(6831 S. K. m. 2, 17, 1)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Altıntaş Köyü 228 ada 9, 306 ada 12, 227 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar 2/B madde uygulaması nedeni ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Kerime Kılınç tapu ve zilyetlik, davacı Orman Yönetimi orman vasfını taşıyan orman sayılan yer olduğu iddiası ile dava açmışlardır. Mahkemece Kerime Kılınç'ın davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne 306 ada 12 ve 227 ada 4 parselin ve 228 ada 9 porselin krokide B=12192,85 m2 ile C=5857 m2 olarak gösterilen kısımlarının orman vasfı ile Hazine adına, 228 ada 9 parselin krokide A=15360,02 m2 ile işaretli kısmının tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından 228 ada 9 parselin krokide A=15360,02 m2 ile gösterilen kısma yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 16.5.1972 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1991 yılında 3402 sayılı yasaya göre yapılıp kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Davaya konu 228 ada 9 nolu parsel 1972 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları dışında bırakılmış fakat orman yönetiminin Bozdoğan Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 1975/262 esas, 1978/145 karar sayılı orman tahdidine itiraz davasının yargılaması sonucunda parselin bulunduğu alanın orman tahdidinin iptali ile ormana ithaline karar verilerek hükmen orman olduğu kabul edilmiştir. Bu kez taşınmaz genel arazi kadastrosu ile birlikte 1991 yılında 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulamasına konu teşkil etmiş ve 31.12.1981 tarihinden evvel orman niteliğini tam olarak yitirdiğinden bahisle Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesinin orman tahdidine itiraz davasında yapılan yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmek suretiyle eylemli durumu itibarıyla orman vasfını taşıdığı ve orman bütünlüğünün söz konusu olduğunun saptanması nedeniyle ormana ithal edilmiş olduğu açık olmakla kararın verildiği 1977 yılından 31.12.1981 tarihine kadar taşınmazın doğal yollarla tam olarak orman niteliğini yitirmiş olması hayatın olağan akışına ters düşer. Kendi niteliği itibarıyla orman içinde kalması ve orman sayılması gerektiği mahkeme kararı ile saptanan taşınmazın sonradan zorlama yoluyla bu niteliğinin kaybettirilmesi ayrıca fiili bir olgu olarak dahi suç teşkil eder.
Bundan ayrı, 228 ada 9 parselin ( A ) ile işaretli kısmı 15360.02 m2 olup mülkiyet belgesi bulunmayan dört yönü devlet ormanı ile çevrili taşınmaz olduğu anlaşılmakla böyle bir taşınmazın 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılması orman bütünlüğünü bozucu bir olgu olarak 6831 sayılı yasanın 17/2 maddesine de aykırılık teşkil eder.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca (HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR).
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır. Örnek:
Şöyle ki, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 - 830 E., 1997/1034 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli ve yine Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 - 808 E., 1997/1039 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli kararları)
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 1.6.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.3.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.6.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Anılan yönler gözetilerek mahkemece, davaya konu 228 ada 9 parselin krokide ( A ) ile işaretli kısmının 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılamayacak yerlerden olduğundan Orman Yönetiminin davasının kabulü ile orman olarak Hazine adına tescili gerekirken, değişik gerekçelerle orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 10/06/2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy