(6831 S. K. m. 1) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Dilek Kasabası Alanbey mevkiinde bulunan toplam 20 dönüm taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, tescil harici bırakıldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini, müdahil davacı Orman Yönetimi ise, taşınmazın orman sayılan yer olduğunu belirterek orman vasfıyla Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davacı yararına zilyetlik şartları oluşmadığından ve taşınmazın orman sayılmayan (çalılık vasfında) yer olduğundan her iki davanın reddine karar verilmiş, hüküm müdahil davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi yapılmış ve sonuçları 29.4.1974 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları oluşmamışsa da taşınmazın orman sayılan yerlerden de olmadığı gerekçesiyle davacı gerçek kişi ve katılan Orman Yönetiminin tescil istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, 22.391 m2 olan dava konusu yer yörede 1973 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında çevresiyle birlikte tespit harici bırakılmıştır. Komşu ve yakın komşu parsellere uygulanan vergi kayıtları çekişmeli taşınmaz yönünü dağ olarak sınır okumakta, taşınmaz başında yapılan 1. keşif sonrası alınan orman mühendisi raporunda resmi belgelerin uygulanması sonucu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, taşınmazın dört sınırının devlet ormanıyla çevrili bulunduğu, eğimin % 20 olup, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, erozyon tehlikesinin bulunduğu bildirilmiş, rapora eklenen memleket haritasında taşınmazın dört sınırının geniş orman alanı ile çevrili olduğu gösterilmiştir. Daha sonra yapılan 2. keşifte orman bilirkişi kurulu 5.6.2001 tarihli raporunda taşınmazın % 20-25 eğimde, memleket haritasında yeşil renkli çalılık olarak gösterildiği, erozyon tehlikesinin bulunduğu, 1978 yılından sonra açıldığı, etrafının ormanla çevrili olduğu, kamu emlaki niteliğinde bulunduğu açıklandıktan sonra sonuç olarak 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince taşınmazın orman sayılmadığı bildirilmiştir. Sözü edilen raporda saptanan bulgular taşınmazın tamamının orman olduğunu gösterdiği halde, raporun sonuç kısmında gerekçeye aykırı biçimde görüş açıklanmıştır. Rapora eklenen memleket haritası örneğinde taşınmazın etrafıyla birlikte yeşil alanda kaldığı gösterildiği gibi, aynı yer kadastro paftasında da bu şekilde işaretlenmiştir. 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi hükmüne göre orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan funda veya makilerle örtülü yerler orman sayılmazsa da bu maddenin karşı kavramından toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve maki ile örtülü yerlerin orman sayılan yer olduğu kuşkusuzdur. Bilimsel olarak meyilin % 12'yi geçtiği yerler orman ve toprak muhafaza karakteri taşır. Taşınmazın saptanan meyili üzerinde önceden bulunan bitki örtüsü gözönünde bulundurulduğunda, dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi hükmüne göre orman sayılan yer olduğu anlaşılmaktadır. Yörede bugüne dek orman kadastrosunun yapılmadığı da gözönünde bulundurularak Orman Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline, fen bilirkişi Hüseyin S.'nın düzenlediği 4.12.2000 tarihli krokinin ilama eklenmesine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 19.03.2002 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy