(1086 S. K. m. 45) (3402 S. K. m. 45) (4785 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Kireçlik Köyü 421 parsel sayılı 2990 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 14 ve 17 nolu vergi kayıtları ile fındık bahçesi niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Davacı Orman Yönetimi, Dairemizde aynı gün temyiz incelemesi yapılan bu dava dosyasında 421 parsel sayılı taşınmazın, 91/111 Esasına kayıtlı dosyada 432 parsel sayılı taşınmazın, 91/109 esasına kayıtlı dosyada 422 parsel sayılı taşınmazın, 91/108 esasına kayıtlı dosyada 434 parsel sayılı taşınmazın, Fatma D. ve arkadaşları (Tahir D. mirasçıları) adlarına 14 ve 17 nolu vergi kayıtları ve zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak yapılan kadastro tespitine orman vasfıyla itiraz etmiştir. Mahkeme çekişmeli parseller için ayrı yaptığı yargılamalar sonucu resmi belgelerin uygulanmasına dayalı bilirkişi raporu ile orman sayılmayan yerler olduğu gerekçesiyle davaların reddine, taşınmazların tespitteki gibi tespit malikleri adına tesciline karar vermiştir.
Davalıların tutunduğu 1 hektar yüzölçümündeki 14 tahrir nolu Lancina mevkiine ait D: Aziz, B: Yol, K: Yakovit Köyü, G: Hüseyin ve 20 ar yüzölçümündeki 17 tahrir nolu aynı mevkide D: Aziz C, B ve K; Çalılığı, G: Hüseyin kayıtların kadastro tespiti sırasında 421, 422, 423, 432, 433 ve 434 sayılı parsellere revizyon gördüğü, dosyaya getirtilen belgelerden 423 parsel sayılı taşınmazın hükmen orman niteliğinde Hazine adına tescil edilerek kesinleştiği, 433 parsel sayılı taşınmazın mahkemenin 2001/10 esasında derdest olduğu anlaşılmıştır. Vergi kayıtları davalıların murisi Tahir Demirel adına kayıtlı olup, yerel bilirkişiler revizyonu tüm parselleri birlikte kapsamına aldıklarını bildirmişler, komşu 431, 426, 420, 393, 395 ve 414 parsel sayılı taşınmazlar dayanakları sırasıyla 15, 16, 21 nolu vergi kayıtları ile 25.7.1960 tarih ve 19 nolu tapu kaydının çekişmeli parseller yönünü dayanak vergi kayıtları maliki Tahir'i okumakta olduğu anlaşılmıştır. Ne var ki; dayanak kayıtların Batı ve Kuzey yönlerinde okunan Çalılığı sınırları genişletilmeye elverişli sınır niteliğindedir. Bu yönde hükmen orman niteliğiyle tesciline karar verilerek kesinleşen 423 ve 411 sayılı orman parselleri yer almaktadır. Kayıtlar lehe olduğu kadar aleyhe de kanıt oluşturur ve 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince miktarıyla geçerlidir. Kayıt miktar fazlasının kaydın oluşum tarihinden sonra sınırdaki ormana elatılarak kazanılmaya çalışıldığının kabulü zorunludur. Ancak, mahkemece revizyon parsellerine ait dava dosyalarının ayrı esaslarda yargılamalarının sürdürülmesi nedeniyle miktar fazlasının sınırdaki ormandan açıldığı tespit edilememiştir.
Öte yandan; hükme dayanak alınan uzman bilirkişi Selahattin Köse tarafından taşınmazların resmi belgelerde açık alanda görüldüğü belirtilmiş ve sonuçta orman sayılmayan yer olduğu açıklanmış, rapora ekli memleket haritasında taşınmazların işaretlendiği yer, renkli memleket haritası örneğinde yeşil alanda işaretlenmiştir. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, öncesinin memleket haritasındaki yeşil renkli görünümünün neden kaynaklandığı araştırılmamıştır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.7.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
O halde; mahkemece davacısı, dava sebebi ve davalı kişilerin tutunduğu kayıtlar yönünden aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan, birinin neticesi diğerini yakından ilgilendiren (bu dava dosyası ile 2000/10, 91/111, 91/108, 91/109 esas sayılı dava dosyaları)davalar HUMY.nın 45. maddesi gereğice birleştirilmeli; önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumları saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 1.6.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.3.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.6.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, çekişmeli taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanıp, bu harita ile irtibatı duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren haritanın yapım tarihi, haritadaki renkleri, memleket haritasının kenarında yer alan işaretleri aynen gösteren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı bilirkişilerin onayını taşıyan birleşik kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazların tutunulan vergi kayıtları kapsamında kaldığı, ancak kayıtların değişir sınırlı olduğu göz önünde bulundurularak sınırda eylemli orman ya da orman sayılan taşınmazlar bulunduğundan vergi kaydının kapsamını tayinde 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesine göre yüzölçümüne değer verileceği, kayıtların miktarları ile kapsadıkları bölümler orman değil ise kayıt miktar fazlası bölümlerin vergi kaydının oluşturulduğu tarihten sonra uygulanan en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının düzenlendiği tarihe kadar sınırdaki ormandan açıldığının kabulü gerekeceği nazara alınmalı; orman ve fen bilirkişilerinden, parsellerin tümü üzerinde orman incelemesi yapılmış ve vergi kayıtları uygulanmış haliyle çekişmeli parseller ile komşu parselleri bir arada gösterir kroki üzerinde vergi kaydının miktarı ile geçerli kapsamı ve kayıt miktar fazlası kesimlerinin ayrı ayrı renklerle işaretlenerek keşfi izlemeye olanak verir biçimde birleşik haritalı rapor alınmalı; bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 28.01.2002 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy