(3402 S. K. m. 9)
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 1997/3071-3654 E.K. sayılı bozma kararında özetle: mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmayıp karara dayanak alınan bilirkişi raporu çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığından bu rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Çekişmeli 31 numaralı parsel davacının tutunduğu Ocak 1970 tarih 2 numaralı tapu kaydı kapsamında ise de, orman kadastro komisyonunca orman sınırı içine alınması nedeniyle orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, davacılar tapu kaydına dayalı olarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, Dairenin özeti yukarıya alınan 31.03.1997 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararına uyulduktan sonra üç kişilik uzman orman mühendisi raporuyla yöntemine uygun olarak keşif yapılmış ve bilirkişilerin memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planını uygulayarak ve harita üzerinde yerleri de eklenen örneklerinde gösterilerek 16.11.1997 tarihli rapor ve eki krokide A ile işaretli orman sayılmayan B ile işaretli bölümün orman sayılan yer olduğu gösterilmiş, fen bilirkişi İ. Y. tarafından düzenlenen 26.11.1997 tarihli krokide, orman bilirkişilerin A ile gösterdikleri yerin 3975,92 m2, B ile gösterdikleri ve orman sayılan yerinde 8060,06 m2 olduğu açıklanmıştır. Ancak, rapor düzenleyen üç kişilik orman mühendisi heyetinden ikisinin Orman İdaresi personeli olması nedeniyle rapor geçersiz sayılarak yeniden kurulan 2 orman yüksek mühendisi heyeti ile iki kez keşif yapılmış, bunlardan alınan 14.10.1999 ve 07.05.2000 tarihli raporlarda parselin tamamının orman sayılmayan yer olduğu açıklanmış, ancak memleket haritasındaki renklendirilmiş haliyle taşınmazın konumu gösterilmemiştir. Bu haliyle rapor hükme dayanak alınamazsa da, aşağıda açıklanacak nedenlerle raporun yetersiz olması sonuca etkili değildir. Şöyle ki; bozma kararından sonra toplanan delillere göre; davacıların tutunduğu tapu kaydı Şubat 1324 tarih 19 ve 20 numaralı sicilden gelmekte yüzölçümü 919 m2'dir. Daha sonra, Orman Yönetiminin taraf olmadığı asliye hukuk mahkemesinin 05.05.1969 tarih 1963/111-201 sayılı kararıyla yüzölçümü 19500 m2'ye çıkarılmışsa da, karayolu kamulaştırması nedeniyle 2495 m2'si karayoluna ifrazen terkin edilmiş ve yüzölçümü 17005 m2 kalmıştır. Bilirkişiler, tapu kaydının doğusunda yazılı ..... Kavaklığının yolun doğu tarafında Dicle Nehri kenarında olduğunu bildirmişler ve mesaha tashihi davasına esas olarak düzenlenen 1/2000 ölçekli 04.05.1969 tarihli krokide de davacı taşınmazının Dicle Nehrine dayanmadığı ve ... Kavaklığının Dicle Nehri kenarında işaretlendiği görülmektedir. Gerek bozma kararından önce alınan 20.06.1994 tarihli ve gerekse bozma kararında sonra alınan 01.06.2001 tarihli fen bilirkişi raporlarında (Y) ile işaretli 3813 m2'lik bölümün davacı tarlasına dahil olup Elazığ-Diyarbakır Karayolu kamulaştırma sahası altında kaldığı ve aynı raporlarda (A) ile işaretli 870 m2, C ile işaretli 3913 m2 bölümlerin yüzölçümünün artırılmasına ilişkin davanın dayanağı krokinin dışında kaldığı belirtilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın kuzeyi güneyi ve batı yönü tamamen orman niteliğiyle tespit edilen 32 ve 38 numaralı parseller ile doğusu ise Elazığ-Diyarbakır Karayolu ile çevrilidir. Dosyadaki haritaya göre yoldan sonra Dicle Nehri gelmektedir. Davacının tutunduğu tapu kaydının 2495 m2'lik bölümünün karayolu kamulaştırma sahasında kaldığı ve bu nedenle terkin edildiği yazılıdır. Davacının tutunduğu tapu kaydı ilk tesisinde 919 m2 ve çekişmeli taşınmazın üç sınırının devlet ormanı ile çevrili olduğu ve yüzölçümü arttırılması davasında Orman Yönetiminin taraf olmaması nedeniyle o davanın Yönetimi bağlamayacağı anlaşıldığına göre davacının tapu kaydı kapsamının tamamının karayolu kamulaştırma sahasında kalması nedeniyle artık dayanacak tapu kaydının bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen resimlerde de taşınmazın yer yer kayalık ve orman ağaçları ile kaplı olduğuna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu gibi hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 12.11.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy