(6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi ve davalılardan Hüseyin Kocaman tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.12.1999 gün ve 1999/11872 Esas, 11906 Karar sayılı bozma kararında özetle: Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarının çeliştiği, yeniden yapılacak keşifte orman tahdit haritası ve tapulama paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanarak, çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit hattına göre konumunun belirlenmesi, bilirkişilere tahdit hattına irtibatlı kroki düzenlettirilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Altınay Köyü 255 parselin 23.11.2000 tarihli fen elemanı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 5683.50 m2 bölümünün tapusunun iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, (A) ile gösterilen 10191 m2 bölümle ilgili davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve davalılardan Hüseyin Kocaman tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 09.10.1980 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1985 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Bozma kararına uyulmasına rağmen gerekleri yerine getirilmemiştir. Resmi belge niteliğindeki memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın kısmen orman sayılan kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılıp 09.10.1980 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunun, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/316 esasında kayıtlı Orman Yönetiminin davası nedeniyle kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/316 esasına kayıtlı dava dosyasının incelenmesinden, Orman Yönetiminin 30.06.1966 tarihinde çekişmeli 255 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali istemiyle dava açtığı, mahkemenin davanın reddine ilişkin 01.10.1979 tarih ve 1966/551-559 sayılı kararının, Orman Yönetiminin temyizi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğu, davanın mahkemenin 1983/316 esasına kaydedildiği, mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin 26.03.1990 gün ve 1983/316-211 sayılı kararının davacı Orman Yönetimine 06.08.1990 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise 10.10.1990 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması, Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.03.1990 gün ve 1983/316-211 sayılı kararının Orman Yönetimi açısından kesinleştiği, 21.08.1990 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 10.10.1990 tarihleri arasında kesinleşmiştir.
Diğer taraftan, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın orman kadastrosunda kısmen orman sınırları içinde kısmen Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı bildirilmiş, bu bölümlerin yüzölçümü hesaplanmamıştır.
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman kadastro haritası ve tutanaklarının uygulanması suretiyle belirlenebilir. Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşen yerlere ilişkin Orman Yönetiminin dava açmakta hukuki yararı yoktur.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası, ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp en az dört ya da beş orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetimi ve davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 18.04.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy