(3402 S. K. m. 20) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Güzören Köyü 121 ada 262 parsel sayılı 14238,84 m2 121 ada 263 parsel sayılı 305,91 m2, 121 ada 264 parsel sayılı 1107,85 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı nedeniyle orman vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, tapu kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, Arif Ö. ve Feride Ç.ın davasının kabulüne, Mustafa Ö.'ün davasının kısmen kabulüne, 121 ada 262 parselin 8.6.2001 tarihli raporda 262/A=8306,96 m2 ile gösterilen kısmının Mustafa Ö. adına tesciline, 262/B=5931,88 m2 kısmın tespit gibi tesciline, 121 ada 263 parselin Arif Ö. 121 ada 264 parselin Feride Ç. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 11.7.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazlar başında yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan orman bilirkişi raporunda, orman tahdit haritası ve tutanakları zemine uygulandığında tahdit haritası ile zemindeki orman sınır taşlarının bulundukları yerlerin uyumsuz, ancak tutanaktaki tanımlamalar ile zemindeki durumun uyumlu olduğu bunun nedeninin haritanın oluşturulması sırasındaki yanlış tersimat olduğu belirtilerek orman tahdit tutanaklarına göre çekişmeli 121 ada 263 ve 264 parsellerin tamamı ile 262 parselin krokide A ile gösterilen 8306,96 m2 kısmının orman sınırı dışında kaldığı yolunda görüş bildirilmiş olup mahkemece bu görüşe değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki;Davacıların tutunduğu tapu kaydı; taşınmaz öncesinde pırnallık ve fundalık iken para ve emek sarfıyla tarla haline getirilip imar ve ihya edildiğinden sözedilerek il idare kurulunun 25.12.1950 gün 81 tarihli kararı ile oluşturulup Nisan 1951 tarih 24 numarada davacıların miras bırakanı Ali Ö. adına tespit edilmiştir. Tapu kaydının sınırları doğusu Kavşuk deresi, batısı peynir deliği, kuzeyi ışık tepesi Güneyi Pınar olup miktarı 13785 m2'dir ve sözü edilen tapu kaydı doğuda bulunan komşu 121 ada 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 86, 87 ve 88 parsellere yüzölçümünden çok fazla olarak revizyon görmüş ve tespitleri davacılar ve ortakları adına kesinleşmiştir. Tapu kaydının dayanağı bir kroki de bulunmamaktadır. Tapu sınırları itibarıyla değişir ve genişletilebilir nitelikte olup, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamının belirlenmesi gerekir. Bu durumda dava konusu taşınmazların kayıt miktar fazlası olduğu kesindir. Yörede yapılan orman kadastrosu 11.7.1989 tarihinde ilan edilmiş, çekişmeli parsellerin tutanakları ise 5.4.2000 tarihinde düzenlenmiştir. Bir an için mahkemenin kabulü gibi orman kadastro haritasına değer verilmeyip tutanaklardaki sınır noktalarına değer verileceği düşünülse bile orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile tespit tarihi arasında 20 yıllık süre geçmediğinden davacıların sürdürdüğü zilyetlik kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi olan 20 yılı bulmadığından davacılar yararına hüküm kurulamaz. O halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 13/05/2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy