(3402 S. K. m. 14, 17, 46)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil Orman Yönetimi ile Sertif Coşkun ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Aligedik Köyü 135 ada 8 parsel sayılı 6708 m2, 116 ada 15 parsel sayılı 41173 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Kasım 1961 tarih 410 nolu tapu ve 1937 tarih 109 tahrir numaralı vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Musa Çocukları Abdulkadir-İzzettin ve İkramiye Coşkun adlarına tespit edilmişse de, Hazinenin itirazı üzerine komisyonca kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar Abdulkadir, İzzettin Coşkun ve Selahattin Demir vergi kaydına ve irsen intikal eden zilyetliğe dayanarak dava açmış, Sertif Coşkun her iki parselin 1937 tarih 109 nolu vergi kaydı iddiasıyla, Orman Yönetimi de orman iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, Abdulkadir ve İzzettin Coşkun davasının kabulüne, müdahil Orman Yönetimi ve Sertif Coşkun'un davalarının reddine ve dava konusu 115 ada 15 numaralı parselin İzzettin Coşkun, 135 ada 8 numaralı parselin Abdulkadir Coşkun adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm katılan Orman Yönetimi ile Sertif Coşkun ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
1-) Katılan Orman Yönetiminin temyizi yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, Orman Yönetiminin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Katılan davacı Sertif Coşkun ile Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Çekişmeli parselin Musa Coşkun'dan davacı Erkek çocuklarına irsen intikal ettiği, 116 ada 15 numaralı parselin oğlu İzzettin Coşkun'a, 135 ada 8 nolu parselin de oğlu Abdulkadir Coşkun'a paylaşım sonucu düştüğü kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir.
Dosya kapsamından;
18.08.1961 tarihinde 67 numaralı toprak tevzi komisyonu tarafından düzenlenen belirtmelik tutanağında çekişmeli 135 ada 8 ve 116 ada 15 numaralı parsellerin bitişiğindeki 116 ada 18 numaralı parselle bir bütün halinde toprak tevzi 134 numaralı parsel olarak işlem gördüğü ve daha sonra İsmail oğlu Abdurrahman ve Musa Coşkun adına olan 5000 m2 yüzölçümlü 1937/109 tahrir numaralı vergi kaydının değişir sınırlı olması nedeniyle toprak tevzi 134 nolu parselin 243-244 parsel numarasıyla ikiye ifraz edildiği, bunlardan 244 parselin Musa Coşkun üzerinde bırakıldığı ve kadastroca da 116 ada 18 parsel numarası verilerek Musa çocukları Abdulkadir, İzzettin ve İkram Coşkun adına tespit edildiği, toprak tevzi 243 numaralı parselinde (kadastro 135 ada 8 ve 116 ada 15 parseller) Hazine adına Kasım 1961 tarih 410 numarada tapuya tescil edildiği, yine kuzeydoğuda komşu 116 ada 14 ve 19 numaralı parsellerin bir bütün halinde toprak tevzi 133 numaralı parsel olarak işlem gördüğü ve Ömer oğlu Baran adına olan 1937/108 tahrir numaralı ve 3000 m2 yüzölçümlü değişir sınırlı vergi kaydının kayıt miktarı kadar bölümünün toprak tevzi 242 (kadastro 116 ada 19 parsel) parsel ve kayıt fazlası olan bölümünün de toprak tevzi 241 numaralı parsel (kadastro 116 ada 14 parsel) olarak Hazineye terk edildiği ve Hazine adına tapu kaydı oluşturulduğu, yine komşu toprak tevzi 132 numaralı parselin (kadastro 135 ada 7 ve 116 ada 11 parseller) Hazine adına Kasım 1961 tarih 408 numaralı tapu ile Hazine adına tescil edildiği, yine komşu toprak tevzi 135 numaralı parselin (kadastro 116 ada 16 parsel) Abdurrahman Coşkun'un zilyetliğinde ise de, Hazine adına Kasım 1961 tarih 411 nolu tapu kaydı oluşturulduğu, yine güneyde toprak tevzi 245 parselin (kadastro 116 ada 17 parsel) toprak tevzi 136 numaralı parsel iken 1937/101 tahrir numaralı Selim oğlu Mustafa Karakaya adına olan vergi kaydı uygulanarak 245 ve 246 numaralı toprak tevzi parselleri olarak ikiye ifraz edildiği, toprak tevzi 245 (kadastro 116 ada 17 parsel) numaralı parselin Mustafa Karakaya üzerinde bırakılıp, kayıt fazlası olan toprak tevzi 246 parselin Hazine adına Kasım 1961 tarihinde tapuya tescil edildiği, toprak tevzi 137 numaralı parsele 107 tahrir numaralı Nadir oğlu Ömer adına olan vergi kaydı uygulandığı ve daha sonra toprak tevzi 247-248 numaralı parseller olarak ikiye ifraz edilerek 247 numaralı parselin Hazine üzerinde bırakılıp tapuya tescil edildiği, toprak tevzi 248 numaralı parselin de 108 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kabul edilerek Ali Uçar üzerinde bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Şu hale göre; dava konusu parsellerin kişiler adına zilyetlik yoluyla tescil edilebilmesi için belirtme tutanağının düzenlendiği 18.08.1961 tarihinden önceki zilyetleri yararına, 3402 sayılı Yasanın 46/1. ve aynı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı koşulların oluşması gerekir. Yani, 1961 tarihinden geriye doğru çekişmesiz aralıksız malik gibi 20 yıl sürdürülen zilyetliğin aranması gerekir. Ne var ki; mahkemece bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi, taşınmazın Musa Coşkun'a kaldığı kabul edilerek hüküm kurulduğu halde Musa mirasının yöntemine uygun olarak paylaşılıp paylaşılmadığı da katılan davacı Sertif yönünden gereği gibi araştırılmamıştır.
O halde; Dairenin iade kararı üzerine getirtilen harita ve evraklar da göz önünde bulundurularak yaşlı ve yansız yerel bilirkişilerle teknik bilirkişiler aracılığı ile yeniden yapılacak keşifte toprak tevzi haritası ile vergi ve tapu kayıtları gereği gibi yerine uygulanıp, kapsamları belirlenmeli, toprak tevzi belirtmelik tutanağının düzenlendiği 18.08.1961 ve tapu kaydının oluştuğu Kasım 1961 tarihinden sonrasında sürdürülen zilyetliği ve zilyetleri yararına herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı göz önünde bulundurularak, zilyetliğin hangi tarihte kimler tarafından başlayıp nasıl sürdürüldüğü, zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı, yerel bilirkişi ve zilyetlik tanıklarından ayrıntıları ile maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, miras bırakan Musa Coşkun'un veraset ilamı ilgilisinden istenerek; katılan davacı ile diğer davacılar arasındaki çekişme miras bırakan Musa'nın ölümünden sonra terekesinin mirasçılar arasında paylaşılıp paylaşılmadığı noktasında toplandığından ve paylaşıma dayanan taraf Medeni Yasa'nın 6. maddesi gereğince paylaşımın varlığını, tarihini, paylaşıma tüm paydaşların ya da yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paydaşlara verilen paylar ile bunların akıbetlerini tespit gününe kadar paylaşımın bozulmadığını kanıtlamakla yükümlü olduğundan ve 3402 Sayılı Yasanın 15. maddesi uyarınca harici paylaşım, belgeler ile bilirkişi ve tanık beyanlarıyla kanıtlanabileceğinden, paylaşıma dayanan taraftan bu konudaki delilleri sorulmalı, paylaşım yapılmışsa; paylaşımın yapılmadığını iddia eden tarafın bu taşınmazdaki payına karşı ne aldığı, taşınmaz almışsa nereden aldığı ve o taşınmazın kadastroda kim adına tespit edildiği araştırılıp tutanakları ve tapu kayıtları bulunduğu yerden getirtilip incelenmeli, uzun süreli kullanmanın paylaşımın karinesi olduğu ve paylaşımda eşitliğin zorunlu olmadığı göz önünde bulundurulmalı, fen bilirkişisinden mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine açık yapılan uygulamayı gösterir birleşik krokili rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle katılan davacı Sertif Coşkun ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 24.06.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy