(4785 s. OKDK. m. 1, 2) (3402 S. K. m. 4, 45, 26/D, 30/2, 16/B)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında Gövdeli Köyü 120 ada 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 261, 263, 264, 167, 168, 170, 171, 172, 173, 174, 176, 177, 178, 148, 149, 150, 151, 156, 157, 158, 165, 166 parsel sayılı taşınmazlar, 19 adet tapu kaydı miktar fazlası olması kısmen de mera niteliğinde olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, taşınmazların kök murislerinden tapu kaydı ile kendilerine intikal ettiği ve harici paylaşım sonucu 60 yılı aşkın eklemeli zilyetliklerinde bulunduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parsellerin orman niteliğiyle davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı içinde bırakılmıştır.
Mahkemece taşınmazların uzman bilirkişi raporuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmişse de, kesinleşmeyen tahdit içinde kalmaları nedeniyle orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Ne var ki, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Çekişmeli parseller dava dışı 145 parsele uygulanan Aralık 1959 tarih 15 numaralı tapu kaydının miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına, bir kısmı da mera olarak tespit edilmiştir.
Sözü edilen tapu kaydı değişiklikleriyle getirilmediği gibi, öncesi bir bütün olduğu bildirilen tüm parselleri çevreleyen komşu parsel kayıtları da getirtilip uygulanmadan ve orman bilirkişisine tahdit hattı ile irtibatlı kroki çizdirilmeden, memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı eklenmeden verilen rapor hükme dayanak yapılmıştır.
O halde çekişmeli parsellerin tespitine esas alınan Aralık 1959 tarih 12-13-14 no ve Ocak 1946 tarih 24 no ve Mart 1945 tarih 2 numaradaki tapu kayıtları ile, komşu 120 ada 141 ila 147 parsellere uygulanan Kasım 1958 tarih 9 no ve 1959 tarih 1 numaralı tapu kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileriyle birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden istenmeli, yine komşu 120 ada 261-262-263-174-49, 264, 176 numaralı parsellerin tutanak örnekleri ile dayanağı kayıt ve belgeler ile bu parselleri bir arada gösterir pafta fotokopi örneği bulunduğu yerden istenip dosya keşfe hazır hale getirilmelidir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmemiş tahdit söz konusu olduğuna göre, uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; ayrıca, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Böylesine yapılacak bir araştırma sonucunda taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun saptanması halinde davacıların tutunduğu tapu kaydı komşu parsel kayıtlarından yararlanılarak yerine uygulanıp kapsamı belirlenmeli, tapunun bu yere ait olduğunun saptanması halinde sınırda orman niteliği ile tespiti yapılan ve kesinleşen 120 ada 235 numaralı parsel olduğundan kayıt fazlasının ormandan açıldığının ve zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, Orman Yönetiminin 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesine göre harcını vererek davaya katılımı bulunmadığı, mahkeme ara kararı ile davaya dahil edildiği, bu olgu yönetime gerçek anlamda davacı ya da davalı olma sıfatı vermeyeceği ve somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 30/2.maddesinde ön görülen gerçek hak sahibi adına tescile karar verme ilkesinin de uygulanamayacağı göz önünde bulundurularak taşınmazların tespitteki nitelikleriyle Hazine adına tesciline ya da 3402 Sayılı Yasanın 16/B maddesi hükmüne göre, mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 13/05/2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy