(3402 S. K. m. 20, 22, 45)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda Orman Yönetiminin davasının reddi, Necip E'in davasının kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Küçükaltıağaç Köyü 987, 297, 321, 409, 410, 1099 ve 1100 parsel sayılı sırasıyla 60600 m2, 2100 m2, 2650 m2, 4550 m2, 4650 m2, 5600 m2 ve 2750 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduğundan, malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir. Asliye hukuk mahkemesinde davacılar Mesut E., Zekiye E. ve Zeynep U.tarafından Hazine ve K. Altıağaç Köyü aleyhine açılmış olan tescil, tapu iptal-tescil davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Orman Yönetimi 410 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla askı ilan süresinde kadastro tespitine itiraz davası açmış, 25.06.1990 tarihli dilekçeyle de tüm taşınmazların ormanla ilgisi olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece katılan Orman Yönetiminin davasının reddine, çekişmeli K. Altıağaç Köyü 409, 410, 987, 297, 321 parsel sayılı taşınmazların Necip E., 1099 ve 1100 parsel sayılı taşınmazların da Zekiye E. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış, yargılama sırasında yapılan orman kadastrosunda çekişmeli taşınmazlar orman sınırları dışında bırakılmış ise de bu işlem dava nedeniyle kesinleşmemiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 15 numaralı toprak tevzii komisyonu tarafından çalışma yapılmış olduğu halde belirtmelik tutanakları ve toprak tevzii haritası ve belirtmelikte esas alınan vergi kayıtları ve konusu parsellere ait kadastro tespit tutanakları ve tespite esas alınan tapu ve vergi kayıtları getirtilip yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu bu belgelerle denetlenmemiş, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yönü ne şekilde nitelendirdiği araştırılmamış, çekişmeli 297 ve 321 parsellerin tespitine esas alınan 409 ve 410 tahrir numaralı vergi kayıtları getirtilip uygulanmamış, çekişmeli 987 parsele revizyon gören 225 ve 283 tahrir numaralı vergi kayıtlarının toplam 14000 m2 olduğu ve 60600 m2 yüzölçümündeki taşınmazlara uygulandığı yine 1099 numaralı parselin 1100 parsele uygulanan 197 tahrir numaralı, 410 numaralı parselin 409 parsele uygulanan 305 tahrir numaralı vergi kayıtları miktar fazlası olarak belirtmeliklerinin Hazine adına düzenlendiği ve parseller hakkında Hazine adına 1966 tarihli tevzi tapu kayıtları oluştuğu, 1099 parsel doğu, kuzey ve güneyden niteliği belirlenemeyen 1696 parsel ile, 410 parselde doğudan niteliği belirlenemeyen 1682 parsel ile 297 parsel batı ve güneybatı yönden niteliği belirlenemeyen 1683 parsel ile sınır olduğu, halde 297 ve 327 parsellere uygulanan vergi kayıtları getirtilmemiş, kayıt miktar fazlası bulunup bulunmadığı, tüm taşınmazlara ilişkin kayıt miktar fazlalıklarının nereden kaynaklandığı ve kayıt fazlasının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır. Öte yandan, uzman bilirkişi Necdet Orcan çekişmeli taşınmazların dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığını, en eski tarihli Memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planında açık alanda kaldığını bildirmişse de, çekişmeli taşınmazların orman sınır hattına göre konumunu belirleyen krokilerini düzenlememiştir. Diğer taraftan adı geçen bilirkişinin raporuna eklediği memleket haritasının renklendirilmiş fotokopisinde, çekişmeli taşınmazları işaretlediği yer, taşınmazların kadastro tespit krokisi ve toprak tevzii haritasında bulundukları geniş çevreleri ile bulunduğu yerler ile karşılaştırıldığında, bilirkişinin çekişmeli taşınmazın memleket haritasındaki yerini gerçeğe uygun saptayıp saptamadığı da kesin olarak belirlenememektedir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makilik alanlar 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında olup orman sayılan yerlerdendir. Bilimsel olarak eğimi % 12den fazla olan makilik ve fundalık alanlar, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığından orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü zorunludur. O halde, mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas alınan ve dosyada bulunmayan vergi kayıtları, yine dosyada bulunmayan komşu parsellerin belirtmelik tutanakları, belirtmelik ve tevzilerine esas alınan vergi kayıtları toprak tevzi haritası getirtilip dosya keşfe hazır hale getirilmeli, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir harita yüksek mühendisi bulunmadığı taktirde bir harita mühendisi yada bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte,en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; bilirkişilere, dava nedeniyle kesinleşmemiş orman tahdit hattı ile irtibatlı kroki tanzim ettirilmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazların belirtmeliğinde ve tespitinde esas alınan vergi kayıtları, belirtmelik tutanakları, tevzii paftası, kadastro paftası, yerel bilirkişi vasıtasıyla uygulanmalı, bilinmeyen sınır ve mevkiler konusunda taraflar tanık gösterecek olurlar ise, tanık beyanlarından yararlanılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere uygulanan vergi kayıtları ile denetlenmeli, dayanak vergi kayıtları genişletilebilir sınırları da içerip 3402 Sayılı Yasanın 20/C madde hükmüne göre bu tür kayıtların kapsadığı alan yüzölçümüne değer verilerek belirleneceğinden, komşu parsel dayanak kayıtlarından yararlanmak ve sabit sınırdan başlamak üzere kayıtlara aynı yasanın 21. maddesi uyarınca miktarı ile geçerli kapsam tayin olunmalı; asıl taşınmazın kapsamı orman veya ormandan açma değil ise; miktar fazlasının nereden kaynaklandığı, sınırda orman bulunup bulunmadığı, var ise miktar fazlalığının sınırda bulunan ormandan açma yapılmak suretiyle oluşup oluşmadığı, vergi kayıtlarının tarihine, belirtmelik tarihi ve dava tarihine göre, kayıt miktar fazlalıklarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, Hazine adına toprak tevzi tapu kaydı oluşturulmasından sonra davacıların sürdürdükleri zilyetliğin yararlarına bir hukuki sonuç doğurmayacağı düşünülmeli, ziraat mühendisi bilirkişiden rapor alınmalı, 3402 sayılı yasanın 32/3 maddesi gereğince fen elemanı bilirkişiye kayıt uygulamasını, kayıtların miktarı ile geçerli kapsamını ve kayıt miktar fazlalıklarını gösteren ayrıntılı kroki tanzim ettirilmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine, 08.11.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy