nolu vergi kaydı ile tarla olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, orman iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalı gerçek kişiler adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece parselin tespitine esas alınan tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaza uyduğu ve miktar fazlası üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmaz edinme koşulları oluştuğundan sözedilerek davanın reddine karar verilmişse de mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir.
Çekişmeli parsele biri Kasım 1958 tarih 5, diğeri 6 numaralı tescil yoluyla oluşmuş tapu kaydı ile 170, 172, 173, 174, 175 ve 176 tahrir numaralı vergi kayıtları ve bundan başka 1987 tarihli emlak vergi beyannamesi uygulanmak suretiyle tespit yapılmıştır. Tapuların dayanağı kroki getirtilip uygulanmadığı gibi vergi kayıtlarında taşınmazın hangi bölümüne uyduğu açık yön bırakmadan parselleri kapsayıp kapsamadığı saptanmamıştır. Bundan başka, taşınmazın bir bölümünün Kezban Varol ve Mecit Demirel tarafından davalılara satıldığı kabul edilmiştir. Kezban V. ve Mecit D. arasında asliye hukuk mahkemesinde yapılan ancak takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilen asliye hukuk mahkemesinin 1987/69-1998/60 karar sayılı dosyasına konu olan yerin uzman bilirkişi krokisinde (a) ile işaretli kırmızı boyalı 20500 m2 yer olduğu belirtilmiştir. Adı geçenler 16.06.1987 tarihli dava dilekçesinde çokharman mevkiinde 15 dönüm tarlanın sınırlarını göstererek tescili için dava açmışlar ve dava konusu yerin güney sınırlarının bakla yakası (ormanlık) olarak göstermişlerdir. Eylemli durumda parselin güney sınırında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre sınırı çizilen 64 nolu orman parseli bulunmaktadır. Şu hale göre, 1987 yılında Kezban V. dava dilekçesinde 15 dönüm yeri dava ettiğinden dava edilen taşınmazın güney tarafında kalan taşınmaz bölümünün 1987 yılından sonra tarla haline getirtildiğinin kabulü gerekir.
O halde, davanın sağlıklı bir sonuca ulaşılması için çekişmeli taşınmaza tespitte esas alınan Kasım 1958 tarih 5 ve 6 numaralı tapu kayıtlarının dayanağı tescil krokilerin bulunduğu yerden istenmeli, bundan sonra 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi hükmüne göre dayanak harita yerine uygulanmalı, tapu kapsamı ve uygulanan vergi kayıtlarının kapsadığı yerler belirlenerek düzenlenecek uzman bilirkişi krokisinde gösterilmeli, komşu 9 ve 11 parsele uygulanan vergi kayıtları sınırı mera okuduğu gözönünde bulundurularak tespite esas alınan vergi kayıtlarının açık yön bırakılmadan parselin tamamını kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, davalıların Kezban V.ve Mecit D'den satın aldığı tarlanın 15 dönüm olduğu, 1987/69 Esas sayılı dava dosyasında da açıklandığı ve aynı dilekçede Kezban V. ve Mecit D'e ait tarlanın güneyi ormanlık olarak sınır gösterildiğinden o kişilerce tarlanın güneyinde kalan taşınmaz bölümünün 1987 yılından sonra güneydeki ormandan açıldığı kabul edilmeli, taşınmaza uygulanan 1987 tarihli emlak vergi kaydının sınırı olmadığı ve dolayısıyla uygulama olanağı bulunmadığından bu tür vergi beyannamelerinin 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde anılan zilyetlik belgelerinden sayılamayacağı H.G.K. 1997/438 sayılı kararın gereği olduğu düşünülmeli, yapılan uygulama uzman bilirkişiler tarafından düzenlenerek krokiye yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, bu davada ormana husumet yöneltilemeyeceğinden orman aleyhine olan davanın husumetten reddi gerekeceği düşünülmeli, bundan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve davalı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 27.02.2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy