(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1, 17) (3402 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine, Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Çiftepınar Köyü Çakkar mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 7262.58 m2'lik kısmın karayolları idaresince kamulaştırılmış olması nedeniyle zilyetliğin sübutuna, fen krokisinde B ve C harfleri ile gösterilen toplam 6672 m2'lik kısma yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu ve bugüne kadar da genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
1) İlk yapılan keşifle ikinci keşif arasında büyük bir çelişki vardır. Birinci keşifte taşınmazın tüm çevresinin ormanla çevrili olduğu belirlendiği halde, ikinci keşifte kısmen orman sınırları ile çevrili olduğu açıklanmıştır. Bu çelişkiler giderilmemiştir.
2) Karayolları kamulaştırma savında bulunduğuna göre Karayollarının kamulaştırma haritası ve belgeleri alınıp harita mühendisi eliyle zemine uyarlanarak kamulaştırma alanı içinde kalıp kalmadığı ya da ne kadarının bu alan içinde kaldığı kesin olarak belirlenmelidir.
3) Değinilen nedenlerle evvelce görev almış bilirkişiler dışında serbest orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılarak memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı tam olarak yerine uygulanarak, dava konusu taşınmazın resmi belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenip, memleket haritasındaki konumu işaretlenerek; taşınmazın çevresinin tamamen ormanla kaplı olup olmadığı açıklanıp, toprak yapısı, bitki örtüsü incelenmek sureti ile orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman içi açıklığı niteliğinde bulunup bulunmadığı ki; 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir ve amacı orman bütünlüğünü korumaktır.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır. Örnek:Şöyle ki, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 - 830 E., 1997/1034 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli ve yine Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 - 808 E., 1997/1039 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli kararları)
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 1.6.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.3.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.6.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir.
Ayrıca; bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Bundan ayrı; kamulaştırma haritası uygulanmak suretiyle haritadaki konumu saptanarak ortak imzalı duraksamaya yer vermeyecek rapor ve kroki düzenlenip, oluşacak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi, Hazine, Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğüne iadesine 16.04.2002 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy