(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 7, 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Türkler Kasabası Dipçukuru Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek M.Y.nın 713 ( eski 639 ) maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 23.11.2000 tarihli krokide ( A ) ile işaretli 5403,42 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline aynı krokide ( B ) ile işaretli taşınmaz hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava M.Y.nın 713 maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 13.8.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır ve genel arazi kadastro işlemi 6.8.1956 tarihinde yapılmış, 3.2.1958 tarihinde kesinleşmekle kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan orman bilirkişi raporunda: taşınmazın krokide A ile işaretli kesiminin kesinleşen orman tahdidinde 384, 385 ve 386 nolu orman sınır noktalarını birleştiren hatta göre orman sınırı dışında, ( B ) ile işaretli kesimin ise orman sınırı içinde bulunduğu bildirilmişse de, anılan krokide sadece iki orman sınır noktasının gösterildiği gözlenmektedir. Ne var ki; taşınmazın konumunun arazi kadastro paftasında yer alan çevre taşınmazlarla irtibatlandırılmadığından yalnızca iki tane orman sınır noktası gösterilerek taşınmazın orman sınırı içinde ya da dışında olup olmadığının belirlenmesine olanak bulunmamaktadır. Bundan ayrı, kroki arazi kadastro paftası ile duraksamaya yer vermeyecek biçimde içinde bulunduğu adadaki çevre parselleri de gösterir infaza elverişli biçimde tanzim edilmediğinden, infazda duraksama yaratacak krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve 1957 yılında kesinleşmiş arazi kadastro paftası ile paftanın son durumu da gözetilerek sağlıklı biçimde zemine uygulanıp çekişmeli taşınmazın tahdit hattına ve arazi kadastro paftasına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı en az 4-5 orman sınır noktalarını gösterir hatların görülebildiği irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yönteme göre yapılacak araştırma sonunda taşınmazın orman olmadığı anlaşılırsa, bu defa davacı gerçek kişi yönünden MY.nın 713 ile 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17 maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, imar ve ihya üzerinde durulup bu konuda zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, taşınmazın öncesinde ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, tanıkların imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, davacı gerçek kişinin ve yanı sıra miras bırakanının 3402 sayılı yasanın 14. madde kısıtlamaları yönünden belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı varsa cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli, tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Belirtilen hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 20/05/2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy