(743 S. K. m. 639) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kısmen kabulü yolunda kurulan 27.3.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı Rahime E. tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.11.2001 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden Rahime E. geldi, karşı taraftan temyiz edenler Orman Yönetimi vekili Av. G. Özen, Hazine vekili Av. U. Sarp geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Suluca Köyü Vergili mevkiinde bulunan taşınmazı taşlık ve çalılık araziden imar-ihya ederek tarım arazisi haline getirdiğini, sebze ve meyve yetiştirerek 22 yıldır zilyet olduğunu iddia ederek Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, B harfli 797 m2 kesimin Rahime E. adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ile davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Mahkemece kurulan hükümde taşınmazın kısmen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı, kısmen tarım arazisi olduğu benimsenerek 797 m2'lik bölümün gerçek kişi adına tesciline karar verilmiştir. Ancak hüküm fıkrasının birinci maddesinde (davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişi Mehmet Yalak'ın 21.7.2000 tarihli raporunda B harfi ile gösterdiği 797 m2'lik kısmın davacı Ali Rıza kızı Rahime adına tapuya kayıt ve tesciline denilmiş) 5. maddesinde ise (reddedilen dava değeri ve yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesine göre 24.496.000.-TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı Hazineye, 24.496.000.-TL nispi ücreti vekaletin yine davacıdan alınarak davalı Orman İdaresine verilmesine) şeklinde hüküm kurulmuştur.
Oysa hükümde reddedilen bir bölüm yoktur. Dava kısmen kabul edildiğine göre kısmen de ret yolunda hüküm kurulması zorunludur. B ile işaretli kesimin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı belirlenmiş bu bölümle ilgili dava kabul edilmediğine göre bu kesimin de hükme bağlanması gerekir. Kıyı kenar çizgisi içinde kalan 427 m2'lik kesimle ilgili ret yolunda bir hüküm kurulmamıştır. Bu bölümün kazanılmasına yer olmadığı yolunda mahkemede kanaat oluştuğuna göre bu yolda önce hüküm kurulması, daha sonra ücreti vekalet belirlenmesi gerekir.
HUMY.'nın 388. ve 389. maddeleri uyarınca kararların açık, anlaşılır ve infaza elverişli taraflara tahmil edilen yük ve kazandırılan hakların duraksama yaratmayacak şekilde açık ve belirgin olması gerekir. Bu nedenle, kabul ve reddedilen kesimler hükümde anlaşılır şekilde açıkça belirlenmeli, reddi gereken kesimle ilgili olarak da hüküm kurulmalıdır. Kabul ve ret yolunda açık ve anlaşılır şekilde hüküm kurulması gerekirken (reddedilen bölümle ilgili hüküm kurulmadan) reddedilen dava değerinden söz edilmesi HUMY.'nın 388. ve 389 maddelerinin gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan duruma göre tarafların temyiz itirazlarının yalnız bu nedenle kabulü ile hükmün belirlenen usulü sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair ve esas yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 19.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy