(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 14, 22/2, 18)
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Çekişmeli ve temyize konu 1894 ve 1896 nolu parsellerin yörede 1966 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 11390 m2 yüzölçümü ile ham toprak niteliği ile Hazine adına yapılan tespitine Orman Yönetiminin itiraz ettiği ve kadastro komisyonunca o tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek 766 Sayılı Yasanın 2.maddesine göre tespit harici bırakıldığı ve işlemin kesinleştiği daha sonra yörede ilk kez yapılıp 10.07.1979 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında orman sınırları dışında bırakılıp işlemin 10.07.1980 tarihinde kesinleştiği, bundan sonra 3402 Sayılı Yasanın 22/2 maddesi hükmüne göre yapılan kadastroda 941 nolu parsel alanına 1894, 1895, 1896 parsel numaraları verilerek 1895 nolu parselin dava dışı DSİ kanalı olarak, 1894 parsel narenciye bahçesi 1896 parsel de tarla olarak Hazine adına tespit edildiği ve davacının 19.10.1994 tarihinde Hazineye husumet yönelterek adına tescili istemiyle dava açtığı ve mahkemece tespit gününe kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin davacı yararına oluştuğu kabul edilerek 1894 ve 1896 parsellerin davacı adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli parsellerin o tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre kadastro komisyonunca orman niteliğinde olduğu belirlenerek tespit harici bırakılması işleminin kesinleşmesine göre bu yerlerin yörede orman kadastrosunun kesinleştiği 10.07.1980 tarihine kadar orman olduğunun kabulü zorunlu olacağından davacının bu tarihe kadar sürdürdüğü zilyedlik yararına herhangi bir hukuki sonuç doğuramaz. Davacı yararına hukuki sonuç doğuracak zilyetliğin 10.07.1980 tarihinden sonra başladığı, tescil davasının 19.10.1984 tarihinde açılmış olmasına göre, davacı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14.maddesinin anılan zilyetlik süresinin dolduğu kabul edilemez. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 08/04/2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy