(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 14, 17) (3194 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Seyhan İlçesi K. Köyünde yer alan toplam iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davacı tarafın İdare mahkemesinde imar düzenlemesi sonucu oluşturulan tapuların dayanağı işlemin iptali ve bundan sonra adli mahkemelerde de tapu iptali tescili davası açma hakları saklı kalması koşuluyla sureti ile açılan tescil davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastrosu işlemi 18.07.1957 tarihinde yapılmış ve sonuçları 26.04.1958 - 26.05.1958 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Ayrıca; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde imar planı uygulaması 10.07.1997 tarih 3252 sayılı Seyhan Belediyesi Encümen kararı ile yapıldığı, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölümlerin 31.08.1995 gün ve 168 sayılı Adana Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı ile Nazım İmar Planı kapsamına alındığı ve dava edilen yerin imar uygulaması sonucu 41.067 m2'lik bölümünün 5411 ada 1 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, davaya konu taşınmazın 37 nolu arazi ve arsa düzenlemesi kapsamında kalmış olduğu Seyhan İlçe Belediyesi Emlak İstimlak ve Harita Müdürlüğünün 23.01.2001 gün ve 203-24 nolu yazı ile bildirildiği davalı İdareler tarafından savunulmaktadır. Sözü edilen yazıda dava dilekçesinin birinci sırasındaki taşınmazın imar uygulamasında 5566 ada 1, 5569 ada 1 ve 7, 5573 ada 1, 5574 ada 1, 5575 ada 1 numaralar, ikinci sırada yazılı taşınmazın ise; 5659 ada 1, 5660 ada 1 ve 2, 5661 ada 1, 5662 ada 1,5663 ada 1, 5665 ada 4 ve 5, 5593 ada 1 parsel numaraları ile imar parselasyonuna tabi tutulduğu bildirilmiştir.
Davacı, yörede 1957 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında 123, 124, 64, 66, 89, 642, 652, 653 numaralı parsellerle çevrili olan yaklaşık 60 dönüm arazinin ve yine 94, 96, 98, 108 numaralı parseller ve yolla çevrili 20 dönümlük taşınmazı 1971-1972 yıllarında imar-ihya ettiğini ve dava gününe kadar da zilyet olduğunu bildirerek Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tapuya tescilini istemiştir. Davalı Hazine ve Belediye, 1957 yılında yapılan kadastroda tescil harici bırakılmış bulunan bu yerlerin daha sonra 37 numaralı arazi ve arsa düzenlemesi sınırları içerisinde kaldığını, 3194 sayılı Yasa uygulanmasına tabi tutularak bir çok parsellere bölündüğünü, Hazine ve kişiler adına tapu kayıtları oluşturulduğunu, 30.12.1997 tarihinde de 1/1000 ölçekli uygulamalı imar planı yapıldığını bildirmeleri üzerine mahkemece herhangi bir keşif ve uygulama yapılamadan sözü edilen imar uygulaması ile ilgili idari işlemin, İdare Mahkemesince iptal edilmedikçe bu davanın görülemeyeceği, idari işlemin iptalinden sonra da sadece tescil davası değil, ancak tapu iptali ve tescil davası açılması gerektiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Çekişmeli taşınmazların imar uygulamasına tabi tutulduğu konusunda Hazine ve Belediyenin cevap dilekçesindeki savunmalarının dışında başka somut bir delil bulunmamaktadır. O halde, taşınmaz başında keşif yapılarak taşınmazların yörede 1957 yılında yapılan kadastro sırasında ne gibi bir işleme tabi tutulduğu, daha sonra imar uygulaması yapılmışsa bu uygulamanın 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre mi? yoksa 3194 Sayılı Yasa hükümlerine göre mi? yapıldığı ve bu işlemler sırasında dava konusu edilen yerlerin tapuya tescil edilip edilmediği, edilmişse kişiler ya da kamu kurumları adına hangi cins ve miktarla hangi ada ve parsel numarasıyla tescil edildiği saptandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece davalı idarelerin verdiği cevapla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 19/11/2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy