(3402 S. K. m. 4, 14)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında Duman Köyü 114 ada 75 parsel sayılı 1405.71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 86 ve 87 nolu vergi kaydı ile fındık bahçesi ve orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olduğu, müdahil davacı ise, bu taşınmazın 15.05.1970 tarih, 37 nolu tapu kaydı içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece Orman Yönetiminin davasının reddine, müdahilin davasının kabulüne ve dava konusu parselin müdahil davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Davacı Orman Yönetiminin açmış olduğu davada gerçek kişi Haziran 1927 tarih ve 115 nolu tapu kaydına dayanarak davaya müdahil olarak katılmıştır. Mahkeme yapılan araştırma ve inceleme neticesinde nizalı taşınmazın orman niteliğinde olmadığını belirleyerek davacı Orman Yönetiminin davasını red etmiş, müdahilin davasını kabul etmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira, arazi kadastro çalışması neticesinde nizalı taşınmaz fındık bahçesi ve orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş olup, müdahil davaya katılarak bu taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürdüğüne göre yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile zilyetliğin ispatlanması gerekirken tanık dinlenmediği ve yerel bilirkişi anlatımının yetersiz olduğu, ayrıca müdahilin dayandığı tapu kaydının kadastro sırasında hangi parsellere revizyon gördüğü hususunun da araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle; mahkemece, müdahilin dayandığı tapu kaydının revizyon görüp görmediği hususu Kadastro Müdürlüğü ve Tapu İdaresinden sorulmalı, revizyon görmüş ise aynı tapu kaydı içerisinde revizyon gören taşınmazlar ile ilgili ihtilafların bir arada görülmesi gerektiği düşünülmeli, başka taşınmazlara revizyon görmemiş ise mahkemece yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz başında dinlenmeli, bu kişilerden tapu kaydının hudutları sorularak öncelikle tapu kaydının nizalı taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, tapu kaydının nizalı taşınmazı kapsamadığı anlaşıldığı taktirde tanıklardan zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar müdahil yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, müdahil davacı yanında, murisler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 06/06/2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy