(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m.14)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine ve orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, dayanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle gereği düşünüldü:
Karar: Çekişmeli taşınmazlar yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, kesinleşen orman tahdidi içinde kaldıkları ve hiç kimse tarafından tapu kaydı ibraz edilerek talepte bulunulmadığı gerekçesi ile ölçü dışı bırakılmışlar; Mehmet Feyzullah Aksoy ve arkadaşlarının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne verdikleri dilekçe üzerine Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün emri ile incelemeleri yapılmış, bir kısım tapu kayıtlarına dayalı olarak kayıt malikleri zilyetliğinde oldukları yolunda tespitleri yapılmıştır. 861 sayılı parsel 161625 m2 tarla, 862 sayılı parsel 12242.50 m2 tarla, 863 sayılı parsel 85000 m2 tarla, 864 sayılı parsel 123.500 m2 tarla nitelikleri ile Haziran 1331 tarih 4 numaralı. Mayıs 1337 tarih ve 6 ve 7 numaralı tapu kayıtlarına dayalı olarak Mehmet Feyzullah Aksoy ve arkadaşları adına; 865 sayılı parsel 116 875 m2 ham toprak ve tarla; 866 sayılı parsel 4000 m2 petrol boru hattı, 867 sayılı parsel 3000 m2 petrol boru hattı nitelikleri ile Hazine adına; 870 sayılı parsel 112 500 m2 tarla niteliği ile K. sani 1311 tarih 8 numaralı tapu kaydına dayanılarak Servet Yıldırım adına 04.05.1981 tarihinde tespit görmüştür.
Bu tespitlere karşı İstanbul Defterdarlığı, Orman Yönetimi ve bir kısım gerçek kişiler tarafından itiraz edilmesi üzerine tapulama komisyonu 20.12.1984 tarihinde yetkisizlik kararı vererek tutanak ve eklerini tapulama mahkemesine göndermiş, tapulama mahkemesi lağvedilmiş olduğundan asliye hukuk mahkemesinde dava görülmüş; asliye hukuk mahkemesi; mahallinde usulünce tutanak düzenlenmediği, ayrıca komisyonca kesin bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile dosyayı iade etmiştir.
Bu kez çekişmeli taşınmazların yine aynı miktar ve niteliklerle tespitleri yapılıp 861 ile 870 sayılı parsellerin asliye hukuk mahkemesinin 1992/235 ve 1991/591 esas sayılı dosyalarında; 862, 863, 864, 865, 867 sayılı parsellerin yine 1991/591 E. sayılı dosyada davalı oldukları da belirtilerek 3402 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince gönderme kararı verilmiştir.
Tutanaklarda bahsi geçen asliye hukuk mahkemesinin 1992/235 sayılı dosyası Hüseyin Yıldırım tarafından Hazineye karşı 1991/591 Esas sayılı dosya ise Mehmet Fahri Aksoy, Bayram Şahin, Mustafa Ece, Hayk Kaptanoğlu, Hümeyra Fatma Kefeli ve arkadaşları tarafından Hazine ve Pendik Belediyesine karşı açılan elatmanın önlenmesi ve tescil istemi ile ilgili davalar olup asliye hukuk mahkemesinden görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmış, kadastro mahkemesince birleştirilmişlerdir.
Yapılan yargılama sonucunda; hak iddiasında bulunan davacı ve katılanların hiçbirinin iddiasının sübuta etmediği, tespite esas tapu kayıtlarının nizalı parsellere uymadığı, esasen bu parsellerin bir bölümünün kesinleşmiş orman tahdit sınırı içinde ve zeminde devlet ormanı olduğu, bir kısmının bilim ve fen yönünden orman niteliğini yitirmesi nedeniyle 2/B uygulaması sonucu orman sınırı dışına çıkarılan yer olup iktisabı mümkün olmayan arazi olduğu, bir kısım yerin kültür arazisi olduğu anlaşılmasına rağmen Kadastro Yasasının 14. maddesindeki koşulların oluşmadığı, bu kişilerin son 10 yıldır zilyet oldukları iddia ettikleri anlaşıldığı gerekçesi ile;
1- Müdahil davacı Mustafa Bayram'ın davası atiye bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına,
2- Cümle davacı ve müdahil davacıların davalarının reddi ile 15.03.2001 tarihli fen bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 861 sayılı parselin ( A ) ile işaretli kısmının ve 863 sayılı parselin tamamının orman niteliği ile Hazine, 861 sayılı parselin ( B ) ve ( C ) ile işaretli kısımları ile 862, 864, 865, 066, 867 ve 870 sayılı parsellerin Hazine adına tescillerine karar verilmiştir.
Bu karar Orman Yönetimi ile bir kısmı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, genel kadastroya itiraz niteliğinde olup dava sırasında 1744 sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması işlemi yapılmıştır. Bu nedenle, tahdide itiraz niteliğini kazanmıştır. Gerçek kişilerin dayandıkları kayıtların hiçbirisinin dava konusu taşınmazlarla ilgisinin olmadığı mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve keşif sonucu belirlenmiş olup mahkemece gerçek kişilerin itirazlarının reddi yolunda kurulan hükümde isabetsizlik yoktur. Bu nedenlerle gerçek kişilerin itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Orman Yönetiminin temyiz itirazlarına gelince: mahkemece tahdit ve 2. madde uygulamaları ile ilgili keşif ve alınan rapor yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli değildir. Uzman bilirkişi İbrahim Keskin tarafından düzenlenen raporda tahdit ve 2. madde uygulaması ile ilgili olarak düzenlenen rapor ve krokide rapor ve krokide miktar ölçümü ve yeterli bir açıklama mevcut olmayıp hiçbir sonuç sağlayan böyle bir raporla hüküm kurulamaz. Haritaya, ölçekli işleme tabi olan orman tahdidinde "takriben" kelimesiyle sonuca gidilemez ve miktar belirlenemez. Haritanın eksiksiz olarak yerine uygulanması, hassas aletlerle ölçüm yapılması ve 1942 yılında kesinleşmiş orman tahdidi ile 1989 yılında gerçekleşmiş 2. madde uygulamasına ait harita yerine uygulanıp tahdit içinde kalan kesimlerle 2. madde uygulaması ile dışarı çıkanları kesimlerin miktarları eksiksiz olarak belirlenip haritaya işlenmesi, bu yolda yeterli rapor düzenlenmesi zorunludur. Bu sebeplerle evvelce görev almış bilirkişiler dışında yeniden seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılarak 1942 orman tahdidine ait harita uygulanıp taşınmazların öncelikle bu tahdide göre konumu saptanmalı; daha sonra 1744 sayılı Yasa uygulaması ile ilgili harita uygulanıp dışarı çıkarılan yerler belirlenip miktar ve şekil olarak yeterli, inandırıcı, açıklama içeren ortak imzalı rapor ve kroki düzenlettirilmelidir. ayrıca Orman Yönetiminin itiraz ve davası ile orman tahdidine itiraz söz konusu olduğundan 2. madde ile dışarı çıkarılan kesimlerin toprak yapısı, bitki örtüsü incelenmek suretiyle gerçek anlamda orman niteliğini kaybetmiş olup olmadığını 31.12.1981 tarihli itibarı ile belirlemeli ve nitelik kaybı kavramı üzerinde durulmalıdır. Şöyle ki; öncesi orman olan taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünün yok edilmesi taşınmazların orman sayılmamasını gerektirmez. ( Müdahale durdurulup el çektirildiği takdirde taşınmaz tekrar ormana dönüşüyorsa nitelik kaybından söz edilemez. Salt orman bitki örtüsünün kaldırılmış olması, nitelik kaybı anlamında değildir. 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B maddesinde bilim ve fen bakımından orman niteliğinin kaybından söz edilmiştir. Bu madde doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybını içermektedir. Yoksa her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, erozyona sebep olacak biçimde teraslama yapması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi nitelik kaybı değil, zorla niteliğin kaybettirilmesidir. Bu yöntemle, ormanlarda nitelik kaybettirilmesinin doğal sonucu erozyon ve ormanın yok olmasıdır. Yasa, bu yolun açılmasını amaçlamamıştır. Yasanın tanımladığı nitelik kaybı içinde bu tür olaylara yer yoktur. Aksi halde, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi ormanların belirli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribatına ve yok edilmesine izin veriyormuş gibi bir sonuca ulaşılır ki; bunu kabul etmek olanaksızdır. Suç teşkil edecek biçimde zorlama yolu ile ormanın niteliğinin yok edilmesi yasalarla korunamaz. ) Bu konuda detaylı inceleme yapılarak bilirkişilerden inandırıcı açıklayıcı rapor alınmalıdır. Dosya içeriğinden 1989 yılında yapılan 2. madde uygulaması ile birlikte yeni bir tahdidin yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, bu hususta araştırma yapılmamıştır. 1989 yılında yapılan 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması nitelik kaybı konusuna tekabül edip ilk tahdit 1942 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapıldığından bu kez 2. madde ile beraber yeni tahdit söz konusu ise 4785 sayılı Yasa açısından yeniden tahdit edilen kesimler için memleket haritaları, amenajman planı ve hava fotoğrafları uygulaması yapılmalıdır. Bütün bu inceleme ve uygulamalar sonucu alınacak rapor ve düzenlettirilecek krokilere göre mahkemece tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: 1 ) Yukarıda 1. maddede açıklanan nedenlerle gerçek kişilerin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 ) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 17.09.2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy