(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 5, 27, 45, 11, 30) (6831 S.K. m. 11, 2/B, 17)
Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, davacı gerçek kişi, Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Orhan Ü., 08.07.1991 tarihli dilekçesiyle, Muratlar Köyü Mezinler mahallesi, Öküz ölen mevkisinde bulunan 3000 m2 ve 1000 m2 yüzölçümündeki taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğu iddiasıyla Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tapuya tescilini istemiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince 19.07.1993 gün ve 1991/279-325 sayı ile davanın kabulüne, Muratlar köyü Öküzölen mevkisinde sınırları belirtilen bir bütünken yol ile ayrılan taşınmazlardan (A) ile gösterilen 1194 m2 ve (B) ile gösterilen 2499 m2 bölümlerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; Hazine, Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğünün temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.11.1994 gün ve 1993/10850-13701 sayılı kararı ile yerel mahkemenin hükmü, "yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, yeniden yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı uygulanarak çekişmeli taşınmazların bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi" gereğine değinilerek bozulmuş, dava Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/516 esasına kaydedilerek bozmaya uyulmuş, 05.05.1999 gün ve 1995/516-153 sayı ile, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu çalışmalarının başladığı gerekçesiyle görevsizliğe karar verilmiş, çekişmeli taşınmazlardan Denizli-Muğla karayolunun güneyinde kalan bölümü için düzenlenen 116 ada 3 parsel sayılı kadastro tespit tutanağı aslı getirtilmiş, yolun kuzeyinde kalan taşınmaz için kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği bildirilmiş, Kadastro mahkemesince dava dosyası ve 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı aslı birleştirilmiş, gerekli ilanlar yapılmış, Kadastro mahkemesinin 1999/14 esasına kaydedilerek yapılan yargılama sırasında, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastro çalışmaları yapılmış, 08.06.1998 tarihinde ilan edilmiştir. Mahkemece çekişmeli taşınmazların karayolunun kuzeyinde kalan bölümüne ilişkin dava ayrılmış ve mahkemenin 2001/1 esasa kaydedilmiş, 116 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davaya ise yine 1999/14 esas üzerinden devam edilerek 08.07.2001 gün ve 1999/14-9 sayı ile davanın kabulüne ve çekişmeli 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davacı Orhan Ü. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğünce temyizi üzerine Dairenin 19.11.2001 gün 2001/8112-8713 sayılı kararı ile bozulduğu mahkemenin 25.06.2001 gün ve 2001/1-15 sayılı kararı ile Orhan Ü'nün davasının kabulüne, dava dilekçesinin 1. sırasındaki, Muğla Denizli karayolunun kuzeyinde bulunan 797.19 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin, 179 numaralı orman kadastro komisyonu kararının iptaline, bu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine, Karayolları Genel Müdürlüğü ve davacı gerçek kişi tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve tüm dosya kapsamına göre dava, orman kadastrosuna ve genel arazi kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Kadastro Müdürlüğü 21.09.2000 günlü ve 321/1367 sayılı yazısı ile karayolunun kuzeyinde kalan ve ayrılan 2000/1Esas sayılı dava dosyasının konusu olan çekişmeli 797.19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz için 117 ada 26 parsel sayısı ile kadastro tespit tutanağı düzenlendiğini ancak, henüz ilan edilmediğini bildirmiştir. Karayolunun güneyinde ve 1999/14 esas sayılı dosyanın konusu olan taşınmaz için 116 ada 3 parsel sayısı ile kadastro tespit tutanağı düzenlendiği taşınmazların öncesinin bir bütün iken karayolunun geçmesi ile iki parçaya bölündüğü ve çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava sırasında orman kadastrosu yapılarak ilan edildiği hususları sabittir. O halde, Medeni Yasanın 639 maddesi hükmüne göre tescil talebiyle açılan davanın, dava konusu yerler için kadastro tespit tutanağı düzenlenmekle dava kadastro tespitine itiraza, yine dava sırasında orman kadastrosu yapılmakla orman kadastrosuna ve genel arazi kadastro tespitine itiraza dönüştüğü anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava sırasında yapılan ve 08.06.1998 tarihinde ilan edildiği anlaşılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasının, mevcut dava nedeniyle dava konusu taşınmazlar ve davanın tarafları yönünden kesinleştiğinden söz edilemez.
3402 Sayılı Yasanın 5. ve 27 maddeleri ile 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince, her gerek tespite itiraz, gerekse orman kadastrosuna itiraz davalarında kadastro mahkemesi görevlidir. Davaların aynı bütünden gelen taşınmazlara ilişkin olması ve 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamaların araştırılması yönünden davaların birlikte görülmesi gereği nedeniyle, her iki dava arasında, H.Y.U.Y'nın 45. maddesi hükmüne göre hukuki ve fiili bağlantı olup, davalar birlikte görülmelidir.
Öte yandan, mahkemece, karayolunun kuzeyindeki 797.19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz için, 3402 Sayılı Yasanın 27 ve 11 maddesi hükümlerine göre işlem yapılmamış, karayolu kamulaştırmasına ilişkin belge ve haritalar getirtilmemiş ve uygulanmamış, Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan 2. keşfe katılan uzman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kamulaştırma bedelini Mustafa S'nin aldığı bildirilmesine rağmen, Mustafa S. ile davacı arasındaki ilişki araştırılmamış, çekişmeli taşınmazların çevresi, eğimi ve bitki örtüsü (1. keşfe katılan uzman bilirkişi Nurettin Akalın çekişmeli taşınmazın %40-50 eğimli olduğunu ve üzerinde 6-7 yaşlarında kendiliğinden yetişen çam ağaçları bulunduğunu bildirmiştir.) konusunda Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılama sırasında alınan uzman bilirkişi raporlarıyla, kadastro mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan uzman bilirkişi ve uzman bilirkişi kurulu raporları arasında doğan çelişki üzerinde durulmamış, mahkemece itibar edilen 14.03.2001 tarihli keşfe katılan uzman bilirkişi kurulu raporunda da bu çelişkiler üzerinde durulmamıştır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
6831 Sayılı Yasanın 17. Maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı yasanın madde 17/1-2.
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir surette yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir surette eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenlerle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı yasanın 1. Maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. Maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır. Örnek:
Şöyle ki, [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/20-830E.,1997/1034K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli ve yine Hukuk Genel Kurulunun 1997/20-808E.,1997/1039K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli Kararları]
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklıkların ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez .
Mahkemece, öncelikle karayolunun kuzeyindeki 117 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı aslı getirtilmeli, her iki taşınmaza ilişkin davalar, aralarındaki bağlantı nedeniyle birleştirilmeli, 117 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı aslı ile dava dosyası birleştirildikten sonra, 3402 sayılı yasanın 5., 27/3 ve 11 maddelerine göre gerekli ilanlar yapılmalı, çekişmeli taşınmazların komşusu olan taşınmazlarla ilgili kadastro tespitleri kesinleşmiş ise bu yolla oluşan tapu kayıtları, var ise tespitlerine esas alınan vergi kayıtları ve tapu kayıtları, bu taşınmazlarla ilgili davalar derdest ise, dava dosyaları, karayolları kamulaştırmasına ilişkin tüm tutanak ve haritalar getirtilmeli, bu dosya içine konularak dosya keşfe hazırlanmalı, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği, komşu parsellere uygulanan kayıtların, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yönü ne olarak okuduğu belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; l4.03.l989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, çevresi incelenmeli; eğim ve taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, ağaç cinsi ve sayısı, kapalılık oranı, hakim bitki örtüsü detaylı şekilde belirlenmeli, kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanarak, bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilmeli; çekişmeli taşınmazların dava sırasında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasında ne gibi işleme tabi tutulduğu araştırılmalı, çekişmeli taşınmazların orman tahdit ve 2/B madde uygulamasına ilişkin orman sınır hattına göre konumları tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, bilirkişilere orman sınır hattı ile irtibatlı müşterek imzalı kroki düzenlettirilmeli; yukarda açıklandığı üzere orman bütünlüğünü bozan orman içi açıklığı veya boşluğu olup olmadığı hususunda orman mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddütte yer vermeyecek biçimde saptanmalı; orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği bilinmeli; karayolu kamulaştırmasına ilişkin belge ve haritalar uygulanarak, çekişmeli taşınmazların kamulaştırmaya konu olup olmadığı, oldu ise kimden ne şekilde kamulaştırıldığı, bu taşınmazlarla ilgili, kamulaştırma evrakında muhatabın kim olduğu ve davacı ile aralarında ne gibi ilişki bulunduğu Mustafa S. ile davacı arasında bir bağ bulunup bulunmadığı bağlantı var ise türü araştırılıp, tarafların bu konudaki tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli, oluşacak sonuç çerçevesinde çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinin kesinleşmediği, 3402 sayılı yasanın 30. maddesi hükmüne göre, tespit tutanağı malik sütununun mahkemece re'sen doldurulması gerektiği gözetilerek bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatıran davacı Orhan Ü. ile Orman Yönetimine ve Karayolları Genel Müdürlüğüne iadesine, 13/12/2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy