(3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Yukarı karaman Köyü 2282 parsel sayılı 13785 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Temmuz 1946 ve 9 numaralı tapu kaydı ile tarla niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı kişiler adlarına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalı gerçek kişiler adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1988 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan 21.10.1998 günlü uzman ve fen bilirkişilerin ortak düzenledikleri raporda dava konusu 2282 sayılı parselin ( B4 ) ile gösterilen 12795 m2'lik bölümünün kesinleşen orman sınırları ve maki tefrik alanları dışında, ( A4 ) alanının kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, parselin düzeltilmiş sınırının orman sınırları ile uyumlu bulunduğu açıklanmıştır. Rapor eki olan iki adet krokiden birinde yalnızca parselin çap örneğinin yer aldığı, diğerinde ise orijinal tahdit haritası üzerinde taşınmazın tahdit hatlarına göre konumunu belirtir, ölçeksiz, ( A4 ) ve ( B4 ) alanlarının işaretlemesinin yapıldığı gözlenmiştir.Taşınmazın yüzölçümü 13785 m2'dir ve mahkemece davanın reddine ve tespit gibi tesciline karar verilmekle A4 ile orman olarak saptanan 985 m2'lik bölüm de kişi adına tescil edilmiştir. Bu haliyle infaza elverişli, tahdit haritasıyla uyumlu, denetlenebilir rapor ve krokinin varolduğunu söylemek olanaksızdır. Şayet parselin, kadastroca düzeltilmiş sınırı ve miktarı 12795 m2 ise bu karara yanlış yansıtılmıştır. Raporlar çelişkili ve yetersizdir. Eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, en az dört ya da beş orman tahdit sınır ( OTS ) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Yönetimin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25/03/2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy